Dave Whitcomb
CFA
Peak Trading Research Araştırma Direktörü
Son üç yıldır tarımsal emtia fiyatları baskı altında kaldı: yüksek rekolteler, spot piyasa fiyatlarının düşük seyretmesi ve rahat arz-talep bilançoları 2025’i düşüş eğilimli kapattı ve üretici marjlarını sıkıştırdı. Ancak 2026’ya girilirken risk dengesi kademeli biçimde değişiyor. Önümüzde hava koşullarına son derece duyarlı bir dönem var; spekülatörler hâlâ belirgin ölçüde net kısa (short) pozisyonda; mevsimsel dinamikler daha yüksek oynaklığa işaret ediyor; makroekonomik görünüm ise emtialar/reel varlıklar açısından daha destekleyici görünüyor. Tahılda daha yüksek fiyatlar kesin değil, ancak risk priminin yeniden oluşması ve fonların tarımsal vadeli işlemlere dönmesiyle önümüzdeki aylar bir toparlanmanın önünü açabilir.
2025: ÜST ÜSTE ÜÇÜNCÜ KAYIP YILI
2025, küresel tarımsal emtia piyasaları için üst üste üçüncü yılı da negatif getiriyle kapattı. Bloomberg Agriculture Index, yılı %6,3 düşüşle kapattı; kayıplar tahıllar, yağlı tohumlar ve pamuk genelinde yaygın seyrederken, hayvansal emtia piyasaları nadir istisnalardan biri olarak ayrıştı. Bu görünüm, bol arz ve görece sınırlı talep artışıyla şekillenen bir piyasa ortamını yansıttı.
Baskının ana kaynağı büyük ölçüde temel dinamiklerdi: arzın güçlü seyretmesi, stokların rahat olması ve talep artışının sınırlı kalması… Güney Amerika’da üretim artışı devam etti, ABD’de yüksek rekolteler görüldü, küresel spot piyasalarda arz rahat seyrederken, başlıca tarımsal emtialarda arz-talep dengesi ve stok görünümü tarihsel olarak gevşek kaldı. Stokların yeterli, nihai kullanıcıların aciliyetinin düşük olduğu bu tabloda; dönemsel hava kaynaklı endişeler ve kısa süreli jeopolitik oynaklık pencereleri olsa da fiyatlar kalıcı bir ivme yakalamakta zorlandı.
İthalatçılar tedariki görece kolay sağlarken, ihracatçılar pazar payı için agresif rekabete gitti; vadeli işlem piyasaları ise talep tarafında sürdürülebilir bir katalizör bulamadı. Düşük tarım fiyatları gıda enflasyonunu hafifletip merkez bankalarının dezenflasyon çabalarına destek olurken, maliyeti üreticiler ödedi; özellikle girdi maliyetleri artan ve ticaret belirsizliği süren çiftçilerde marj baskısı belirginleşti.

TEMEL DİNAMİKLER: HAVA RİSKİNİN ÖNE ÇIKTIĞI KRİTİK DÖNEM
Mevcut tabloda arz-talep bilançoları rahat görünse de üretim döngüsü devam ediyor ve özellikle Güney Yarımküre arzına ilişkin riskin önemli bir kısmı hâlâ önümüzde duruyor. Önümüzdeki aylar, tarımsal emtia piyasaları açısından yılın hava koşullarına en duyarlı dönemlerinden birini oluşturuyor.
Brezilya’da hava koşulları şu ana kadar oldukça iyi seyretti; piyasa, Brezilya’da çok büyük bir rekolte beklentisine giderek daha fazla ikna olurken, soya üretiminin yaklaşık 180 milyon ton olacağı tahmini de giderek daha geniş kabul görüyor. Ancak hava koşullarına ilişkin risk fiyatlaması Brezilya’nın erken hasadıyla bitmiyor.
Arjantin’in soya ve mısır ürünlerinde takvim daha uzun; ayrıca Brezilya’da soya hasadının hemen ardından ekilen safrinha (ikinci ürün) mısır gündeme gelecek. Safrinha mısırı, sezon sonu olumsuz hava koşullarına özellikle duyarlı. Arjantin ve safrinha kaynaklı üretim riskleri ilk çeyrek boyunca sürüyor ve küresel arz-talep dengesi üzerinde beklenenden daha büyük bir etkiye sahip olmaya devam ediyor.
Güney Amerika’daki yakın dönem hava riski ikinci çeyrekte zayıfladıkça, odak Kuzey Yarımküre arz-talep bilançolarına—özellikle ABD ve Karadeniz bölgesine—kayacak. Üretim tahminleri ile yem ve ihracat talebine ilişkin ilk sinyaller, sezonun geri kalanına dair taban senaryoyu şekillendirecek. ABD’de mısır talebi güçlü seyrediyor ve ABD tarım piyasalarında destekleyici nadir temel unsurlardan biri olmayı sürdürüyor. Bu trendin sürüp sürmeyeceği önümüzdeki aylarda netleşecek.

HEDGE FONLAR ZAYIF VE KIRILGAN
Temel göstergelerin dışında, pozisyonlanma ve fon akımları cephesinde spekülatif pozisyonlanma yukarı yönlü risk açısından belirgin bir kaynak sunuyor. Hedge fonlar 2025’in ikinci yarısında tarımsal emtialardaki risklerini azaltarak yükselişleri sattı ve yıl sonuna giderken pozisyonlarını küçülttü.
Bunun sonucu olarak tarımsal vadeli işlemlerde spekülatif “uzun” pozisyonlar görece sınırlı kaldı; dolar bazında fonlar 2026’ya yaklaşık 3 milyar dolar net kısa pozisyonla girdi. Bu durum asimetri yaratıyor: Net kısa pozisyonların yüksek, uzun (alış yönlü) pozisyonların ise sınırlı kaldığı bir tabloda—özellikle likiditesi görece sınırlı tarımsal piyasalarda—fiyatlar kısa sürede yukarı yönlü sert hareket edebilir.
Bu asimetri, kurumsal yatırımcıların giderek portföylerde ağırlığı düşük varlıklara, getirilerde ayrışmanın arttığı ortamlara ve asimetrik getiri fırsatlarına yöneldiği daha geniş piyasa şartlarında daha belirgin hâle geliyor. Hava riskleri yeniden gündeme gelirse veya makro görünüm destekleyici hâle gelirse, fonların piyasaya yeniden pozisyon almak için önemli bir hareket alanı bulunuyor; hatta sınırlı bir portföy kayması bile fiyatlar üzerindeki etkiyi büyütebilir.

MEVSİMSEL FAKTÖRLER DAHA YÜKSEK OYNAKLIĞA İŞARET EDİYOR
Mevsimsellik de 2026’nın ilk döneminde daha iyi fiyat performansına işaret ediyor. Ocak–Mayıs dönemi tarihsel olarak emtia piyasaları için yılın en riskli dönemlerinden biri; Güney Amerika kaynaklı hava riski devam ederken, Kuzey Yarımküre ekim riski fiyatlanmaya başlıyor.
Piyasa katılımcılarının hafızasında bu riskler canlı: 2019’da ABD’de aşırı yağış sonrası ekim yapılamaması kaynaklı fiyat yükselişi, 2021’de Brezilya safrinha kuraklığı, 2023 başında Arjantin’de şiddetli kuraklık ve 2025’in ilk yarısında ABD Mısır Kuşağı’nın doğusunda aşırı yağış endişeleri. Hava dışındaki tarafta ise Rusya–Ukrayna savaşı Şubat 2022’de başlayarak yakın dönemin en yıkıcı emtia şoklarından birini yaratmıştı.
Bu örnekler, takvim yılının ilk aylarının tekrar tekrar “piyasa hareket ettiren” gelişmeler ürettiğini hatırlatıyor. Bu mevsimsel eğilim, risk iştahının dalgalandığı ve risk priminin yeniden fiyatlandığı makro ortamla da pekişiyor.

MAKRO RÜZGÂRLAR YENİDEN DESTEKLEYİCİ OLABİLİR
Makroekonomik görünüm de emtialar açısından daha destekleyici bir zemine evrilebilir. Yatırımcılar, enflasyon baskılarının dengelenmesiyle 2026’ya giderken merkez bankalarının daha “güvercin” bir duruşa kaymasını giderek daha fazla bekliyor.
Büyük bankalar ve varlık yöneticilerinde 2026’ya dair baskın makro senaryo; dirençli büyüme, kademeli parasal gevşeme, yüksek jeopolitik ve politika belirsizliği ile enerji ve altyapı kaynaklı güçlü sermaye harcamalarını öne çıkarıyor. Bu karışım, geçen yıl metal ve diğer risk duyarlı varlıklarda güçlü rallileri destekledi. Tarım piyasaları ise geride kaldı; ancak enflasyona karşı korunma (hedge) teması yeniden öne çıkarsa, sınırlı bir sermaye rotasyonu bile tarımsal vadeli kontratlara yönelik ilgiyi artırabilir.
Venezuela’da son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmeler, piyasaların ani politika ve diplomatik şoklara açık olduğunu da hatırlattı. Her olay anlık fiyat tepkisi üretmese de tarih, “sakin” görünen dönemlerin belirsizlik geri döndüğünde emtia piyasalarında yukarı yönlü oynaklığa hızla evrilebildiğini gösteriyor.
Makro görünüm iyileştiğinde sermaye akımları hızlanır ve geniş ölçekli hareket eder; bu süreçte tarım piyasaları lider olmasa da bu akımdan pay alarak destek bulabilir. 2025’te tarım piyasaları geride kalsa da daha geniş Bloomberg Commodity Index %11,1 yükselerek 2022’den bu yana en iyi yılını yaşadı; yatırımcılar emtialarda pozisyon almayı sever; ancak henüz tarımsal emtialara aynı iştahla yönelmiş değiller.

TAHIL VE YAĞLI TOHUM PİYASALARINDA 2026 GÖRÜNÜMÜ
Son üç yılda arz-talep ve stok göstergeleri genel olarak daha düşük fiyatlara işaret etti; 2025 de tarımsal piyasalar açısından düşüş eğilimli kapandı. Büyük rekolteler, küresel spot piyasalarda zayıf fiyatlar ve rahat arz-talep/stok görünümü hem fiyatları hem de üretici marjlarını baskıladı. Buna karşın 2026 başında risk profili değişiyor: Önümüzde hava koşullarına son derece duyarlı, kritik bir dönem var; spekülatif pozisyonlanma kısa tarafta yoğunlaşmış durumda; mevsimsellik daha yüksek oynaklığı destekliyor; makro zemin ise reel varlıklar ve enflasyona karşı korunma temaları için daha elverişli görünüyor.

Üreticiler ve çiftçiler için bu tablo daha yüksek fiyatların garantisi değil; ancak riskin piyasaya geri dönmesi ve hedge fonların tarımsal vadeli işlemlerde yeniden pozisyon artırmak için gerekçe bulması halinde, önümüzdeki aylar toparlanma fırsatları sunabilir.
YAZAR HAKKINDA
David Whitcomb, Cenevre merkezli emtia araştırma ve işlem şirketi Peak Trading Research’ün kurucusu ve araştırma direktörüdür. Whitcomb, kurumsal yatırımcılar ve hedge fonlar için, arz-talep göstergelerinin yanında pozisyonlanma ve fon akımlarına ilişkin uygulanabilir içgörüler sunmasıyla bilinen Peak’i 2018’de kurmadan önce, Koch Supply & Trading’de Tarımsal Ticaret Başkanı ve Cargill World Trading Group’ta Makroekonomik Araştırma Başkanı/Portföy Yöneticisi dahil olmak üzere büyük küresel emtia kuruluşlarında tarımsal araştırma ve ticaret ekiplerini yönetti. CFA (Chartered Financial Analyst) unvanına sahip olan Whitcomb, ABD’nin Iowa eyaletinde doğdu; İsviçre’de yaşıyor ve küresel tarım piyasası aktörleriyle yakın çalışıyor.