BLOG

Yağış tablosu rekolte beklentisini güçlendirdi: Buğdayda 23 milyon ton eşiği gündemde

06 Nisan 20263 dk okuma

Ulusal Hububat Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Bayram Sade, UHK Kongresi’nde yaptığı değerlendirmede, 2025/26 sezonunda sonbahar ve kış yağışlarının birçok bölgede geçen yılın ve uzun yıllar ortalamasının üzerine çıktığını belirterek, nisan ve mayıs aylarında ciddi bir olumsuzluk yaşanmaması halinde Türkiye’nin buğday rekoltesinin 22 milyon 750 bin ton ile 23 milyon 250 bin ton aralığında gerçekleşebileceğini söyledi.

Rekolte tahmininin sanıldığından çok daha karmaşık bir süreç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Bayram Sade, yağış, sıcaklık, bölgesel gelişim farkları ve sahadaki çok sayıda değişkenin aynı anda izlenmesi gerektiğini, tahminlerin bu nedenle çok dikkatli okunması gerektiğini ifade etti.  

Sezonun ekim ayında yağışlı başladığını, ancak kasım ayının kurak geçtiğini anlatan Sade, buna karşılık ocak ve özellikle şubat yağışlarının üretim görünümünü yeniden güçlendirdiğini söyledi. Sade’nin paylaştığı bilgilere göre ülke genelinde kış yağışları uzun yıllar ortalamasının yüzde 47, geçen yılın ise 2,1 kat üzerinde gerçekleşti. Sade, bunun son 66 yılın en yüksek kış yağışı olarak öne çıktığını belirtti. En güçlü artışların Doğu Anadolu, Akdeniz, İç Anadolu ve Ege bölgelerinde görüldüğünü kaydetti. Prof. Sade, nisan ve mayıs aylarında ciddi bir olumsuzluk yaşanmaması halinde Türkiye’nin buğday rekoltesinin 22 milyon 750 bin ton ile 23 milyon 250 bin ton aralığında gerçekleşebileceği öngörüsünde bulundu.

Sade’nin sunduğu bölgesel rekolte projeksiyonları da dikkat çekiciydi. Buna göre, ülke buğday ekim alanında sınırlı bir artış beklenirken, rekoltede Marmara’da yüzde 4-6, Ege’de yüzde 10-12, Akdeniz’de yüzde 20-22, İç Anadolu’da yüzde 6-8, Karadeniz’de yüzde 3-5, Doğu Anadolu’da yüzde 13-15 ve Güneydoğu Anadolu’da yüzde 23-25 artış öngörülüyor. Bu projeksiyonların gerçekleşmesinde nisan ve bazı bölgelerde mayıs ayı iklim koşullarının belirleyici olacağı vurgulandı.

Konuşmasında yalnızca yağış miktarına değil, suyun ne kadar verimli kullanılabildiğine de dikkat çeken Sade, yüksek yağışın tek başına yüksek verim anlamına gelmediğini söyledi. Toprağın suyu tutma kapasitesinin, organik madde varlığının, sıkışmanın önlenmesinin ve koruyucu toprak işleme uygulamalarının rekolte üzerinde en az yağış kadar etkili olduğunu belirtti. Sade’ye göre asıl kritik soru, yağışın iyi gitmesinden çok, “bu suyu depolayabiliyor muyuz” sorusudur.

Sulama altyapısında son yıllarda önemli yatırımlar yapıldığını kabul eden Sade, buna rağmen hâlâ yeterli olunmadığını ifade etti. Basınçlı sulama altyapısının yaygınlaştırılması gerektiğini, su verimliliği hedefinin sadece üreticiye çağrı yapmakla sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi. Ona göre, sulama yatırımları daha güçlü bir seferberlik anlayışıyla sürdürülmeli ve suyu tarlaya daha etkin ulaştıracak sistemler hızla yaygınlaştırılmalı.

Küresel risklerin ise tarımsal üretim üzerindeki baskıyı sürdürdüğünü belirten Sade, enerji fiyatları, savaşlar ve yeni jeopolitik gelişmelerin girdi maliyetlerini yukarı çekmeye devam edebileceğini söyledi. Mevcut destekler ve sigorta mekanizmalarının önemli olduğunu, ancak bazı dönemlerde bunların da ötesine geçecek daha doğrudan üretim desteklerine ihtiyaç duyulabileceğini ifade etti.

Haberler Kategorisindeki Yazılar