BLOG

Tanış Milling, yeni nesil değirmen teknolojileriyle sahada

28 Ocak 20268 dk okuma

Gaziantep merkezli, üçüncü kuşak bir aile şirketi olan Tanış Milling, un–irmik ve mısır değirmenlerinden yem fabrikalarına uzanan anahtar teslim tesisleriyle bugün 70’ten fazla ülkede yatırımcıların çözüm ortağı. Cidde’de görüştüğümüz Tanış Milling Genel Müdürü Emre Tan, Afrika ve Ortadoğu’nun şirket için neden “omurga” olduğunu, yeni Puridant Semolina Purifier ile dikey mısır degerminatörünün sahada nasıl fark yarattığını anlattı.

Emre Tan
Tanis Milling
Genel Müdürü

Tanış Milling, Gaziantep’teki üçüncü kuşak aile şirketi kimliğini; un–irmik, mısır, bakliyat ve yem tesislerine yönelik anahtar teslim çözümler ve yeni nesil proses teknolojileriyle birleştirerek bugün 70’ten fazla ülkede proje üreten küresel bir oyuncu konumunda. Şirketin Genel Müdürü Emre Tan, IAOM MEA 2025 konferansında Değirmenci’ye verdiği röportajda Afrika ve Ortadoğu’yu şirketin “omurgası” olarak tanımlıyor. Aynı zamanda küresel talep daralması ve akreditif süreçlerindeki tıkanmaların ihracatçıları nasıl “yarı zamanlı bankacıya” çevirdiğini, Puridant Semolina Purifier ile dikey mısır degerminatörünün sahada sağladığı verimlilik avantajlarını ve Tanış’ın rekabet, finansman ve teknoloji dengesine dayalı büyüme stratejisini anlatıyor.

Tüm bu başlıkları, sektördeki güncel tablo ve Tanış Milling’in yol haritası eşliğinde, Emre Tan’dan dinliyoruz:

Emre Bey, öncelikle Tanış Milling’i henüz yakından tanımayan okurlarımız için, şirketi ve bugün pazardaki konumunu bize anlatır mısınız?

Tanış, bugün üçüncü kuşak tarafından yönetilen bir aile şirketi. Genel Müdür olarak ben görev yapıyorum ve babam Kemal Tan Bey de işin içinde çok aktif şekilde yer almaya devam ediyor. 

1956’da Gaziantep’te kurulan Tanış A.Ş., un ve irmik değirmenleri, mısır değirmenleri, yağlı tohum ve bakliyat işleme tesisleri, yem fabrikaları ile tahıl depolama ve elleçleme sistemleri dâhil olmak üzere geniş bir yelpazede komple anahtar teslim çözümler sunan, Türkiye’nin önde gelen değirmen makineleri ve endüstriyel proses ekipmanları üreticilerinden biri konumunda. Üretimimizi Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’ndeki modern tesislerimizde, 25.000 m²’yi aşan kapalı alanda gerçekleştiriyor; projelerimizin mühendislik, imalat, montaj ve devreye alma süreçlerini kendi bünyemizde yönetiyoruz.


Bugün Tanış Milling’in, Türk değirmen makineleri üreticileri arasında ilk beş oyuncudan biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bunu sadece ciroya bakarak değil; pazar erişimimize, katıldığımız fuar ve konferansların niteliğine, üstlendiğimiz projelerin ölçeği ve teknik karmaşıklığına bakarak söylüyorum. Dünya genelinde 70’ten fazla ülkede çalışan hatlarımız ve anahtar teslim değirmenlerimiz, bizi hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda güvenilir bir çözüm ortağı haline getiriyor

TALEP DARALMASI VE ZORLAŞAN AKREDİTİFLER

Sizce bugün sektörün karşılaştığı en büyük zorluklar neler? Özellikle finansmana erişim ve dış ticaret süreçleri açısından tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Küresel piyasanın ciddi baskı altında olduğunu kabul etmek gerekiyor. Talep daralıyor, finansmana erişim zorlaşıyor ve bu durum sadece değirmen makineleri üreticilerini değil, bütün Türk ihracatçıları da etkiliyor. Çoğu zaman kendimizi yarı zamanlı bankacı gibi hissediyoruz: Akreditifler, teminatlar, muhabir bankalar ve çok uzun onay süreçleriyle uğraşıyoruz. Bir projede, örneğin, sadece akreditif teyidi için yaklaşık sekiz aydır bekliyoruz; bu da maalesef tekil bir örnek değil.

Ticari finansman tarafında ciddi tıkanmalardan söz ettiniz. Özellikle birçok Türk değirmen makinecisinin aktif olduğu Afrika pazarlarında neler yaşanıyor?

Tipik bir projede müşterinizle güven inşa etmek, görüşmeler yapmak, projeyi netleştirmek, şartlarda anlaşmak ve nihayetinde el sıkışmak altı ayınızı alabiliyor. Asıl zorluk ise ondan sonra başlıyor: Akreditifin açılması ve teyidi.

Bizim yoğun olarak çalıştığımız bölgelerde – özellikle Sahraaltı Afrika ve frankofon ülkelerde – çoğu zaman euro tercih ediliyor ve iş dili Fransızca. Bu da doğal olarak Fransız ve Alman muhabir bankaları devreye sokuyor. Türk ihracatçı ile Afrikalı ithalatçı arasındaki süreçlerin ne kadar sorunsuz işleyeceğinde siyasi faktörlerin de etkisi oluyor.

Zorluklar alıcı bankası tarafında da yaşanabiliyor, ihracatçı bankası tarafında da; özellikle bankanın dış ticaret departmanı yeterince tecrübeli değilse… Ama çoğu durumda asıl tıkanma halkası aradaki muhabir bankalar. Zincirdeki herkes – bankalar dahil – parayı mümkün olduğunca uzun süre elinde tutmak istiyor. Bu da sistemdeki para dolaşımını yavaşlatıyor.

Sadece Türkiye’de değil, çalıştığımız pek çok ülkede küresel enflasyon ve resesyon baskısı hissediliyor. Konvertibl para birimlerine, özellikle euro ve dolara erişim zor. İhracatçılar olarak dış ticaret finansmanının dilini, bankacılığın teknik jargonunu bu süreçte öğrenmek zorunda kaldık.

Ben, küresel likidite koşulları düzeldiğinde ve sistemde daha fazla “dolaşan para” olduğunda bankaların da esnekleşeceğine, projelerin daha kolay akacağına inanıyorum. O noktaya gelene kadar bizim sektörümüzde ihracatçılık, ciddi bir ısrar ve sabır gerektiriyor.

‘AFRİKA VE ORTADOĞU BİZİM OMURGAMIZ’

Şu an Cidde’de, IAOM Orta Doğu ve Afrika 2025 (IAOM MEA) konferans ve fuarındayız. Ortadoğu ve Afrika bölgesi, Tanış Milling için ne ifade ediyor?

Bizim için Afrika, ihracata başladığımız 1980’lerin sonu, 1990’ların başından beri çekirdek pazar konumunda. Üretim üssümüz Gaziantep’te; bu da bize stratejik bir konum sağlıyor: Coğrafi olarak Ortadoğu’ya yakın, Afrika’ya da güçlü lojistik bağlantılara sahip bir şehir. Türk Hava Yolları ve diğer taşıyıcılar sayesinde ulaşamayacağımız neredeyse hiçbir nokta yok.

Bizim ihracat hikâyemiz Ortadoğu ve Afrika’da başladı. Bugün gururla söyleyebiliyoruz ki, ağımız Latin Amerika’dan Güneydoğu Asya’ya uzanıyor; ancak bu bölge hâlâ omurgamız. Ortadoğu ve Afrika’daki tüketim alışkanlıkları ve gıda kültürü, hem sektörümüzle hem de sunduğumuz teknolojiyle son derece uyumlu.

Şu anda Tanış Milling’in 70’in üzerinde ülkede varlığı var. Ben şahsen yaklaşık 60 ülke ziyaret ettim, pek çoğuna birden fazla kez gittim. Satış ve yönetim ekibimiz sahada çok aktif. Dolayısıyla 70’i aşkın ülkeye ulaşmak bizim için sürpriz değil; uzun vadeli, istikrarlı bir çalışmanın sonucu.

Ortadoğu ve Afrika’yı vazgeçilmez pazarlar olarak görüyoruz ve çözüm odaklı projelerle bu coğrafyadaki iş ortaklıklarımızı güçlendirmeye devam edeceğiz.


TANIŞ’IN YENİ TEKNOLOJİ HAMLESİ

Teknoloji tarafına gelirsek… Son dönemde piyasaya sunduğunuz yenilikler neler? IAOM MEA’da özellikle hangi çözümleri öne çıkarıyorsunuz?

Yaklaşık on iki ay önce yeni irmik temizleme makinemiz olan Puridant Semolina Purifier’ı pazara sunduk. Birçok fuarda tanıtma fırsatı bulduk ve sektörden gelen ilgiden memnunuz.

Puridant semolina purifier, standart modellere kıyasla en çok eleme yüzeyiyle ayrışıyor. Etkin eleme alanı yaklaşık yüzde 25 daha geniş. Bu, hem diyagram mühendislerimiz hem de müşterilerimiz için ciddi bir avantaj. Prosese bağlı olarak bu alan artışı, aynı taban alanında makine kapasitesinde yaklaşık yüzde 10’lara varan artışa dönüşebiliyor. Bir hatta birden fazla purifier kullandığınızda ise bu kazanımlar katlanıyor; toplam proses veriminde ve ürün kalitesinde çok net bir iyileşme görüyorsunuz.

Mısır prosesine ve yeni bir degerminatör tasarımına da özel vurgu yapıyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız?

Evet, mısır prosesini bizim için stratejik bir odak alanı olarak görüyoruz. Bu fuarda da dikey degerminatörümüzü öne çıkarıyoruz; dikey tip bir degerminatör. Geleneksel olarak birçok tesiste yatay tip degerminatörler kullanılıyor.

Bizim dikey modelimiz, klasik yatay tasarımlara kıyasla kapasite, randıman ve enerji verimliliği açısından net avantajlar sağlıyor. Bunu sadece katalogda söylemiyoruz; sahada birebir karşılaştırmalı testler yaptık. Gaziantep’te mısır üzerine uzmanlaşmış bir iş ortağımızla, yatay degerminatörlerin çalıştığı bir tesiste laboratuvar analizleri ve performans karşılaştırmaları gerçekleştirdik. Bu denemelerde, ikişer adet 75 kW gücünde yatay degerminatörle, aynı kapasitede çalışan tek bir 75 kW Tanış dikey degerminatörü kıyasladık. Dikey degerminatör daha yüksek randıman ve kepek ile rüşeymin birbirinden daha iyi ayrıştığı bir sonuç verdi. Bu sonuçlar, güçlü bir Ar-Ge ve kalite kontrol altyapısından gelen laboratuvar verileri ve grafiklerle destekleniyor.

Ortaya çıkan performans farkı, Tanış Milling’e mısır prosesinde önemli bir rekabet avantajı sağlıyor. Aynı zamanda müşteriye de değer katıyor; çünkü yan ürünler – kepek ve rüşeym – lif ve yağ bakımından zengin olduğu için, tipik bir buğday kepeğine kıyasla yem sektöründe daha yüksek katma değer sunuyor.


Bu çözümü pazarda nasıl konumlandırıyorsunuz? Ağırlıklı olarak tek başına satılan bir makine olarak mı tercih ediliyor, yoksa genellikle sizin tasarladığınız komple mısır işleme tesislerinin entegre bir parçası olarak mı yer alıyor?

Tercihimiz, teknolojimizi kendi tasarladığımız komple proseslerin içinde konumlandırmak. Elbette, bazı projelerde mısır tesisini başka firmalar kuruyor ve degerminatör olarak bizim makinemizi diyagrama dâhil etmek istiyorlar; bu tip işbirliklerine de açığız. Ancak genel yaklaşımımız biraz muhafazakâr: Kendi proses tasarımımız ve ekipmanlarımızla birlikte çalışmayı seviyoruz.

Mısır prosesinde “tek beden herkese uyar” mantığı yok. Beyaz mısır, sarı mısır ve farklı mısır çeşitleri; hepsi farklı proses konseptleri gerektiriyor. “Mısır mısırdır” deyip her yerde aynı akış şemasını kullanamazsınız. Hedef ürün çok önemli: Atıştırmalık ve bira endüstrisi için mısır irmiği mi üretiyorsunuz, mısır unu mu, yoksa yem mi?

Bu nedenle mısır tesislerinde – tıpkı buğday un fabrikalarımızda olduğu gibi – her projeye özel tasarım gözüyle bakıyoruz. Aynı ülkede, aynı kapasitede iki tesis bile olsa, yatırımcının pazar vizyonu ve stratejisine bağlı olarak akış şemalarında ciddi farklılıklar ortaya çıkabiliyor.

Küresel ölçekte mısır fiyatları, döneme göre değişmekle birlikte, genellikle ton başına 50–70 dolar seviyesinde buğdayın altında seyrediyor. Dolayısıyla mısırı irmik, un ve yüksek kaliteli yan ürünlere dönüştürerek oluşturduğunuz katma değer, buğdaya kıyasla daha da cazip olabiliyor. Bu da birçok yatırımcı için mısır projelerine ciddi şekilde eğilmek için önemli bir gerekçe.

Sohbetimiz sırasında Suudi Arabistan’da yeni bir projenizden de bahsettiniz. Bununla ilgili neler paylaşabilirsiniz?

Suudi pazarında on yılı aşkın süredir aktifiz; ağırlıklı olarak buğday ve bakliyat temizleme projeleri yaptık. Ancak söz konusu proje, Krallık’taki ilk mısır irmiği projemiz olacak. Riyad sanayi bölgesinde 250 ton/gün kapasiteli bir mısır irmiği tesisi kuruyoruz. Her şey planlandığı gibi giderse, değirmen yaklaşık mayıs ayında devreye girecek. Montaj çalışmaları devam ediyor, bina ve altyapı işleri sürüyor ve tüm makineler Suudi Arabistan’a sevk edildi. Bizim için bu proje, bölgede vitrine koyabileceğimiz bir referans ve Suudi pazarına olan bağlılığımızın güçlü bir göstergesi.


‘REKABET OLSUN, DEĞER ODAKLI OLSUN’

Son olarak, değirmencilik sektörüyle paylaşmak istediğiniz bir mesajınız var mı?

Rekabetin olmadığı bir sektör yok, olmaması da zaten sağlıklı değil. Sağlıklı rekabet, firmaları inovasyona, mühendisliğini ve servis kalitesini geliştirmeye zorluyor; bu da nihayetinde yatırımcıya ve değirmencilere fayda sağlıyor.

Biz Tanış Milling olarak rekabetin sürdürülebilir ve değer odaklı olmasını arzu ediyoruz. Odak noktamız; sağlam, verimli tesisler tasarlamak, Ar-Ge’ye yatırım yapmak ve projelerimizin arkasında uzun vadeli durmak. Buna dürüst ve şeffaf bir fiyatlandırma yaklaşımı eklendiğinde, hem tedarikçilerin hem yatırımcıların önümüzdeki yıllarda güçlü kalacağına inanıyoruz.

Günün sonunda hepimizin ortak hedefi, tüketicilere güvenli ve yüksek kaliteli gıda sunmak. Eğer bu hedefi aklımızda tutar, projelerimizi güven ve teknik mükemmeliyet temelinde kurgularsak, değer zincirinin her halkası – çiftçiden değirmenciye, ekipman tedarikçisinden son kullanıcıya kadar – bu süreçten kazançlı çıkar.

Teknoloji Platformu Kategorisindeki Yazılar
25 Temmuz 20196 dk okuma

‘Yüksek katma değerli ürünlerle rekabet gücümüzü artırıyoruz’

İsmail Kunduracı, Selis Makina Yönetim Kurulu Başkanı: “Türkiye, hububat işleme sektöründe ihracat ...

06 Mart 20174 dk okuma

Depart Teknolojideki Tüm Yenilikleri Ürünlerine Yansıtıyor

Cengiz TİRYAKİOĞLU, Depart: “Depart, değirmencilik sektöründe ihtiyaç duyulan her türlü yedek parça...

27 Temmuz 20206 dk okuma

Covantis, tarımsal emtia ticaretini dönüştürecek

Petya SECHANOVA CEO Covantis “Bizim sektörde işleri yürütme şekli son 200 yıldır pek değişmedi. ...