BLOG

Baklagiller neden geleceğin gıdasıdır?

03 Nisan 20204 dk okuma

“Gıda endüstrisinin sağlıklı, besleyici ve aynı zamanda çevreci gıdalar konusundaki tüketici taleplerine kulak verdiğine şahit oluyoruz. Ve bu talep çoğunlukla da baklagiller ile karşılanıyor. Bu yüzden de bakliyat üretiminin artmaya başlaması hiç de şaşırtıcı değil. 1998-2018 yılları arasında baklagil üretimi %63’lük artışla 36 milyon tona yükseldi. Dünyanın dört bir yanındaki tüketiciler, gıda üreticileri ve çiftçiler de iklim değişikliği ve nüfus artışının damgasını vurduğu bu çağda geleceğin sürdürülebilir gıda sistemlerinde baklagillerin oynayacağı rolün ne kadar önemli olduğunun farkında.”

Cindy Brown Uluslararası Bakliyat Konfederasyonu Başkanı

Geçtiğimiz 10 Şubat tarihi, global bakliyat sektörü için çok özel bir gündü. Dünyanın dört bir tarafından insanlar ikinci kez bir araya gelerek baklagillerin önemine vurgu yaptı. Türkiye’de sosyal medyada çok sayıda takipçisi olan hesaplar, baklagillerin kullanıldığı yemek tarifleri paylaştı ve ‘süper gıda’ olarak adlandırabileceğimiz bu yiyeceklerin sağlık için ne kadar faydalı olduğuna dikkat çektiler. Dünyanın bir diğer ucunda ABD Kuru Fasulye Konseyi tarafından düzenlenen bir yarışmaya katılan 300 sanatçı, kuru fasulye temalı çalışmalarını sergiledi. Japonya, Myanmar, Singapur, İspanya, Ukrayna, Nepal, Madagaskar ve Arjantin de dahil olmak üzere daha birçok ülkede etkinlikler gerçekleştirildi. Ben de Hindistan hükümeti tarafından Yeni Delhi’de ve BM Ta Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından Roma’da düzenlenen bakliyat temalı etkinliklere katılma imkanını buldum.

Tüm bu etkinliklerin hangi vesileyle gerçekleştirildiğini merak ediyor olmalısınız. 10 Şubat günü resmen Dünya Bakliyat Günü olarak kutlanıyor. FAO; baklagillerin besleyici, sağlıklı ve çevreci özelliklerinin ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nden bazılarına ulaşılması adına oynayabilecekleri önemli rolün anlaşılması adına böyle bir gün belirlenmesini sağlamıştı.

Bakliyat ürünleri, baklagil ailesindeki bitkilerin yenilenebilir tohumlarıdır. Kabuk içerisinde gelişen baklagillerin fasulye, mercimek, nohut ve bezelye gibi çok çeşitli türleri vardır. Besleyici ve protein bakımından zengin olmalarından dolayı baklagillerin açlık, yetersiz beslenme ve obezite gibi sorunlarla mücadeleye katkı sağlayabileceği öngörülmektedir. Bakliyat ürünlerini elde etmek için daha az kimyevi gübre ve su gerektiğinden, 2050 yılında 10 milyara dayanması beklenen dünya nüfusunu beslemek için gereken sürdürülebilir gıda sistemleri için hayati öneme sahiptirler. Bakliyat üretiminin, gelişmekte olan ülkelerde çoğunluğunu kadınların oluşturduğu küçük çiftçilerin geçinmesine katkıda sağlaması da aynı ölçüde önemlidir. Bu açıdan da fakirliğin önlenmesi ve açlığın sıfıra indirilmesi gibi Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin karşılanması adına önemli bir araç teşkil etmektedir.

Tüm bunlar bana henüz küçük bir çocukken aldığım bir dersi hatırlatıyor.

Kaynak: pulses.org

Ailem çiftçilikle uğraşıyordu ve Wisconsin’deki bir çiftlikte büyüdüm. Babamın bana öğrettiklerinden biri de çiftçilerin tüketici taleplerinden bağımsız hareket edemeyeceği ve tüketiciler ile çiftçiler arasında bir bağlantının kurulmasının önemli olduğuydu.

Şimdi aile şirketimiz Chippewa Valley Bean’in ve tüm dünyadaki bakliyat sektörünün çatı kuruluşu Uluslararası Bakliyat Konfederasyonu’nun başkanı olarak, çiftçilerle tüketiciler arasında bu bağlantının kurulmaya başladığını görmek heyecan verici. 2019 yılında bitkisel bazlı gıda ürünlerine yönelik talep patlamasında bunu gördük. ABD merkezli İyi Gıda Enstitüsü’ne (Good Food Institute) göre, bu ürünlerin sadece ABD’deki perakende satışlarının toplam cirosu geçtiğimiz yıl %11 artışla 4,5 milyar dolara yükseldi. Araştırma şirketi BIS verilerine göre, bitkisel bazlı gıda pazarı yıllık %13,82 bileşik büyüme ile 2024 yılı itibariyle 480 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşacak. Bu rakamlar, Tyson Foods gibi et üretimi yapan şirketleri ile McDonald’s, Burger King ve KFC gibi büyük restoran zincirlerinin dikkatini de çekmiş durumda.

Peki burada olup biten ne? Aslında, gıda endüstrisinin sağlıklı, besleyici ve aynı zamanda çevreci gıdalar konusundaki tüketici taleplerine kulak verdiğine şahit oluyoruz. Ve bu talep çoğunlukla da baklagiller ile karşılanıyor. Bu kapsamda özellikle bezelyedeki proteine dikkat çekiliyor, ancak baklagil sektörünün önde gelen oyuncuları bakla, mercimek ve diğer bakliyatlara da yatırım yapılıyor.

Baklagillere yönelik bu ilginin sebebi, bu ürünlerin sağladığı çok yönlü faydalar. Besleyicilik konusunda, yağ oranlarının düşük olması ve yüksek kaliteli proteini makul fiyatla sağlamaları öne çıkıyor. Aynı zamanda lif bakımından zengin olan baklagiller; kalsiyum, potasyum, folik asit, çinko, demir ve magnezyum gibi önemli vitaminler ve mineralleri de yüksek oranda içeriyor. Dünya genelinde birçok beslenme uzmanı, sağlıklı diyet programlarına baklagilleri de dahil ediyor.

Baklagiller, besleyicilik bakımından çok güçlü oldukları için sağlıklı yaşam adına da çok önemli bir rol üstleniyor. Yüksek protein ve lif oranı, insanların kendilerini tok hissetmelerini sağlıyor ve böylece hem yetersiz beslenme hem de obezite ile mücadeleye yardımcı oluyor. Bunun yanında, bileşenlerine ayrılması vakit alan karmaşık karbonhidratlar sayesinde, basit şekerlerin sağladığı kısa süreli ve ani enerji yerine daha uzun süre devam eden bir enerji takviyesi sağlıyor. Bu karbonhidratlar arasında yer alan oligosakkaritler ve dirençli nişasta da bağırsak sağlığı bakımından faydalı. Araştırmalar ayrıca, baklagillerde yer alan antioksidan vitaminler ile yüksek lif ve düşük yağ oranı sayesinde, baklagiller bakımından zengin beslenme alışkanlıklarına sahip olan kişilerin diyabet, kalp hastalığı ve hatta bazı kanser türlerine yakalanma riskinin azaldığını gösteriyor.

Son olarak, müşteri talepleri ile tarım arazileri arasındaki bağlantılar kapsamında çevre duyarlılığını da görmezden gelemeyiz. Çiftçiler, baklagil ekmeyi sever. Çünkü baklagiller, havadaki serbest azot moleküllerini toprağa çeker. Toprak zenginleştiği için bir sonraki dönemde ekilecek olan diğer bitki türlerini kimyevi gübrelerle destekleme ihtiyacı azalmış olur. Baklagillerden protein elde etmek için, gerek diğer bitkiler gerekse hayvanlardan elde edilen proteine kıyasla daha az su kullanılır. Sonuç olarak, çevre duyarlılığına sahip olan tüketiciler, bıraktıkları karbon ayak izini azaltma adına baklagilleri tercih edebilirler.

Kaynak: Nisan 2019 sonu itibariyle Good Food Institute verileri

Bu yüzden, bakliyat üretiminin artmaya başlaması hiç de şaşırtıcı değil. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü rakamlarına göre; 1998-2018 yılları arasında baklagil üretimi %63’lük artışla 36 milyon tona yükseldi. Yine de tabii ki daha yapılacak çok şey var. Örneğin, gelişmekte olan ülkelerdeki baklagil üreticilerine destek vermek adına rekolteyi artırmak için araştırmaların yapılması gerekiyor.

Dünyanın dört bir yanındaki tüketiciler, gıda üreticileri ve çiftçiler de iklim değişikliği ve nüfus artışının damgasını vurduğu bu çağda geleceğin sürdürülebilir gıda sistemlerinde baklagillerin oynayacağı rolün ne kadar önemli olduğunun farkında. İşte bu yüzden de baklagillerin geleceğin gıdası olduğunu söyleyebiliriz.

Konuk Yazar Kategorisindeki Yazılar