Dünya un ihracatında 2013'ten bu yana
liderliğini sürdüren Türkiye, kritik bir eşikte. TUSAF Başkanı Mesut Çakmak,
Irak pazarındaki tahsilat sorunları, kur baskısı ve bölgesel gerilimler
nedeniyle yıllık ihracatın 2 milyon tona kadar gerileyebileceği uyarısında
bulundu. Kapasite kullanım oranının yüzde 45’e düştüğünü belirten Çakmak,
sektörün rekabet gücünü koruması için acil destek ve pazar çeşitliliği çağrısı
yaptı."
Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) Başkanı Mehmet Mesut Çakmak, Ulusal Hububat Konseyi’nin Konya’da gerçekleşen 2026 Hasat Öncesi Hububat Kongresi’nde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin dünya un ihracatındaki lider konumunu korumakta zorlandığını belirterek, mevcut eğilimin sürmesi halinde yıllık ihracatın 2 milyon ton bandına kadar gerileyebileceği uyarısında bulundu. Çakmak, yılın ilk üç ayında yaklaşık 498 bin tonluk ihracat gerçekleştiğini, bu düşüşün devam etmesi halinde sektörün son yıllardaki performansının belirgin şekilde altında kalacağını söyledi.
Türkiye’nin 2013’ten bu yana dünya un ihracatında lider olduğunu hatırlatan Çakmak, geçmişte 3 milyon tonun üzerine çıkan ihracatın son dönemde 2,4 milyon ton seviyelerine gerilediğini ifade etti. Bu düşüşte başta Irak olmak üzere temel pazarlarda yaşanan sorunların etkili olduğunu belirten Çakmak, özellikle bölgesel siyasi ve idari uygulamaların Türk un sanayicisinin rekabet gücünü zayıflattığını kaydetti.
IRAK PAZARINDA TAHSİLAT VE KUR SORUNU
BÜYÜYOR
Çakmak’ın konuşmasında en dikkat çekici başlıklardan biri Irak pazarında yaşanan tahsilat ve kur baskısı oldu. Sektörün en büyük ihracat pazarlarından biri olan Irak’ta firmaların yalnızca sınır geçişleri ve idari maliyetlerle değil, tahsil ettikleri parayı Türkiye’ye getirirken yaşadıkları kur kayıplarıyla da karşı karşıya kaldığını belirten Çakmak, bunun düşük marjlarla çalışan ihracatçıyı daha da zorladığını söyledi.
Irak merkezi hükümeti ile bölgesel yapı arasındaki uygulama farklılıklarının da ticareti karmaşıklaştırdığını ifade eden Çakmak, TUSAF olarak Ticaret Bakanlığı ve ilgili kurumlarla bu sorunların çözümü için temaslarını sürdürdüklerini kaydetti.

KAPASİTE VAR, KULLANIM ORANI DÜŞÜK
Türkiye’de toplam 472 un fabrikası bulunduğunu, bunların 379’unun aktif olarak çalıştığını açıklayan Çakmak, buna karşın kapasite kullanım oranının ortalama yüzde 45 seviyesinde kaldığını söyledi. Sektörün kurulu kapasite açısından güçlü olduğunu ancak hem iç piyasadaki daralma hem de ihracat pazarlarındaki sorunlar nedeniyle potansiyelini kullanamadığını belirtti.
Bu görünümün, Türkiye un sanayisinin fiziki kapasite bakımından güçlü olmasına rağmen ticari olarak sıkıştığını gösterdiğini ifade eden Çakmak, sektörün daha verimli çalışabilmesi için dış pazarların güçlendirilmesi ve finansman koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini söyledi.
ORTADOĞU GERİLİMİ SEVKİYATLARI
YAVAŞLATTI
Ortadoğu’daki savaş ve jeopolitik gerilimlerin de ihracat üzerinde doğrudan baskı yarattığını belirten Çakmak, özellikle mart ayında bölgeye yükleme yapmakta tereddüt eden firmalar nedeniyle ihracatta ek zayıflama yaşandığını ifade etti. Bu durumun, zaten kırılgan olan dış satış performansını daha da aşağı çektiğini dile getirdi.
Çakmak, sektörün önümüzdeki dönemde yalnızca geleneksel pazarlara değil, yeni pazarlara da daha aktif yönelmesi gerektiğini söyledi.

TAM BUĞDAY VE ZENGİNLEŞTİRME
TARTIŞMASINDA NETLİK ÇAĞRISI
Konuşmasında iç piyasaya ilişkin düzenleme başlıklarına da değinen Çakmak, tam buğday unu ve un zenginleştirme konularında sektörün net, uygulanabilir ve altyapıya uygun bir çerçeveye ihtiyaç duyduğunu söyledi. Halk sağlığını destekleyecek düzenlemelere karşı olmadıklarını belirten Çakmak, ancak mevcut tesis altyapısının birçok işletmede ilave yatırım gerektirdiğini, dolayısıyla yeni yükümlülüklerin sektörün mevcut ekonomik koşulları dikkate alınarak ele alınması gerektiğini vurguladı.
“ÇİFTÇİ DESTEKLENMELİ, AMA ÜRÜN DE
DESTEKLENMELİ”
Mesut Çakmak, üretici desteklemeleri konusunda da dikkat çekici bir mesaj verdi. Çiftçinin mazot ve gübre gibi girdilerde desteklenmesine karşı olmadıklarını, aksine bunun gerekli olduğunu belirten Çakmak, yalnızca girdi tarafına değil ürün bazlı destek mekanizmalarına da ağırlık verilmesi gerektiğini söyledi. Ona göre, tarımsal üretimde sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi için destekleme sisteminin ürün tarafını da daha güçlü biçimde kapsaması gerekiyor.