BLOG

Alp ESKİYAPAN, AUSD: “Çin ve Afrika ülkeleri Türkiye için yeni ve gelişen pazarlar”

13 Ocak 20167 dk okuma
Alp ESKİYAPAN: “Endonezya'ya yapılan ihracat önemli ölçüde düşerken, Çin'e yapılan un ihracatının, neredeyse hiç yok iken, 2015 yılında 4,5 milyon doların üzerine çıktığı görülmektedir. Bu da Çin'in Türkiye un sektörü için yeni ve gelişen bir pazar olduğunun göstergesidir. Afrika bölgesi de sektörümüz için çok iştah açıcı bir pazar olmaya devam etmektedir.” 73_aras Türkiye, dünya un ticaretinde üst sıralara yerleşen ve son yıllarda da bu konumunu güçlendirerek sürdüren bir ülkedir. Dünyanın birçok noktasına un ihracatı gerçekleştiren sektör temsilcileri, Türkiye genelinde 8 dernek ve bir federasyon çatısı altında bir araya geliyor. Bu derneklerin en önemlilerinden biri Anadolu Un Sanayicileri Derneği. Dernek Başkanı Alp ESKİYAPAN, 2016’nın ilk sayısında konuğumuz oldu. Eskiyapan’la Türkiye un sanayinin dünya pazarındaki yeri, ihracat miktarı, ihracat pazarlarındaki değişim, sektördeki atıl kapasite ve diğer sorunlar gibi birçok konuyu değerlendirdik. Sayın Eskiyapan, öncelikle sizi ve başkanlığını yaptığınız Anadolu Un Sanayicileri Derneği’ni (AUSD) biraz tanıyabilir miyiz? Ankara’da kurulu Katmer Un ve İrmik San. Tic A. Ş. Genel Müdür ve ortağı olarak 1996 yılından beri görev yapıyorum. Derneğimizde de uzun yıllardır Yönetim Kurulunda çeşitli görevler aldım. Son olarak da Yönetim Kurulu Başkanlığını yürütmekteyim. Derneğimiz 1985 yılında Ankara Bölgesi Değirmenciler Derneği adıyla kurulmuş ve daha sonra Un Sanayicileri Derneği adını almıştır. 13 Nisan 2006 tarihinde yapılan genel kurulda ise Anadolu Un Sanayicileri Derneği adını alarak ülke genelindeki üye kaydına ve faaliyetlerine devam etmektedir. Kurucuları arasında babam da vardı. Bugün bizler, onlardan bu görevi alarak başarılı çalışmalarla bizlerden sonraki nesillere aktarmak için çalışmaktayız. Mensuplarına mesleki, sosyal, teknik, ekonomik yönden rehberlik etmek ve ihtiyaçlarını karşılayarak, üretimin ülke yararına uygun ve verimli bir tarzda gelişmesine yardımcı olmak, üye kuruluşların özel ve resmi kuruluşlara karşı haklarını savunmak, mensupları arasında yakın bir dayanışma sağlamak derneğimizin amaçlarıdır. Dernek üyelerini Türkiye’nin her bölgesinden un, irmik fabrikaları temsilcileri ile bunlara hammadde temin eden, makine-ekipman imal eden, teknik ve bilimsel uygulama yapan firmaların temsilcilerinden oluşmaktadır. Bugün derneğimizin 102 üyesi bulunmakta ve 11 kişilik yönetim kurulu üyeleri de meslek grubu temsilcilerinden oluşmaktadır. Türkiye’de kurulu 8 derneğin içinde en fazla üyeye sahip olan un sanayicileri derneği, bizim derneğimizdir. AUSD, Türkiye un sanayini temsil eden 8 dernekten biri. Genel olarak Türkiye değirmencilik sektöründe (un sanayi) kaç firma ve ne kadarlık bir öğütme kapasitesi var? AUSD bunların ne kadarlık bir kısmını temsil ediyor? Türkiye'de tahminen 1.000 civarında un fabrikası var ve bu fabrikalar toplamda 30 milyon ton/yıl üzerinde kapasiteye sahip. Fiili üretim ise bunun yarısı kadar. Mevcut üretim kapasitesi, Türkiye'deki toplam un tüketiminin 2 katı civarındadır. Ayrıca Türkiye'nin mevcut un üretim kapasitesi, dünyadaki un tüketimini de karşılayabilecek kapasitededir. Derneğimizin üyeleri içinde un fabrikaları %50'lik bir paya sahiptir. Mevcut üyelerimiz arasında gerek yurtiçi gerekse yurtdışı üretim yapan fabrikalar yer almaktadır. Un fabrikaları itibari ile en fazla fabrika barındıran İç Anadolu Bölgesi, derneğimizin ağırlıklı olarak üyelerinin bulunduğu bölgeyi kapsar. Ancak diğer bölgelerimizden de üyelerimiz mevcut. Dünyanın en büyük un ihracatçılarından biri olan Türkiye’nin son yıllarda gerçekleştirdiği un ihracat miktarını ve bölgenizin bu ihracattaki payını anlatır mısınız? Bilindiği gibi Türkiye un ihracatında dünyanın en önde gelen ülkeleri arasında yer almaktadır. Özellikle son yıllarda giderek artan ihracat miktarları, ülkemizi dünya un ihracatı sıralamasında hızlı adımlarla ilk sıralara taşıdı. Sektörümüz tarafından 2014 yılında yaklaşık 2,2 milyon ton un ihracatı yapılmış ve buna karşılık yaklaşık 932 milyon $ döviz girdisi sağlanmış, böylece Türkiye’nin dünya un ticaretindeki yeri korunmuştur. 2015 yılı Ocak - Ekim döneminde de, ihracat miktarının 2,1 milyon tonun üzerinde olduğunu ve buna karşılık yaklaşık 809 milyon $ döviz girdisi sağlanarak başarının devam ettiğini söyleyebiliriz. Hem ülkesel bazda alınan bazı kararlar (Endonezya’da vergilerin arttırılması gibi) hem de Türkiye’ye komşu ülkelerde yaşanan siyasi gelişmeler ve savaş ortamı, Türkiye’nin un ihracatını ve ihracat gerçekleştiren firmaları, üyelerinizi nasıl etkiledi? Komşu ülkelerde yaşanan gelişmeler ve savaş ortamı Türkiye’deki un fabrikalarını olumsuz etkiledi. Özellikle nakliye esnasında yaşanan ya da yaşanabilecek sorunlar, bu ülkelere olan ihracatı etkileyen olumsuz nedenler arasında yer alabilir. Irak ve Suriye’deki istikrarsızlık çoğu un firmalarının alacaklarını tahsil edememesine yol açtı. Eskiden vadeli dönen ticaret, riskten dolayı neredeyse peşine dönmüş durumda. Satmaktan çok tahsilat önemli olmaya başladı. Türkiye’nin en çok un ihracatı yaptığı bölgeler Irak ve Suriye. Bu bölgelerdeki istikrarsızlık bizleri çok rahatsız etmektedir. Endonezya ise zamanında sektörümüzün un ihracı yaptığı önemli ülkelerinden biriydi. Örneğin 2010 ve 2011 yıllarında ülkeye 130 milyon doların üzerinde bir un ihracatı gerçekleştirilirken, bu rakam 2014 yılına gelindiğinde 19 milyon dolara ve 2015 Ocak-Ekim döneminde de yaklaşık 7 milyon dolara gerilemiştir. Ülkelerin koydukları koruma kuralları serbest piyasada rekabet gücümüzü ciddi anlamda etkilemektedir. Eskiden Türkiye’nin önemli un ihracat pazarları arasında yer alan bazı ülkelerin, artık bir hayli geri planda kaldığı görülüyor. Peki, yeni dönemde Türkiye’nin un ihracatı açısından gelişen pazarlar diyebileceğimiz ülkeler ya da bölgeler hangileri? Dernek olarak un ihracatçılarına yeni pazar konusunda nasıl bir tavsiyede bulunursunuz ya da sektörün ihracatla ilgili olası sıkıntıları atlatması için dernek olarak yaptığınız herhangi bir çalışma var mı? Ülkemiz, dünyanın birçok yerinde çok sayıda ülkeye un ihracatı gerçekleştiren önemli ülkeler arasında yer almaktadır. Biraz önce bahsettiğimiz gibi ihracat sıralamasında bazı ülkelerde yaşanan ekonomik sorunlar, savaş ortamları veya vergi oranlarında yapılan arttırmalar gibi nedenler, yıllık olarak ülkelere yapılan ihracat miktarlarında değişimlere neden olmaktadır. Örneğin vergi oranlarındaki artış nedeniyle bir ülkeye yapılan un ihracatının düşmesi, sektörü yeni pazar arayışı içine sokmaktadır. Başka bir örnekle ifade edersek son 5 yılı ele aldığımızda Endonezya'ya yapılan ihracat önemli ölçüde düşerken, Çin'e yapılan un ihracatının (neredeyse hiç yok iken) 2015 yılında 4,5 milyon doların üzerine çıktığı görülmektedir. Bu da Çin'in Türkiye un sektörü için yeni ve gelişen bir pazar olduğunun göstergesidir. Afrika bölgesi de sektörümüz için çok iştah açıcı bir pazar olmaya devam etmektedir. Türkiye un sanayinde ciddi bir atıl kapasitenin söz konusu olduğu çok sık gündeme gelen konulardan biri. Sizin bölgenizde sorunun boyutu nedir? Bu sorunun çözümü konusunda neler yapılabilir? Un sektöründeki kapasite fazlalığının yarattığı sorunlar elbette vardır. Öncelikle, ABD ve Avrupa ülkeleri ile karşılaştırıldığında, Türkiye un sanayinde faaliyet gösteren firma sayısı oldukça yüksektir. Bu nedenle, pek çok fabrika düşük kapasiteyle çalışmak zorunda kalmaktadır. Kapasite kullanım oranları ABD’de yüzde 90’lardadır. İngiltere’de yüzde 100’e yaklaşmaktadır. Dünya ortalaması ise yüzde 60- 65’lerdedir. Türkiye’de ise bu oran yüzde 40-45’leri ancak bulmaktadır. Sektördeki bazı sorunlardan bahsedecek olursak; Un sektöründeki firmaların birçoğunun küçük ve orta ölçekli işletmeler olması ve düşük kapasite ile çalışmaları, ölçek ekonomisinin getireceği avantajlardan faydalanmasını engellemektedir. Artan rekabetten dolayı üretici kar marjları giderek düşmektedir. İşçilik, enerji fiyatları ile ulaştırma ve pazarlama maliyetleri giderek artmaktadır. 150 günlere kadar uzayan vadeler tahsilatı zorlaştırmakta, riskler artmaktadır. Asgari ücret 1.300 TL olursa tüm işçilik maliyetleri yükselecektir. Un sattığımız firmaların batması halinde kanunen hiçbir yaptırım gücümüz yok. Sektörde çok fazla batık vermekteyiz Düşen kar oranları ve artan maliyetler un sanayicilerini birbirleriyle haksız rekabete zorlamaktadır. Üreticiler ayakta kalabilmek için iç ve dış piyasalara maliyetinin altında un satarak veya başkalarının pazarlarına girerek birbirlerine karşı haksız rekabete başvurmakta ya da kaliteden ödün vermek zorunda kalmaktadırlar. Bu sorunların aşılması için öncelikle bireysel olarak değil sektör olarak ortak çıkarlar gözetilmelidir. Bunun gerçekleşmesi için en önemli yol ise paylaşım ve dayanışmadır. Bunun yanı sıra ihracatı arttırmak için yeni yolların ve pazarların aranması ve bu konuda hükümet ile birlikte Türk un sanayicilerinin yurt dışı pazar payının yükseltilmesi gibi yeni önlemler ve çalışmalar yürüterek iç pazardaki haksız rekabetin önüne geçilebileceğini düşünmekteyim. Sayın Eskiyapan, siz üreticilerin en temel ihtiyacı hammadde, yani buğday... Geçtiğimiz yıl kuraklık nedeniyle Türkiye buğday üretiminde bir miktar kayıp yaşasa da bu yılki üretim miktarı bir hayli yüksek. Ancak üretim miktarının yüksek olması tek başına yeterli olmuyor, aynı şekilde buğday kalitesi de önemli bir konu. Türkiye değirmencilik sektörünün kaliteli buğday ihtiyacı nedir ve bunun ne kadarını Türkiye’nin kendisi karşılıyor? İyi ekmek, iyi undan çıkar. Unda ve ekmekte çok katkı maddesi var. Bu maddeler çok pahalı ve yurt dışından ithal geliyor. Kaliteli buğdayı ülkemizde daha çok yetiştirirsek katkı maddesi kullanımı ciddi anlamda düşecektir. Çiftçinin üretime devam etmesi için kazanması, ürününün para etmesi gerek. Eğer kazanırsa, yani buğdayı kaliteli, verimi yüksek olursa para kazanır ve köyünde yaşamaya devam eder. Kentlere göç etmez. Geleceğin mesleği çiftçilik ve üretimdir. Bizler her zaman kaliteli yerli buğday kullanmak taraftarıyız. Yaşamak için nasıl insanların havaya ihtiyacı varsa, un fabrikasının da çalışması için her gün binlerce ton buğdaya ihtiyacı var. İhracat pazarları yeterli olsa da, kendi ülkemizde yeterli miktarda kaliteli buğday yetiştiremezsek un sanayisinin uzun vadede ayakta kalması zorlaşır. Ülkemizin toplam buğday üretimi ülke ihtiyacını karşılayabilecek seviyededir. Ancak üretilen buğdayın bir kısmının yemlik kalitede olması un üreticisini hammadde tedariki için ithal buğdaya yönlendiriyor. Bu sorunların aşılması için öncelikli olarak kaliteli buğday üretiminin teşvik edilmesi gerekmektedir. Bunun sağlanması için de TMO'nun buğday alım baremlerinde protein temelli alım uygulaması yapılabilir. Bu sayede üretici daha yüksek gelir elde etmek için daha kaliteli buğday üretme ihtiyacında olacaktır. Bunun sonucunda hem üretici kazanacak hem de un sanayicisi daha kaliteli buğdayı yurtdışından değil, yurtiçinden tedarik etmiş olacaktır. Özellikle bir dernek olarak, şu anda gerçekleştirilen veya önümüzdeki yıllarda gerçekleştirilecek olan herhangi bir projeniz var mı? Biz dernek olarak üyelerimizi haftalık bültenler ile gerek sektördeki gelişmeler ve yenilikler, gerekse uluslararası piyasalarla ilgili son durumlar hakkında düzenli olarak bilgilendirmekteyiz. Bunların dışında belirli yıl veya dönemlerde gerçekleştirdiğimiz toplantılarımızla sektörün son durumu ve ilerleyen süreçle ilgili paylaşımlarda bulunmaktayız. Bu toplantılarımızda ayrıca sektörümüzü ilgilendiren yeni teknoloji ekipmanların tanıtımı da yapılmaktadır. Üyemiz olan makine firmaları, bu organizasyonlarda ücret ödemeden ürünlerini stantlarımızda sergiliyor ve un fabrikalarına yeni teknolojilerini sunuyorlar. Ayrıca derneğimizde birlik ve beraberlik bizim için önemli. Senede bir beraber olalım, bilgi paylaşalım, kaynaşalım tarzı organizasyonlarımız oluyor. Daha önceleri ABD Chicago ve Kansas şehirlerine ziyaretimiz oldu. Oradaki teknolojileri yerinde inceledik. Yurt içinde de istişare ve kaynaşma toplantılarını yapmaya özen gösteriyoruz. Toplantılarımıza bakanlık, müsteşarlık ve TMO’dan yetkilileri de davet ediyoruz. Son olarak, derneğiniz ve Türkiye’deki un öğütme endüstrisi hakkında eklemek istedikleriniz nelerdir? Derneğimizin kar amacı yok. Üyelerimiz piyasada kıran kırana rekabet ediyor. Ama dernek yönetiminde veya dernek toplantılarında karşılaşınca birbirlerine sarılıp öpüşüyor. Bence en önemlisi bu. Biz derneğimizde sektörün menfaatini gözetiyoruz. Her hafta düzenli olarak bültenlerimiz vasıtası ile üyelerimizi un ihaleleri, ihale sonuçları, Türkiye ve dünyada buğday gelişmeleri, buğday borsa fiyatları, yan madde fiyatları hakkında bilgilendiriyoruz.
Röportaj Kategorisindeki Yazılar
06 Ekim 20172 dk okuma

“Lübnan’da buğday unu tüketimi çok fazla”

Bachar BOUBESS, Modern Mills of Lebanon: “Lübnan mutfağı, ülkeye özgü gıdalarla birlikte ekmek tüke...

07 Kasım 20134 dk okuma

“Zirvede kalıcı olmak, zirveye çıkmaktan daha zordur”

Günhan Ulusoy: “Ülkemizin dünya un ihracatçısı ülkeler arasındaki yerine baktığımızda manzara gayet...

02 Nisan 20204 dk okuma

Moderne Semolerie Italiane: Değirmencilikte 100 yıllık gelenek

“Moderne Semolerie, 50 yılı aşkın bir süredir en iyi durum buğdaylarını öğüterek yüksek kalitede du...