BLOG

Günhan Ulusoy’dan Hürmüz krizi uyarısı: Tahılda ilk şok sınırlı, asıl risk orta vadede

16 Mart 20265 dk okuma

Hürmüz Boğazı ekseninde tırmanan jeopolitik gerilim, küresel tahıl ve gıda piyasalarında ilk anda doğrudan ürün arzından çok, taşımacılık, sigorta ve gübre tedariki üzerinden hissedilen yeni bir baskı dalgası yarattı. IAOM Avrasya Direktörü Dr. Eren Günhan Ulusoy, NTV’de katıldığı Finans Kafe programında yaptığı değerlendirmede, tahıl fiyatlarında şimdiye kadar enerji piyasalarındaki kadar sert bir sıçrama görülmediğini, ancak sevkiyat ve maliyet tarafındaki kırılmanın orta vadede çok daha belirleyici sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Bu çerçevede, kısa vadede asıl baskının navlun ve risk primlerinde; orta vadede ise gübre fiyatları ve verimlilik üzerinde oluşacağını vurguladı. 

Dr. Eren Günhan Ulusoy
IAOM Avrasya Direktörü

Günhan Ulusoy’a göre, Ortadoğu’da savaşın başlamasıyla birlikte piyasa aktörleri öncelikle etkilerin süresini izlemeye yöneldi; ancak zaman geçtikçe en sert reaksiyon sigorta cephesinde ortaya çıktı. Ulusoy, bölgedeki sigorta şirketlerinin deniz taşıtlarını kapsam dışına almaya başladığını belirterek, bunun hem bölgeye giden hem de bölgeden çıkan sevkiyatları ciddi biçimde zorladığını ifade etti. “Diğer sevkiyatlarda da risk primlerinde bir yükseliş var” diyen Ulusoy, gıda piyasasındaki kırılmanın sadece ürün fiyatlarından okunamayacağını, lojistik maliyetlerin artık başlı başına bir belirleyici haline geldiğini ortaya koydu. 

TAHIL BORSALARI SINIRLI TEPKİ VERDİ, ASIL ŞOK NAVLUNDA

Ulusoy’un değerlendirmesine göre, küresel tahıl piyasaları savaşın etkisini fiyatladı; ancak enerji emtialarında görülen sert sıçramalara kıyasla bu tepki daha sınırlı kaldı. Chicago ve Matif gibi referans piyasalarda yükseliş yaşandığını belirten Ulusoy, bunun yaklaşık yüzde 10-12 bandında kaldığını, çünkü bu piyasaların daha çok ürünün çıkış noktasındaki fiyatlarını yansıttığını söyledi. “Chicago borsası 615-630 seviyelerine kadar çıktı. Çünkü bu borsalar ürünlerin yerindeki fiyatını temsil ediyor” diyen Ulusoy, asıl baskının teslim ve ithalat fiyatlarında hissedildiğini vurguladı. 

Ulusoy’a göre, navlun tarafındaki sert yükseliş henüz FOB bazlı borsa fiyatlarına tam olarak yansımış değil. Bu nedenle piyasada görülen nispeten sınırlı artış, gerçek maliyet baskısının düşük olduğu anlamına gelmiyor. “Navlunlarda ciddi yükselişler izliyoruz. Yani aslında ürünlerin ülkelere teslim edildiği, ithal edildiği fiyatları çok daha yüksek seviyelere çıkmış durumda. Ama navlunlar yükseldiği için, çıkış noktasındaki FOB fiyatları gösteren borsalar bu zıplamayı henüz göstermedi,” sözleriyle durumu özetleyen Ulusoy, önümüzdeki dönemde lojistik maliyetlerinin fiyat yapısı üzerindeki etkisinin daha görünür hale gelebileceğini işaret etti. 

ORTA VADELİ RİSK GÜBREDE

Ulusoy’un konuşmasında en dikkat çekici başlıklardan biri de gübre piyasasına ilişkin uyarıları oldu. Krizin tarımsal üretime etkisinin henüz sahada tam olarak görülmediğini belirten Ulusoy, bunun temel nedeninin bu sezon kullanılacak gübrelerin büyük bölümünün zaten tedarik edilmiş ve kullanılmış olması olduğunu söyledi. Bu nedenle mevcut şokun tarımsal üretim üzerinde daha çok gelecek sezon hissedileceğini ifade etti. “Henüz bunu daha sahada görmedik. Çünkü bu gübreler bir sonraki sezon kullanacağımız gübreler. Bu sezonki gübrelerimizin çoğunu kullandık. Dolayısıyla gübre fiyatlarındaki artışın etkisini daha çok önümüzdeki sezon görmeyi bekliyoruz,” dedi. 

Ulusoy, Körfez krizinin etkilerini iki ayrı düzlemde değerlendirmek gerektiğini de vurguladı. Buna göre, Körfez ülkeleri kendi gıda arzlarını sürdürmekte zorlanırken, dünya tarımı da Körfez’den çıkan gübre ve gübre hammaddelerine erişimde sorun yaşıyor. Bu durum, hem ithalatçı gıda piyasalarını hem de üretici tarım ekonomilerini aynı anda baskı altına alıyor. 

PİYASA ŞİMDİLİK KRİZİN UZAMAYACAĞINI FİYATLIYOR

Ulusoy’un analizine göre, tarım piyasalarının bugünkü fiyat davranışı, krizin yönetilebilir bir süre içinde çözüleceği beklentisini yansıtıyor. Mısır fiyatlarında yaklaşık yüzde 10-15’lik artış görüldüğünü belirten Ulusoy, piyasanın henüz daha derin ve yapısal bir şoka göre pozisyon almadığını söyledi. “Tarım tedarik zincirinin birkaç aylık bir savaşı kaldırabileceğini öngörüyorduk. Bugün de fiyatlara baktığımızda bunu görüyoruz. Chicago borsasında mısır şu anda 460’lı seviyelerde, 400’lü seviyelerden geldi. Yani yüzde 10-15 bandında bir artış var. Dünyadaki tarımsal oyuncular halen bu krizin öbür sezona atlamadan bitebileceğini fiyatlıyorlar,” ifadelerini kullandı. 

Gübre fiyatlarında da benzer bir karşılaştırma yapan Ulusoy, daha önce 400-450 dolar bandında olan üre fiyatlarının 700 doların üzerine çıktığını, ancak Rusya-Ukrayna savaşında çok daha sert seviyelerin görüldüğünü hatırlattı. Buradan hareketle, mevcut şokun ciddiyetine rağmen henüz en kötü senaryonun fiyatlanmadığını ima etti. Ulusoy, “Rusya-Ukrayna savaşında üre fiyatlarının 1.500 dolarlara gittiğini görmüştük. Dolayısıyla bunun tam olarak gıda piyasasına yansıması için 3-4 aylık bir süremiz var. Yani Eylül-Ekim ayına kadar bu konunun çözümlenmiş olması lazım,” diyerek kritik zaman penceresine işaret etti. 

TÜRKİYE’DE KISA VADEDE DOĞRUDAN FİYAT ŞOKU BEKLENMİYOR

Programda Türkiye’ye etkiler de ayrı bir başlık olarak ele alındı. Özellikle navlun maliyetleri ile gübre ve enerji bağlantılı baskıların takip edilmesi gerektiğini belirten Ulusoy, Türkiye’de tahıl piyasasının regülasyon yapısının kısa vadede fiyat geçişini sınırlayabileceğini vurguladı. 

Ulusoy, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin mevcut satış politikasını sürdürmesi halinde yeni sezona kadar doğrudan bir değişiklik beklemediğini ifade etti. “Türkiye’de tarım sektörü ve tahıl sektörü regüle ediliyor. Daha savaş olmadan önce de fiyatlar enflasyonun gerisinde bir artış eğilimindeydi. Savaş haberiyle uyandığımız gün TMO’nun stratejisinde bir değişiklik olmadığını gördük. Aynı fiyatlardan satışlarını devam ettirdi. Eğer nisan ve mayis aylarında da bu politika sürerse, yeni sezona kadar doğrudan bir değişiklik olmayacak gibi görünüyor,” dedi. 

VERİM KAYBI RİSKİ FİYAT TARTIŞMASINI YENİDEN AÇABİLİR

Bununla birlikte Ulusoy, orta vadede asıl belirleyici unsurun verimlilik olacağını vurguladı. Türkiye’nin buğday üretiminde güçlü bir ülke olmasına rağmen verimlilik tarafında kırılganlıklar bulunduğunu belirten Ulusoy, gübre maliyetlerindeki yükselişin ve olası kullanım daralmasının üretici gelirlerini baskılayabileceğini söyledi. Bu durumun, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından fiyat artışlarını yeniden gündeme getirebileceğini ifade etti. Günhan Ulusoy, “Eğer tarımda üretimin sürdürülebilmesini istiyorsak, bir miktar o verim kaybını dengeleyecek veya gübredeki maliyet artışını karşılayacak tarım ürünlerinde fiyat artışını beklemek zorundayız,” değerlendirmesinde bulundu.

Haberler Kategorisindeki Yazılar