BLOG

Ulusoy: Enerji ve gübre şoku, tahıl piyasalarında yeni bir risk döngüsü yaratıyor

07 Nisan 20263 dk okuma

"Küresel hububat piyasaları, arz fazlasına rağmen üretim maliyetlerinin karşılanamadığı 'sıra dışı' bir krizle karşı karşıya. IAOM Avrasya Direktörü Dr. Eren Günhan Ulusoy, dünya buğday fiyatlarının 240 dolar seviyesinde kalarak üretici marjlarını erittiğine dikkat çekti. Enerji, gübre ve navlun fiyatlarındaki jeopolitik risklerin yeni bir maliyet şoku yaratabileceği uyarısında bulunan Ulusoy; Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’deki gerilimlerin orta vadede küresel gıda arz dengesini sarsabileceğini vurguladı."

Uluslararası Un Sanayicileri ve Hububatçılar Birliği (IAOM) Avrasya Direktörü Dr. Eren Günhan Ulusoy, Ulusal Hububat Konseyi’nin Konya’da gerçekleşen 2026 Hasat  Öncesi Hububat Kongresi’nde yaptığı konuşmada, küresel tahıl piyasalarının düşük fiyatlara rağmen üreticiye kazanç sağlayamadığı sıra dışı bir dönemden geçtiğini belirterek, enerji, gübre ve navlun kaynaklı yeni bir risk döngüsünün tarım sektörünü baskı altına aldığını söyledi. Ulusoy, mevcut durumda dünya buğday fiyatlarının yaklaşık 240 dolar seviyesinde seyrettiğini, ancak bu fiyatların üretici maliyetlerini karşılamadığını vurguladı.


Ulusoy, pandemi sonrasında tarım ürünlerinin stratejik niteliğinin daha görünür hale geldiğini ve birçok ülkede hükümetlerin üretimi desteklemek için sübvansiyonları artırdığını söyledi. Bu nedenle klasik tarım döngülerinin zayıfladığını belirten Ulusoy, düşük fiyat ortamına rağmen üretimin beklenen ölçüde gerilemediğini, bunun da piyasa dengesini alışılmış kalıpların dışına taşıdığını ifade etti.

HÜRMÜZ VE ENERJİ AKIŞI TARIMI DOĞRUDAN ETKİLİYOR

Konuşmasında jeopolitik gerilimlerin enerji piyasaları üzerinden tarıma yansımasına dikkat çeken Ulusoy, Hürmüz Boğazı ve çevresindeki risklerin yalnızca petrol piyasası açısından değil, gübre ve lojistik maliyetleri bakımından da kritik sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Küresel petrol akışının önemli bir bölümünün bu hat üzerinden geçtiğini vurgulayan Ulusoy, özellikle Asya’ya yönelen enerji tedarikinde yaşanabilecek aksamanın küresel fiyatlar üzerinde zincirleme etki yaratacağını belirtti.

Ulusoy’a göre, bu risk yalnızca ham petrol akışıyla sınırlı değil. Rafine ürünler tarafında oluşabilecek darboğazlar da enerji maliyetlerini daha geniş bir ölçekte yukarı çekebilir. Bu durum, özellikle doğal gaz ve gübre fiyatları üzerinden tarımsal üretim maliyetlerini yeniden artırma potansiyeli taşıyor.

PETROL, DOĞAL GAZ VE GÜBRE BAĞLANTISI GÜÇLENİYOR

Ulusoy, petrol fiyatları ile gıda fiyatları arasında tarihsel olarak güçlü bir korelasyon bulunduğunu, geçmişte yaşanan her petrol krizinin ardından gıda fiyatlarında da artış görüldüğünü söyledi. Doğal gaz ile gübre fiyatları arasındaki ilişkinin ise daha da belirgin olduğunu kaydeden Ulusoy, özellikle üre üretiminin enerji maliyetlerine yüksek derecede bağımlı olduğunu ifade etti.

Mevcut tabloda tahıl fiyatları ile gübre fiyatları arasındaki dengenin bozulduğunu belirten Ulusoy, sistemin kendi içinde sürdürülemez bir noktaya yaklaştığını söyledi. Tahıl fiyatlarının üretici marjlarını koruyacak seviyede olmamasına rağmen girdi maliyetlerinin yüksek kalmasının, ilerleyen dönemde fiyat düzeltmesini kaçınılmaz hale getirebileceğini dile getirdi.

DENİZ TİCARETİNE BAĞIMLILIK RİSKİ ARTIRIYOR

Küresel tahıl ticaretinin yaklaşık yüzde 75’inin deniz yoluyla yapıldığını hatırlatan Ulusoy, Hürmüz, Kızıldeniz ve benzeri kritik geçiş noktalarında yaşanacak her aksamanın tahıl piyasaları üzerinde doğrudan etkili olacağını söyledi. Navlun piyasalarının jeopolitik gelişmelere çok hızlı tepki verdiğini belirten Ulusoy, Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında görülen navlun artışlarının benzerlerinin yeni gerilimlerde tekrar yaşanabileceğini ifade etti.

Buna karşın, bugünkü görece düşük tahıl fiyatlarının temel nedeninin son iki yıldaki yüksek küresel üretim ve güçlü kapanış stokları olduğunu belirten Ulusoy, özellikle Rusya’nın yüksek üretimi ve ihracatının dünya fiyatlarını aşağıda tutan başlıca unsurlardan biri olduğunu söyledi.


KISA VADEDE ARZ SORUNU YOK, ORTA VADEDE TEMKİN GEREKİYOR

Ulusoy, 2026/27 pazarlama yılı için küresel ölçekte belirgin bir arz sorunu beklemediğini, ancak daha orta vadeli görünümde kırılganlıkların artabileceğini belirtti. 2027/28 döneminde bazı ülkelerin üretim ve tedarik dengelerini korumakta zorlanabileceğini ifade eden Ulusoy, bunun küresel arz-talep dengesinde yeni kırılmalar yaratabileceği uyarısında bulundu.

Türkiye açısından mevcut tablonun görece daha güçlü olduğunu söyleyen Ulusoy, gıda arzı bakımından önemli bir avantaj bulunduğunu ancak bunun rehavet nedeni olmaması gerektiğini vurguladı. Konuşmasını, “Bugün için büyük bir sorun görünmese de, önümüzdeki dönemde temkinli olmakta fayda var” mesajıyla tamamladı.

 


Haberler Kategorisindeki Yazılar