BLOG

Helvét-Farm’ın stratejik vizyonu: Bezelye odaklı yeni katma değer zinciri

30 Mart 20267 dk okuma

Macaristan’ın güneyindeki modern bir bezelye işleme tesisi, sürdürülebilir tarımın geleceğini yeniden tanımlıyor. Helvét-Farm’da gelenek ile inovasyon buluşurken, uzun yıllar arka planda kalan bezelye bugün yeni bir protein anlayışının merkezine yerleşiyor. Bu yatırım, değişen pazar taleplerine verilmiş cesur ve stratejik bir yanıt niteliği taşıyor.

Macaristan tarımı geleneksel olarak mısır, buğday ve hayvancılık ekseninde şekillendi. Ancak son yıllarda bezelye, hem Macaristan’da hem de dış pazarlarda sağlıklı ve çevreye duyarlı tüketicilerin sofralarında yeniden öne çıkmaya başladı. Bir dönem mütevazı bir yardımcı ürün olarak görülen bezelye, bugün birçok formülasyonda öne çıkan bir bileşene dönüşüyor. Veriler de bunun geçici bir eğilim olmadığını gösteriyor. Avrupa Komisyonu ve diğer paydaşların piyasa analizleri, bezelye proteini pazarının önümüzdeki yıllarda yüzde 5’in üzerinde büyüyeceğine işaret ediyor.

Ülkenin güneydoğusunda, Orosháza’da faaliyet gösteren Helvét-Farm ise alternatif proteinlere yönelik tüketici talebi hız kazanmadan çok önce, bezelye üretimini ölçekli biçimde büyütme fırsatını görmüştü. Şirketin vizyoner projesinin arkasında, tarladan sofraya kadar her adımı kontrol altına alarak müşterilere en yüksek kalitede ürün sunma hedefi bulunuyor.

Helvét-Farm Genel Müdürü Szemerey, “On yılı aşkın süredir bezelye yetiştiriyoruz. Bu ürün, bulunduğumuz bölgede biyolojik çeşitliliğe önemli katkı sağlıyor ve biz de onu soyaya alternatif olarak konumlandırmak istiyoruz. Kontrollü bir tedarik zinciri ve verimli teknolojiyle güçlü bir rekabet avantajı oluşturmayı hedefliyoruz.” diyor. 

ZAMANIN RUHUNU DOĞRU OKUMAK

Helvét, bölgedeki en gelişmiş işletmelerden biri olabilir; ancak yaklaşımı aynı zamanda klasik tarım kültürünün izlerini de taşıyor. Szemerey bu yaklaşımı şöyle anlatıyor: “Bizi yenilikçi olarak tanımlayabilirsiniz. Ama aslında bizim yaklaşımımız, ürün rotasyonuna çok daha fazla önem verilen geleneksel tarım yöntemlerine geri dönmek anlamına geliyor. Yabancı otlarla kimyasallarla değil, mekanik yöntemlerle mücadele ediyoruz. Pazar bulmak kimi zaman daha zor olabilir; ama bu, tarımın daha geleneksel bir biçimi.”

Bu yaklaşım, Helvét’in köklerine de saygı gösteriyor. Yalnızca Orosháza çevresindeki yerel iş gücüne, 1990’larda ağır sanayinin çöküşünün ardından yeniden tarıma dönme imkânı sunmakla kalmıyor; aynı zamanda şirketin kuruluş hikâyesiyle de örtüşüyor. Bunun ipucu adında saklı. “Helvét-Farm, 35 yıl önce yüzde 50 İsviçre ortaklığına sahip bir İsviçre-Macar ortak girişimi olarak, yerel Macar çiftçilerle birlikte kuruldu,” diyen Szemerey, “Daha sonra babam şirketi satın aldı ve o günden bu yana tamamen Macar sermayesiyle yoluna devam ediyor.” ifadelerini kullanıyor.


Bugün şirketin çevreci ve organik üretim yaklaşımının, yedi yıl önce görevi devralan Szemerey ile başladığı düşünülebilir. Ancak kendisi bu konuda ilk hakkı babasına veriyor: “Bu onun kararıydı. Biz aile şirketiyiz ve ben göreve geldiğimde işletme zaten organik üretim yapıyordu.”

Bugün 72 yaşında olan ve uzun yıllardır girişimcilik yapan Zoltán Szemerey ise süreci şöyle anlatıyor: “Budapeşte’deki Marczibányi tér organik pazarının düzenli müşterisiydim. Oradaki tedarikçiler ve satıcılarla sohbet ettiğimde, eğilimlerin değiştiğini ve tüketicilerin daha sağlıklı alternatifler aramaya başladığını söylüyorlardı.”

YENİ PAZAR İÇİN YENİ ÜRETİM MODELİ

Tüketici talebindeki bu değişimi tam anlamıyla değerlendirmek ve büyüyen pazara yanıt verebilmek için Helvét’in üretim sürecini baştan aşağı yeniden kurgulaması gerekiyordu. Szemerey ve ekibi, daha en başından itibaren Bühler’in bu süreçte kendilerine kapsamlı destek sunabilecek doğru ortaklardan biri olduğunu düşünüyordu. “Bühler’den daha önce de çeşitli ekipmanlar satın almıştık” diyen Szemerey, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Onları her zaman üstün teknolojileriyle tahıl işlemenin Mercedes’i olarak gördük.”

Helvét ekibi, 2022 yılında Bühler’in amiral gemisi niteliğindeki müşteri etkinliği Networking Days’e katıldıktan sonra kararını netleştirdi ve operasyonlarının merkezine, çift vidalı ekstrüder PolyTwin’i alan Bühler teknolojisini tercih etti.

Bühler Orta ve Doğu Avrupa Satış Müdürü Martin Krenn ise ortaklığın gelişimini şu sözlerle anlatıyor: “Helvét ile iddialı planları ve nasıl birlikte çalışabileceğimiz üzerine detaylı görüşmelere başladığımızda, bu ortaklığın mükemmel bir uyum taşıdığı hemen ortaya çıktı. Biz de onlar da tüm süreçlerde en yüksek kaliteyi sağlamak için değer zinciri üzerinde azami kontrol hedefliyoruz. Bu nedenle müzakereler çok sorunsuz ilerledi ve şartlarda anlaşmamızın ardından kısa sürede sahadaki hazırlıklara başlayabildik. Helvét’i ilginç kılan en önemli unsur, tarladan sofraya uzanan zincirin tamamını tek şirket çatısı altında yürütebilmesi. Bu ölçekte bütüncül bir yapı çok sık görülmez.”


HIZLA BÜYÜYEN BİR PAZAR

Helvét’in çiftlikleri ve işleme tesisleri, Macaristan’ın başkent Budapeşte’ye uzaklığı nedeniyle yatırımcıların çoğu zaman ikinci planda bıraktığı Békés bölgesinde yer alıyor. Buna rağmen, verimli tarım toprakları ve zengin doğal kaynaklarla öne çıkan bu düz arazi kuşağının önemli bir avantajı daha var: Romanya sınırına ve komşu pazarlara yakınlık. Szemerey bu konuda şunları söylüyor: “Bu sürece başladığımızda, Macaristan pazarının büyük bir potansiyel taşıdığını düşünmüyordum. Hatta başlangıçta müşterilerimizin yüzde 5’inin bile bu bölgeden çıkacağını ummazdım. Ancak son altı ila sekiz ay içinde, üretmeyi planladığımız ürünlere ilgi duyan çok sayıda yenilikçi şirket olduğunu görmek bizi oldukça olumlu şaşırttı.”

Szemerey’e göre bugün tablo çok daha farklı: “Artık müşterilerimizin yüzde 30, 40 hatta 50’sinin bu yakın coğrafyada, yani Sırbistan, Romanya, Hırvatistan ve Avusturya’da yer alabileceğini öngörebiliyorum. Bu pazarlara çok hızlı ulaşabiliyoruz.”

Vivienne Angeli
Bakliyat Bölümü Direktörü
Bühler

Bühler Bakliyat Bölümü Direktörü Vivienne Angeli’ye göre ise Helvét’in bitki bazlı gıda işine güçlü bir giriş yapmasında, tam değer zinciri çözümü tercih edilmiş olması belirleyici oldu. Angeli süreci şöyle özetliyor: “Çözümlerimiz tüm süreci kapsıyor. Önce ham ürünü temizliyor, sınıflandırıyor ve kabuğunu soyuyoruz. Ardından materyali, protein bakımından zengin bir bileşen ile nişasta bakımından zengin bir bileşene ayırıyoruz. Böylece yüksek katma değerli iki ayrı bileşen elde ederek bunları yenilikçi son ürünlerde amaca uygun şekilde kullanabiliyoruz.”

Angeli’ye göre süreç bununla da sınırlı değil: “Son aşamada çift vidalı ekstrüder PolyTwin, protein açısından zengin akışı işleyerek pet food ve et alternatiflerinde kullanılabilen lifli yapıda bir kuru ekstrüdat ürüne dönüştürüyor. Nişasta bileşeni ise daha yüksek protein içeren bir bezelye unu olarak değerlendirilebiliyor. Bu ürün; protein, lif ve besin değeri kazandırmak amacıyla atıştırmalıklardan makarnaya, unlu mamullerden birçok farklı gıda uygulamasına kadar geniş bir alanda kullanılabiliyor.”

GÜVEN VEREN BİR İSİM

Yeni fabrikanın kurulması sürecini yöneten ProcessTrade şirketinden Norbert Aradi’ye göre, Helvét-Farm’ın vizyonu tarladan sofraya uzanan tam entegre bir üretim hattı kurmak ve pazarın yeni taleplerine yanıt verebilmek. Aradi, “Bühler’i ilk kez 2012’de yakından tanıdım” diyor ve ekliyor: “Kalitelerini ve güvenilirliklerini biliyordum. Bu yalnızca ekipman açısından değil, yatırımcılar açısından da geçerli. İş birliği yapılması kolay bir şirket ve piyasanın durumunu, bunu nasıl hayata geçireceğini en iyi bilen firmalardan biri. İşin içinde Bühler adı varsa, bu yatırımcılar ve finansman sağlayan bankalar için de bir güvence anlamına geliyor. Eğer gıdanın geleceği üzerine çalışıyorsak, bundan daha doğru bir ortak düşünülebilir mi?”

Norbert Aradi, ProcessTrade Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü


Tesisin inşaatı Eylül 2023’te başladı ve bir yıl sonra tamamlandı. Tesis tam kapasiteye ulaştığında yılda 30 bin ton ürün işleyecek.

Babası yaklaşık on yıl önce yönü belirlemişti; bugün ise Szemerey daha büyük resme bakıyor: “Çoğu üretici ya kuru fraksiyonlama yapıyor ya da ekstrüzyon. Her iki süreci de aynı çatı altında yürüten çok az şirket var ve bu bizi çok daha verimli kılıyor. Çiftçi kimliğimiz sayesinde zincirin tamamını da kontrol ediyoruz. Biz 70/70 kuralını uyguluyoruz; yani hammaddenin yüzde 70’ini 70 kilometrelik yarıçap içinden tedarik ediyoruz. Toplam 30 bin tonluk kapasitemiz yaklaşık 9 bin ila 10 bin hektarlık üretim alanı gerektiriyor ki bu da bölgede rahatlıkla mümkün.”

Tesisin bir vardiyada yaklaşık altı kişilik çekirdek operasyon ekibiyle çalışması planlanıyor. Szemerey, işe alım sürecinin beklediğinden çok daha sorunsuz ilerlediğini söylüyor: “Orosháza’ya insan çekmenin zor olacağından endişe etmiştim. Ancak bu sıfırdan kurulan bir yatırım olduğu için insanlar kaliteye öncelik verdiğimizi görebiliyor. Bunu anladıklarında, burada sunabildiğimiz imkânları değerlendirmeye çok daha açık hâle geliyorlar.”

Bu çalışanlardan biri de, Kecskemét’teki bir konserve fabrikasından Orosháza’ya gelen Bianka Szőke-Molnár. Ağustos 2024’te şirkete katılan Szőke-Molnár, Helvét’te üretim planlamasına destek veriyor ve geliştirme teknolojisi alanında sahada öğrenerek görev alıyor. Bianka, görev alanını şöyle anlatıyor: “Sorumluluklarım çok geniş bir alana yayılıyor. Hammaddenin kabulünden tedarik süreçlerine destek verilmesine, makine spesifikasyonlarının takibinden müşteri anketlerine, kalite kontrolden denetim hazırlıklarına kadar birçok işin içinde yer alıyorum.”

USTALARI ÇEKEN TEKNOLOJİ

Szemerey’e göre, yeni ekstrüder yalnızca genç çalışanlar için değil, sektörde deneyimli profesyoneller için de güçlü bir çekim merkezi oluşturuyor. Bu durumu şu benzetmeyle anlatıyor: “Ekstrüzyon makinemizi kendi alanının Steinway piyanosu olarak görüyoruz; şimdi onu çalmayı öğrenmemiz gerekiyor. Bir kişi gerçekten müzisyense, o enstrümanın nerede olduğuyla çok ilgilenmez.”


Kapak Dosyası Konuları: 

Kapak Dosyası Kategorisindeki Yazılar
10 Kasım 20212 dk okuma

Tahıl piyasalarındaki belirsizlik gıda güvencesini tehdit ediyor

09 Mart 20222 dk okuma

Savaş, tahıl piyasalarını korkutuyor