BLOG

Bitki bazlı protein pazarı

23 Mayıs 20225 dk okuma

“Hızlı nüfus artışının yanı sıra, sağlık endişeleri, değişen beslenme alışkanlıkları ve çevre bilinci, hayvansal protein alternatiflerine, et ikamesi ürünlere ve diğer hayvansal olmayan endüstriyel bileşenlere yönelik talebi artırıyor. Yaşam tarzlarındaki değişiklikler, kültürel eğilimler ve çevre, hep birlikte bitki bazlı proteinler için son derece uygun piyasa koşulları oluşturdu.”

Cem Boğusoğlu
Bakliyat Ticaret Direktörü 
Delta Energy Trading SA



Gıdada sürdürülebilirlik, hiçbir zaman günümüzde olduğu kadar önemli olmadı. Atalarımız 50 bin yıl önce avcı-toplayıcı toplumdan yerleşik düzene geçmeye başladığında, yer seçiminin en önemli şartı gıdaya erişimdi.  Bu erişim, yerleşik tarımın yaklaşık 11 bin yıl önce başlangıcından günümüze kadar sürekli gelişerek her geçen gün kolaylaşmıştır. Sanayi devriminin geliştirdiği yeni ulaşım yolları ve araçlarıyla mesafeler daha da yakınlaşmış, belirli coğrafyalara özgü yiyecekler, iklimin uygun olduğu her yerde yetiştirilmeye ve tüketilmeye başlanmıştır. 

Günlük diyetimizdeki yüzde %15-20’lik payı göz önüne alındığında, proteinler kesinlikle gıda sistemimizin en temel besin bileşenlerinden biri. 2050 yılına kadar 9 milyardan fazla insanı beslemek için yeterli proteini, çevresel açıdan sürdürülebilir bir şekilde üretme ve dağıtma konusundaki zorluk, ağırlıklı olarak hayvansal gıdalardan oluşan diyetimizde değişiklik arayışını kaçınılmaz hale getirdi.

Protein açısından zengin hayvansal gıdaların ortaya çıkardığı karbon ayak izinin yüksek oluşunun, iklim değişikliği ve sürdürülebilir gıda üretimi üzerinde olumsuz etkisi olduğu kanıtlanmıştır. Bu nedenle son on yılda bilim adamları, gıda sistemlerimizin ve kaynaklarımızın sürdürülebilirliğini geliştirmek için çok çalışıyor. Bitki bazlı proteinler ise bu bilimsel çalışmalarda açık ara öne çıkmaktadır.

Peki bitkisel proteinler, gıda sistemlerimizin sürdürülebilirliği adına çözüm olabilir mi? Evet, daha düşük üretim maliyetleri, dünyanın birçok yerinde kolay erişimleri ve çevre dostu özellikleri ile bitki bazlı proteinlerin birçok avantajı var. Ancak ne yazık ki hayvansal protein işleme teknolojisine kıyasla bitkisel protein teknolojisi henüz çok erken aşamada. Bilim adamlarının son zamanlarda ekstraksiyon, sınıflandırma ve modifikasyon gibi süreçlerle ilgili çalışmaları sayesinde bitki bazlı proteinler artık pek çok farklı gıda ve yem uygulamasında kullanılabiliyor.

Hızlı nüfus artışının yanı sıra, sağlık endişeleri, değişen beslenme alışkanlıkları ve çevre bilinci, hayvansal protein alternatiflerine, et ikamesi ürünlere ve diğer hayvansal olmayan endüstriyel bileşenlere yönelik talebi artırıyor. Yaşam tarzındaki son değişiklikler, kültürel eğilimler ve çevre, hep birlikte bitki bazlı proteinler için son derece uygun piyasa koşulları oluşturdu. Bitki temelli beslenmenin yaygınlaşmasının bir diğer nedeni de insanları yemek için öldürmeye karşı bir eğilime yönelten hayvan hakları konusundaki bilincin artmasıdır.

2054 yılına kadar, dünyada toplam protein talebinin iki katına çıkması ve yaklaşık 950 milyon ton olması öngörülüyor. Bitki bazlı proteinleri de içeren alternatif protein pazarının da 2024 yılına kadar yıllık %14 büyüme ile küresel protein pazarının üçte birini oluşturması bekleniyor. Bugün küresel bitki bazlı protein pazarı yaklaşık 10 milyar dolar ve bu pazar yıllık %6,7 büyüme oranına sahip.

Günümüzde et ikameleri, bitki bazlı hamburger köftesi, bitki bazlı alkolsüz içecek, az yağlı pralin dolgu, kek ve pastacılık ürünleri (yumurta ikamesi), süt ürünlerine bitki bazlı alternatifler (bitki bazlı süt, peynir vb), bitki bazlı dondurma, vegan yengeç ve karides gibi pek çok yenilikçi ürünün her gün hayatımıza girmeye devam ettiğini görüyoruz. Örneğin piyasaya çıkan en son ürünlerden biri de vegan ton balığı anlamına gelen Vuna.

                                                                                                                            

Tabii ki bitkisel proteinlerin kullanımı sadece insan beslenmesiyle sınırlı değil. Bitki bazlı proteinlerin, hayvan yemi olarak kullanımı da yaygınlaşıyor. Bunun en yeni örneklerinden biri bezelye proteini içeren evcil hayvan mamaları. Yani evcil hayvanlarımız da vegan oluyor demek yanlış olmaz.

Bitki bazlı proteinler, farklı amaçlar için fonksiyonel bileşen olarak da kullanılabilir. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

•  Tekstüre etme

•  Emülsifikasyon

•  Jelatinasyon 

•  Su tutma

•  Paçal yapma

•  Tabaka oluşumu  

Karbon ayak izini azaltmayı hedefleyen hayvansal ve bitki bazlı proteinlerle harmanlanan hibrit ürünler de tüketiciler için raflardaki yerini alacaktır. Bitkisel protein pazarı büyüdükçe, tüketicilere daha fazla ürün ve kullanım alanları sunulacaktır. 

Şimdi soru şu: Bitki bazlı proteinler ne kadar sürdürülebilir? Dünya düzenli bir şekilde bitkisel protein kaynağı üretmeye hazır mı?

Günümüzde bitkisel kaynaklı proteinlerin %74'ü bakliyatlardan üretiliyor. Bakliyatlar, azotça zengin kökleri ile toprağa ve kendinden sonra ekilen ürünlere fayda sağlayan, tahıllara göre daha ekolojik ürünlerdir. Bezelye, nohut, fasulye ve mercimek gibi bakliyat mahsulleri daha az suya ihtiyaç duyar ve pozitif çevresel değişimin itici güçleridir.

Bugün dünya bakliyat üretimi 95 milyon ton civarında. Yıllık 21 milyon ton tüketimiyle aynı zamanda en büyük bakliyat tüketicisi olan Hindistan, dünya bakliyat üretiminin de başını çekiyor. Diğer önemli üretici ve ihracatçılar ise Kanada ve Karadeniz ülkeleri. Kanada, yıllık 5 milyon tondan fazla ihracatı ile dünyanın en büyük bakliyat tedarikçisi konumunda. Karadeniz ülkeleri Rusya, Ukrayna ve Kazakistan da bakliyatın yeni yükselen tedarik noktaları. 

Bakliyat talebi ve üretimi, bitki bazlı protein patlamasının başlangıcından bu yana değişiyor. Başlıca bakliyat üreticisi ülkeler, bitkisel protein üretimi için merkez haline gelmekte ve büyük yatırımlar çekmekte. Tüm bu değişiklikler göz önüne alındığında, peki 2050 yılına kadar yaklaşık 10 milyar insana yetecek kadar gıda üretebilecek miyiz?

Binlerce yıl önce başlayan gıda tarihi, şimdi büyük bir evrimin eşiğinde. Tüm dünya, iklim değişikliği konusunda olduğu gibi aynı masaya oturmalı ve gelecek nesiller için gıdanın sürdürülebilirliğini düşünmeli. Dünyamız binlerce yıldır bize bol miktarda yiyecek sağlayacak kadar genç olduğu için bizler şanslıydık.  Biz de gelecek nesillere böyle bir dünya bırakmalıyız.

Dosya Kategorisindeki Yazılar
07 Temmuz 20151 dk okuma

Gıda Güvenliği ve Gıda Güvenliğinde Hububatın Yeri

Giderek kalabalıklaşan dünyamızın nüfusu günümüzde 7 milyara ulaşmıştır. Artan nüfus, beraberinde g...

16 Eylül 20197 dk okuma

SÜRDÜRÜLEBİLİR GIDA GÜVENLİĞİ VE GIDA TEDARİK ZİNCİRİ

Gıda güvencesi ve gıda güvenliği; birbirinden ayrılmaz kavramlardır. Gıda kaynaklı riskleri önlem...

02 Mart 20151 dk okuma

Bakliyatta Temizleme ve Sınıflandırma Teknolojileri

Kuru fasulye, bezelye, nohut ve mercimek gibi gıdaların başta geldiği baklagiller grubu iyi birer p...