BLOG

Buğdayda bugünün maliyet şoku, yarın üretimi baskılayabilir

16 Nisan 20266 dk okuma

Değirmenci’ye konuşan Expana Tahıllar ve Yağlı Tohumlar Analiz Direktörü Benoît Fayaud, Ortadoğu’daki gerilimin buğday piyasasında şimdilik sınırlı bir fiyat etkisi yarattığını, ancak asıl riskin orta vadeli üretim dengelerinde saklı olduğunu vurguladı. Yükselen gübre, enerji ve navlun maliyetlerinin çiftçi kârlılığı, ürün kalitesi ve ekim alanları üzerinde ciddi bir baskı oluşturabileceğine dikkat çeken Fayaud, piyasanın özellikle 2027/28 sezonuna yönelik görünüm açısından dikkatle izlenmesi gerektiğini belirtti.

Benoît Fayaud
Expana Tahıllar ve Yağlı Tohumlar
Analiz Direktörü

Ortadoğu’daki çatışmalar ve Hürmüz Boğazı çevresinde artan gerilim, küresel buğday ticaretine yeni bir maliyet baskısı getiriyor. Şimdilik buğday fiyatlarındaki artış sınırlı kalsa da navlun, bunker yakıtı, sigorta ve özellikle azotlu gübre maliyetlerindeki yükseliş, piyasanın orta vadeli görünümünü daha kırılgan hale getiriyor. Expana Tahıllar ve Yağlı Tohumlar Birimi Direktörü Benoît Fayaud’a göre asıl risk, mevcut buğday akışlarından çok, üreticinin marjlarının daralması, kalite riskleri ve ekim kararları üzerindeki baskıda yatıyor. Bu tablo, özellikle 2026/27 ve daha da önemlisi 2027/28 sezonlarına yönelik görünüm açısından dikkatle izlenmeli.

Küresel arzın güçlü seyri buğday fiyatlarını şimdilik sınırlasa da, artan enerji ve gübre maliyetleri ile yükselen lojistik riskler, piyasanın temellerini zorlamaya başladı. Fayaud, krizin bugüne kadar büyük ihracatçılarda buğday fiyatlarını ton başına yalnızca 5-15 dolar artırdığını belirtiyor. Ancak ona göre daha önemli tehdit, azotlu gübre fiyatlarındaki sıçrama nedeniyle çiftçilerin kârlılığının aşınması. Bu durum, protein oranından ekim alanlarına kadar birçok başlıkta etkisini gelecek sezonlarda daha net gösterebilir.

Bu söyleşide Benoît Fayaud, Hürmüz krizinin buğday fiyatlarına, gübre ekonomisine, alıcı davranışlarına ve küresel tahıl tedarik stratejilerine etkilerini değerlendiriyor.

HÜRMÜZ ŞOKU KÜRESEL BUĞDAY TİCARETİNDE MALİYET BASKISINI ARTIRIYOR

Ortadoğu’da gerilimin tırmanmasının ardından küresel buğday piyasasında en belirgin değişim ne oldu?

Bölgede çatışmaların başlamasından bu yana buğday piyasasında üç temel unsur değişti: petrol fiyatları, doğal gaz fiyatları ve azotlu gübre maliyetleri. Örneğin Batı Avrupa’da granül üre fiyatı şubat sonundan bu yana ton başına 70 euro artarak 27 Mart itibarıyla 745 euro/tona yükseldi. Üre amonyum fiyatı da aynı ölçüde artarak 430 euro/tona çıktı. Bunun temel nedeni, Ortadoğu’nun küresel azotlu gübre ihracatında yüzde 30’un üzerinde paya sahip olması ve doğal gazın bu gübrelerin üretiminde temel girdi olması.

Bunun sonucu olarak çiftçiler, azotlu gübre ve yakıt için çok daha yüksek maliyetlerle karşı karşıya kalırken, buğday fiyatları aynı ölçüde artmadı.

Hürmüz krizi; navlun, bunker, sigorta ve genel risk primlerini yükseltirken, bu durum büyük ithalatçılar için buğdayın teslim maliyetini ne ölçüde etkiliyor?

Fransa, Arjantin ve Rusya gibi başlıca tedarikçilerden yapılan buğday ihracatında fiyatlar ortalama ton başına 5-15 dolar yükseldi. Aynı dönemde, şubat başı ile mart sonu arasında Ortadoğu’ya ve diğer önemli ithalatçı ülkelere yönelik navlun maliyetleri de yüzde 10-20 arttı. Bu da rotaya bağlı olarak ortalama ton başına yaklaşık 3-8 dolarlık ek maliyet anlamına geliyor. Dolayısıyla buğday ithalat maliyetlerindeki artış hissedilir düzeyde olsa da, şu aşamada hâlâ sınırlı kalıyor.

Alıcı davranışlarında nasıl bir değişim gözleniyor? Daha fazla ileri vadeli alım mı var, yoksa daha kısa vadeli ve temkinli bir satın alma yaklaşımı mı öne çıkıyor?

Ortadoğu ülkeleri, özellikle de İran, 1 Temmuz 2025’te başlayan sezondan bu yana yüksek hacimlerde buğday alımı yaptı. İran dışında bölgeye yönelik ithalat genel olarak istikrarlı şekilde devam etti. Ancak İran’ın alımları, sonbahardaki yoğun tedarikin ardından 2025 sonundan itibaren belirgin biçimde yavaşladı.

Dünyanın diğer bölgelerinde ise başlıca ithalatçıların alımlarında henüz bir yavaşlama görülmüyor. Spot ve yakın vadeli buğday fiyatları alıcılar için cazibesini koruyor ve bu da bol miktardaki 2025 mahsulünün alımını teşvik ediyor.

Bu krizin sürmesi halinde en kırılgan ithalatçı bölgeler hangileri olur?

Çatışmanın sürmesi halinde en fazla risk altında olan bölge Ortadoğu olur. Çünkü Hürmüz Boğazı ve Babülmendep çevresindeki gerilim, bu kritik geçiş noktalarındaki sevkiyatları aksatabilir. Asya ve Afrika da artan navlun maliyetleri nedeniyle kırılgan durumda. Bununla birlikte, mevcut aşamada aksaklıklar hâlâ orta düzeyde seyrediyor.

BUĞDAYDA ASIL ÜRETİM RİSKİ 2027/28 SEZONUNDA

Gübre fiyatlarındaki bu şok, 2026/27 sezonunda buğday üretim ekonomisi açısından ne kadar ciddi?

2026/27 sezonu açısından değerlendirildiğinde, özellikle Kuzey Yarımküre’de ve bilhassa kışlık buğdayda etkinin sınırlı kalması bekleniyor. Çünkü ekimler aylar önce tamamlandı. Çiftçilerin büyük bölümü gübre alımlarını yaptı ve bu girdilerin uygulanması bekleniyor. Bununla birlikte, son azot uygulamasında kesintiye gidilmesi halinde protein oranı üzerinde orta düzeyde bir risk oluşabilir. Ekim alanı ve verim üzerindeki risk Güney Yarımküre’de daha yüksek.

Şu aşamada 2026/27 sezonu için küresel buğday üretiminin yaklaşık 782 milyon ton seviyesinde gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Bu rakam, 2025/26 sezonundaki 813,6 milyon tonluk rekor seviyenin altında olsa da, 772,4 milyon tonluk beş yıllık ortalamanın üzerinde.


Daha büyük üretim riski ise 2027/28 sezonu için söz konusu. Özellikle Avrupa’da çiftçi marjlarının zayıflaması nedeniyle, gelecek sonbaharda Kuzey Yarımküre’de ekim alanlarında daralma beklenebilir.

Azot kullanımındaki olası düşüşün, özellikle Avrupa’da verimden çok protein oranını etkilemesini bekliyor musunuz?

Bu gerçek bir risk, ancak şu ana kadar buna dair net işaretler görmüş değiliz. Öte yandan, 2025’te görülen rekor seviyelerden sonra verimlerin geçen yıla kıyasla daha düşük olması bekleniyor. Bu da tanedeki protein oranını düşüren seyreltme etkisini azaltabilir ve protein seviyesindeki düşüşü sınırlayabilir.

YÜKSEK GÜBRE FİYATLARI ÜRÜN DESENİNİ DEĞİŞTİREBİLİR

Gübre fiyatları yüksek kalırsa en büyük riski nerede görüyorsunuz: verimde düşüş, protein kaybı ya da ürün deseninde değişim?

Zamanlama açısından ilk etki, önümüzdeki haftalarda ABD, Kanada ve Rusya’daki yazlık buğday ekimlerinde; ayrıca Avustralya ve Arjantin’deki kışlık buğday ekimlerinde görülebilir. Ancak bu etkilerin sınırlı kalması bekleniyor.

Bunun ardından, Kuzey Yarımküre’de bu yaz hasat edilecek kışlık buğdaylarda protein seviyelerine yönelik orta düzeyde bir risk söz konusu olabilir. En büyük risk ise 2027 hasadı için gelecek sonbaharda ekilecek alanlarda ortaya çıkacak. Çiftçiler, ayçiçeği, soya ve arpa gibi daha az azot gerektiren ürünlere yönelebilir. Ancak asıl beklenti, toplam ekili alanın daralması yönünde.

BUĞDAY PİYASASI HANGİ RİSK GÖSTERGELERİNİ İZLİYOR?

Piyasanın önümüzdeki haftalarda hangi göstergeleri yakından izlemesi gerekiyor?

İlk olarak ürün koşulları takip edilmeli. Hava koşulları hâlâ temel belirleyici unsur ve 2026’daki üretim seviyelerini büyük ölçüde o şekillendirecek.

Bunun yanında navlun maliyetleri ve soya küspesi arzı da izlenmeli. Biyodizelde marjların güçlü seyretmesi, soya işleme hacmini artırabilir; bunun sonucunda piyasaya daha fazla soya küspesi sunulabilir. Böyle bir durumda soya küspesi, hayvan yeminde buğdayın önemli bir bölümünün yerini alabilir.

Aynı zamanda yakıt fiyatları daha da yükselirse, taşıma maliyetlerinin artması nedeniyle buğday sevkiyatları baskı altında kalabilir. Çatışmanın uzaması halinde ise gübre arzı yakından izlenmeli. Arz sıkışıklığı ya da daha yüksek fiyatlar, özellikle 2027/28 sezonu açısından buğday üretimi üzerinde baskı yaratabilir.


ARZ RAHATLIĞI FİYAT ARTIŞLARINI SINIRLIYOR

Çatışmaların sürmesi halinde, küresel buğday fiyatları ve ticaret akışları açısından nasıl bir görünüm öngörüyorsunuz?

Önümüzdeki haftalarda buğday fiyatları kısmen ham petrol hareketlerini izleyebilir, ancak 2025/26 sezonundaki güçlü arz görünümü fiyatları sınırlamaya devam edecektir. Petrolün mevcut seviyelerinde, jeopolitik gerilime rağmen 2026/27 sezonu için buğday arz-talep görünümü genel olarak rahat görünüyor. Bu nedenle petrol ve gübre piyasalarındaki gerilim azalırsa fiyatlar geri çekilebilir.

Ticaret akışlarının 2025/26 sezonunun geri kalan bölümünde güçlü ve istikrarlı kalması bekleniyor. Ancak 2026/27’de Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da iyi hasatlar görülmesi ve yem rasyonlarında beklenenden fazla buğdaydan soya küspesine geçiş olması halinde ticaret temposu zayıflayabilir.

Sizce, önümüzdeki altı ayda un sanayicileri ve tahıl tüccarları tedarik stratejilerinde neye öncelik vermeli?

Yüksek kaliteli buğday tedarikinde alıcılar için 2025 mahsulü şu aşamada daha avantajlı görünüyor. Çünkü arz yeterli, fiyatlar da 2026 mahsulüne kıyasla daha düşük seviyelerde bulunuyor.

Piyasa Analizi Kategorisindeki Yazılar