Carlotta De Pasquale
Piyasa Analisti
Areté
2025/26 sezonunda küresel tahıl manzarası, bol arz ile tarihsel olarak yüksek seyreden talebi bir araya getiriyor. Ancak piyasalar açısından en önemli riskler tarlalardan değil, ekonomi ve jeopolitik cepheden geliyor. Önümüzdeki aylarda bu dengeyi doğru okumak, piyasaları sağlıklı yönetebilmenin anahtarı olacak.
2025/26 sezonu, Grafik 1’de de görülebileceği üzere, tahıl piyasalarında güçlü bir arz tablosu ile açılıyor. Bu bolluğa öncülük eden ürün mısır. Küresel ölçekte mısır üretimi tüm zamanların en yüksek seviyesine çıkmış durumda: ABD, ekim alanlarındaki %8’lik genişleme ve verimdeki %4’lük artış sayesinde, üretimini önceki rekorun %9 üzerine taşıyan tarihsel bir ürün alıyor.
Grafik 1: Küresel tahıl üretimi (ürün bazında, milyon ton) Kaynak: USDA
Güney Amerika da bu bolluğu destekliyor; Arjantin daha geniş ekim alanlarıyla üretimini artırırken, Brezilya’da verimlerin ortalamaya daha yakın seyretmesi beklenmesine karşın, üretim halen tarihsel olarak yüksek seviyelere yakın. Ukrayna’da da geçen yılki sert düşüşün ardından hem ekim alanlarında hem verimde gözlenen toparlanma, toplam hacme kayda değer katkı sağlıyor; ancak ülkenin mısır üretimi hâlâ savaş öncesi seviyelerin yaklaşık %11 altında. Bu tablodaki başlıca istisna ise Avrupa Birliği. Kuraklığın verimleri baskılaması ve ekim alanlarının daralması, AB mısır üretimini aşağı çekiyor.
Buğday cephesinde de tablo benzer şekilde bol arz yönünde. Dünya buğday üretimi, başlıca ihracatçıların çoğunda kaydedilen artışlar sayesinde rekor seviyelere çıkıyor. Avrupa Birliği’nde artan ekim alanları ve 2015’ten bu yana görülen en yüksek verim, buğday üretimini yaklaşık 142 milyon ton seviyesine taşıyor.
Rusya’nın bir kez daha büyük bir ürün alacağı tahmin ediliyor; bazı yerel kaynaklar buğday üretimini 87,5–88 milyon ton aralığına yerleştiriyor. Avustralya’da da daha küçük ekim alanlarına rağmen yüksek verimler, üretimi yeniden yukarı çekerken; son revizyonlara göre benzer bir durum Amerika Birleşik Devletleri için de geçerli. Öte yandan Ukrayna’nın buğday üretimi istikrarlı görünse de, savaş öncesine kıyasla yapısal olarak daha düşük bir seviyede; ekim alanları hâlâ savaş öncesinin yaklaşık %20 altında.
MAKARNALIK BUĞDAYDA ARZ TOPARLANMASI
Makarnalık buğday (durum) piyasasında da hem ithalatçı hem ihracatçı ülkelerdeki daha yüksek üretim sayesinde arzın belirgin biçimde güçlenmesi bekleniyor. İhracat tarafında Kanada ve ABD, genişleyen ekim alanları ve güçlü verimlerle birlikte son yılların en yüksek üretim seviyelerine çıkmaya hazırlanıyor. Başlıca ithalatçılar arasında yer alan Avrupa Birliği, artan ekimler ve rekor verimlerin desteğiyle 2018/19 sezonundan bu yana en yüksek makarnalık buğday rekoltesini kaydediyor. Kuzey Afrika’da ise üç yıl üst üste yaşanan şiddetli kuraklığın ardından üretim, kademeli biçimde uzun dönem ortalamasına doğru yaklaşıyor. Tüm bu gelişmeler bir arada değerlendirildiğinde, 2025/26 sezonunda makarnalık buğday arzında, son 9 yılın en yüksek küresel üretim düzeyine tekabül eden net bir toparlanma ortaya çıkıyor.
PİRİNÇ PİYASASINDA BENZER TABLO
Pirinç piyasasında da genel eğilim benzer. Küresel pirinç üretiminin, geçtiğimiz sezon kırılan rekorun az da olsa altında kalması beklenirken, dünyanın en büyük pirinç üreticisi ve ihracatçısı olan Hindistan, tarihin en yüksek hasadına doğru ilerliyor. İkinci büyük üretici konumundaki Çin’de de pirinç üretiminde hafif bir artış öngörülüyor.
Genel olarak bakıldığında, bu gelişmeler tahıl arzının tüm ürün gruplarında bol olduğunu gösteriyor. Bu da içinde bulunduğumuz sezonda fiyat oynaklığının üretim şoklarından ziyade talep kaynaklı dinamiklere daha duyarlı olacağı anlamına geliyor.
TALEP CEPHESİ: REKOR TÜKETİM, KIRILGAN BÜYÜME
Talep cephesinde ise küresel tahıl tüketiminin de rekor seviyelere ulaşacağı tahmin ediliyor. Tahıl tüketimi, onlarca yıldır artan dünya nüfusu ve yem ile enerji üretiminde tahılların kullanımının genişlemesiyle birlikte istikrarlı bir yükseliş trendi içinde (Grafik 2).
Grafik 2: Küresel tahıl tüketimi ve dünya nüfusu (milyon ton ve milyon kişi)
Özellikle bir faktör, küresel talepteki artışı belirgin biçimde hızlandırıyor: etanol üretimi. Son on yılda hem küresel etanol üretimi hem de tüketimi %22 oranında büyüdü. OECD projeksiyonlarına göre önümüzdeki 10 yılda bu alanda ilave %12’lik bir artış daha bekleniyor (Grafik 3). Bu eğilim, özellikle mısır talebini yukarı taşıyor. Zira etanol üretiminde ana girdi olarak mısır büyük paya sahip. Dünyanın en büyük etanol üreticisi konumundaki ABD’de mısır temel hammaddeyi oluştururken; ikinci büyük üretici Brezilya’da, geleneksel şeker kamışına dayalı üretime ek olarak, mısır bazlı etanol üretimi son yıllarda hızla büyüyor.
Grafik 3: Küresel etanol üretimi ve tüketimi (milyon ton)
Tüm önemli tahıl ürünlerinin 2025/26 sezonunda tarihin en yüksek tüketim düzeylerine ulaşması bekleniyor. Buna karşın, bazı bölgelerde ekonomik büyümenin yavaş seyretmesi talep artışını sınırlıyor. Bu çerçevede Çin kritik bir değişken olarak öne çıkıyor: Enerji, yem ve temel gıda maddelerinde dünyanın en büyük ithalatçıları arasında yer alan Çin ekonomisindeki performans dalgalanmaları, tahıl piyasalarını hem doğrudan hem de navlun, enerji ve petrol kanalları üzerinden dolaylı şekilde etkileyebiliyor.
FİYAT OYNAKLIĞINI TETİKLEYEN FAKTÖRLER: MAKROEKONOMİ VE JEOPOLİTİK RİSKLER
Son aylarda gözlenen dalgalanmaların önemli bir bölümü, arz-talep temellerinden değil, makroekonomik ve jeopolitik gelişmelerden kaynaklandı. 2025 yılında Euro, FED ile ECB arasındaki faiz makası Euro aleyhine olmasına rağmen, büyük ölçüde yeni ABD ticaret savaşı etrafındaki belirsizlik nedeniyle ABD Doları karşısında güçlendi. Daha güçlü Euro, Avrupa için mısır ve makarnalık buğday gibi ürünlerin ithalat maliyetlerini aşağı çekerek fiyat baskısını bir ölçüde hafifletti.
Deniz taşımacılığındaki aksaklıklar da tabloyu etkiledi. Babülmendep Boğazı’ndaki ticari geçiş zorlukları, Asya–Avrupa ticaret hattında ciddi bozulmalara yol açarak, küresel fiyat göstergeleri sert düşüşler yaşarken bile, AB’de Indica pirinç fiyatlarının rekor seviyelere yakın kalmasına katkıda bulundu.
Daha yakın dönemde ise ABD–Çin arasında bir ticaret anlaşmasına varılacağı yönündeki beklentiler, soya fasulyesinde yükselişi tetikledi; bu hareket mısır ve buğday piyasalarına da sıçradı. Aynı dönemde yaşanan ABD hükümetinin kapanması (government shutdown) sürecinde resmi ABD ürün verilerinin geçici olarak piyasadan çekilmiş olması, bu fiyat hareketlerini daha da büyüten bir etki yarattı.
İLERİYE DÖNÜK GÖRÜNÜM: BOL ARZ, KIRILGAN JEOPOLİTİK
Önümüzdeki dönemde hem tüketim trendleri hem de makro-jeopolitik değişkenler, piyasa koşullarını şekillendirmeye devam edecek. Mısır, buğday ve pirinçte rekor düzeydeki küresel arz, 2022’de görülen sert yukarı yönlü fiyat şoklarına benzer hareketlerin tekrarlanma olasılığını sınırlamalı. Bununla birlikte, göreli bolluğun bölgesel fiyat farkları üzerinde belirleyici olması bekleniyor. Nitekim bu yılki zayıf hasadın ardından AB mısır fiyatlarının, uluslararası gösterge fiyatlara kıyasla ortalamanın üzerinde bir primle işlem görmesi bu durumun somut bir örneği.
Buna rağmen, yüksek ithalat ihtiyacı olan ya da ihracat gelirine yoğun şekilde bağımlı ülkeler açısından oynaklık riski sürüyor. Küreselleşmenin kimi dönemlerde derinleşip kimi dönemlerde geri çekildiği göz önüne alındığında, pek çok analist bugünün dünyasını küreselleşmenin hız kestiği, hatta kısmen tersine döndüğü bir evre olarak tanımlıyor. Gıda ithalatına bağımlı bölgeler veya başlıca tarımsal ihracatçı ülkeler açısından bu kayma, ticaret gerilimleri, lojistik aksamalar ve jeopolitik yeniden hizalanmaların uzun vadeli etkilerini büyütebilir.
Özetle, 2025/26 tahıl sezonu bol arz ile tarihsel olarak yüksek talebi bir araya getirirken, piyasa açısından en önemli riskler tarlalardan değil; ekonomi politikalarından ve jeopolitik cepheden kaynaklanıyor. Bu dengenin doğru okunması, önümüzdeki ayları başarıyla yönetmek isteyen aktörler için hayati önem taşıyacak.