İsviçre’nin Uzwil kentinde bulunan Bühler merkezinde düzenlenen Bühler Networking Days 2025 etkinliği, gıda, yem, mobilite ve malzeme sektörlerinden 1.200’ün üzerinde iş liderini bir araya getirdi. 23–24 Haziran tarihlerinde gerçekleşen organizasyonda, 2050 yılına kadar 10 milyarlık bir dünya nüfusunu sürdürülebilir şekilde besleyebilecek başarılı iş modelleri masaya yatırıldı. Sanayi, iş dünyası ve akademiyi buluşturan etkinlikte, günümüzün ve geleceğin sürdürülebilirlik sorunlarına yönelik somut çözümler paylaşıldı. “Etkiyi birlikte katlamak” temasıyla öne çıkan Networking Days, inovasyonu hızlandıran, stratejik ortaklıkları güçlendiren ve cesur liderliği teşvik eden küresel bir platform olarak öne çıktı.
Bühler Networking Days 2025 etkinliğini yerinde takip eden Değirmenci Dergisi, Uzwil’deki canlı ve ilham verici atmosfere doğrudan tanıklık etti. Sadece sunumlar ve açılış konuşmalarıyla sınırlı kalmayan bu etkinlikte, Bühler’in sürdürülebilirlik vizyonunu nasıl somut ve ölçülebilir çözümlere dönüştürdüğünü yakından gözlemleme fırsatı bulduk.
Etkinlik boyunca hissedilen enerji dikkat çekiciydi: Bühler ekibinin yüksek motivasyonundan küresel sektör liderleri arasındaki güçlü iş birliği ruhuna kadar her ayrıntı, bunun yalnızca bir fikir paylaşım platformu değil; aynı zamanda kararlı ve kolektif eylemin hayata geçtiği bir sahne olduğunu ortaya koyuyordu.
Bühler’in sürdürülebilirlik yolculuğunun pratik yönlerini canlı teknoloji demoları, etkileşimli oturumlar ve inovasyon vitrinleriyle deneyimledik. Şirketin 2019’da ilan ettiği sürdürülebilirlik taahhütlerindeki ilerleme yalnızca rakamlarla değil; katılımcılarla şeffaf biçimde paylaşılan teknolojiler, süreçler ve başarı öyküleriyle de açıkça görülebiliyordu. Vizyonu uygulamaya dönüştürme ve olumlu etkiyi çoğaltacak iş birlikleri kurma konusundaki yetkinlik, etkinliğin her anında kendini hissettirdi.
Değirmenci olarak, bu dönüşüme yerinde tanıklık etmiş olmaktan ve edindiğimiz izlenimleri küresel tahıl ve gıda sektörüne aktarmaktan gurur duyuyoruz.
Bühler Networking Days 2025, şirketin bugüne kadar düzenlediği dördüncü Networking Days etkinliği oldu. İsviçre merkezli teknoloji grubu, hizmet verdiği sektörlerin liderlerini 2016’dan bu yana her üç yılda bir bir araya getiriyor. Bu yılki etkinliğe 90 ülkeden, altı kıtadan katılım sağlandı.
Etkinlikte konuşan Bühler Group CEO’su Stefan Scheiber, inovasyonun etkisini katlamada iş birliği ve ortak hareket etmenin gücüne dikkat çekti. “Her atılım, her ortaklık ve her cesur karar, bilgi yayma, harekete ilham verme ve ilerlemeyi teşvik etme potansiyeline sahiptir,” diyen Scheiber, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ancak asıl güç, bu etkilerin birleşerek değişim dalgalarına dönüşmesinde yatıyor. İş dünyası ve sektörler birlikte hareket ettiğinde, ilerlemeye sadece katkı sağlamazlar; etkilerini birleştirerek çözüm üretimini hızlandırır ve bireysel çabaların ulaşamayacağı ölçekte dönüşüm yaratırlar.”
Bühler Group CTO’su Ian Roberts ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Artık çok net bir şekilde görüyoruz ki, gezegenimizin sağlığını korumak için odaklı ve iş birlikçi bir şekilde hareket etmemiz gerekiyor. 1.200 konuğumuzun yalnızca konuşmakla kalmayıp, somut adımlar atma ve elde ettikleri kazanımları paylaşarak toplu öğrenme ve etkiyi çoğaltma yönündeki iradeleri bana büyük bir enerji verdi.”
BÜYÜK DEĞİŞİMLER CESUR LİDERLER GEREKTİRİR
Etkinliğe katılan gıda sektörü liderlerine hitap eden Nestlé CEO’su Laurent Freixe, artan dünya nüfusunu sürdürülebilir biçimde beslemenin gıda sektörünün ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı. “İklim değişikliği bir gerçek. Ancak liderlik de var, bilim temelli çözümler de. Bu nedenle birlikte kolektif bir etki yaratabileceğimiz konusunda oldukça umutluyum,” diyen Freixe, “Gıda sisteminin temel aktörleri olarak kolektif bir güce sahibiz. Gezegenimizin karşı karşıya olduğu pek çok sorunu ele alma kapasitemiz var ve bu güçle birlikte gelen sorumluluğu da ciddiyetle üstlenmemiz gerekiyor.” çağrısında bulundu.
Siyasi ve ekonomik dalgalanmalarla şekillenen bir yılda gerçekleşen etkinlikte, açılış konuşmacıları, dünyanın karşı karşıya olduğu acil sorunlarla mücadelede endüstrinin oynadığı kritik rolün altını çizdi. Bu tür belirsizlik dönemlerinde, iş dünyası liderlerinin temkinli davranması anlaşılır olsa da, dirençli ve geleceğe hazır işletmeler inşa etmek cesaret ve kararlı adımlar gerektiriyor.
Harvard Business School İşletme Profesörü Ranjay Gulati, konuşmasında, “Belirsizlik çağında ayakta kalmanın para birimi cesarettir. Belirsizlik korku doğurur ve bu da felç edici olabilir. Ancak ayakta kalmak ve gelişmek için cesur olup harekete geçmelisiniz.” çağrısı yaptı. Gulati, öngörülemeyen ortamlarda şirketlerin belirsizliği tamamen ortadan kaldıramayacağını, bu nedenle ona direnmek yerine çevik bir zihniyet benimsemeleri gerektiğini vurguladı.
TİCARİ BAŞARININ ANAHTARI
Etkinliğin en güçlü mesajlarından biri, sürdürülebilirliğin yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; aynı zamanda kârlı büyümeyi destekleyen, uzun vadeli dayanıklılığı artıran sağlam bir iş stratejisi olduğu yönündeydi. Bu yaklaşımın güçlü liderlikten beslendiği vurgulandı.
Küresel sürdürülebilirlik alanının önde gelen isimlerinden biri olan ve Potsdam İklim Etkisi Araştırma Enstitüsü Direktörü olarak görev yapan Prof. Johan Rockström, endüstrinin gezegenin güvenli sınırları içinde faaliyet göstermesi gerektiğini dile getirdi. Gezegen Sınırları (Planetary Boundaries) çerçevesinin mimarı olan Rockström, “Sürdürülebilirlik artık bir seçenek değil; direnç, rekabet gücü ve gelecekteki başarı için zorunlu bir unsurdur.” ifadelerini kullandı. Şirket liderlerine, sürdürülebilirliğin iş değeri hakkında açıkça konuşmaları çağrısında bulunan Rockström şöyle konuştu: “Sürdürülebilirliği rekabet gücünün, güvenliğin, istikrarın ve sağlığın merkezinde düşünmeliyiz. Eğer bir karar performansınızı artırıyor, yetenek çekmenizi sağlıyor, yeni pazarlara açıyor ya da dayanıklılığınızı güçlendiriyorsa bunu açıkça ifade edin. Sürdürülebilirlik bir yük değil, bir rekabet avantajıdır.”
Etkinlik süresince konuşmacılar, karşı karşıya olunan zorlukların büyüklüğüne ve aciliyetine dikkat çekerek; dijital araçlar, proses teknolojileri ve iş modelleri başta olmak üzere, daha az kaynakla daha fazla değer üretmeye yönelik inovasyonların hızlandırılması çağrısında bulundu.
Bitki bazlı yağ üreticisi AAK’nin CEO’su Johan Westman, şirketinin sürdürülebilirlik yolculuğunu katılımcılarla paylaştı. AAK, 2019’dan bu yana palm yağı tedarik zincirini dönüştürdü ve yalnızca orman tahribatı içermeyen kaynaklardan temin edilen palm yağına öncelik verdi. 2024 itibarıyla, şirketin palm yağı tedarikinin %91’i bu standartlara uygun hale geldi ve bu dönüşüm kârlılıkta önemli bir artışla paralel ilerledi. Sürdürülebilir palm yağı üretimine daha fazla odaklanılması gerektiğine inanan Westman, “Palm yağı, hektar başına diğer tüm bitkisel yağlara kıyasla 4 ila 10 kat daha yüksek verim sunuyor. Bu, dünyayı doyurmanız gerektiğinde büyük önem taşıyor.” dedi.
GELECEĞİ ŞEKİLLENDİREN İŞ MODELLERİ
ETH Zurich Space Başkanı ve NASA’nın eski Bilim Direktörü Thomas Zurbuchen, iklim ve çevreyle ilgili zorlukların üstesinden gelmede bilim ve sanayi iş birliğinin kritik rolüne dikkat çekti. “Sanayi, bilimsel fikirleri alıp, onları gerçek fark yaratan yenilikçi çözümlere dönüştürebilir,” diyen Zurbuchen, bazen geleceğin zaten burada olduğunu, yapılması gerekenin sadece onu ölçeklendirmek olduğunu vurguladı.
Uydu görüntüleme teknolojilerindeki son gelişmeleri örnek gösteren Zurbuchen, “Artık uzaydan alınan verileri milimetre düzeyinde analiz edebiliyor ve bu verileri sahadaki kararlar için kullanılabilir hale getirebiliyoruz. Bir çiftçi, hangi tarlaların gübreye ihtiyaç duyduğunu ve hangilerinin duymadığını uydu görüntülerine bakarak belirleyebilir.” diye konuştu.
Etkinlikte pek çok konuşmacı, sürdürülebilir iş başarısını hızlandırmada, iklim değişikliğiyle mücadelede, doğayı koruma ve yeniden canlandırmada, istihdam yaratmada ve gıda güvenliğini sağlamada iş birliğinin gücünü vurguladı.
MBA programlarıyla dünya çapında tanınan İsviçre merkezli IMD İşletme Okulu Profesörü Julia Binder, döngüsel ekonomiyi “kârlılığı, büyümeyi ve sürdürülebilirliği birleştiren bir yol” olarak tanımlayarak, katılımcıları cesurca iş modellerini bu doğrultuda yeniden düşünmeye çağırdı. “Döngüsel ekonomi bir ekosistem oyunudur. Son derece müşteri odaklıdır ve derin iş birliği gerektirir,” diyen Binder, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gelecekte gerçekten para kazanan şirketler, inovasyon yetkisini kullananlar olacak. Size şunu öneriyorum: Gelecekten başlayarak düşünün. İşinizi kökten dönüştürebilecek bir ya da iki inovasyonu hayal edin ve oraya ulaşmak için gereken adımları tanımlayın.”
Andriani S.p.A. CEO’su Michele Andriani ise döngüselliğin yeni pazarlara erişim sağlayan gücünü etkileyici bir örnekle anlattı. Şirketi, ana gıda üretimi sırasında oluşan atık ve yan ürünleri katma değerli ürünlere dönüştürmek üzere yola çıktı. Bu süreç, evcil hayvan mamasından besin takviyelerine kadar uzanan tamamen yeni ürün hatlarının gelişmesine yol açtı. Bühler ve diğer iş ortaklarının desteğiyle hayata geçirilen bu ürünlerin dışında, değere dönüştürülemeyen malzemeler ise üretimde enerji elde etmek için kullanılıyor. Andriani, “Sürdürülebilirlik bizim için bir hedef değil; iş yapma biçimimizdir,” diyerek ekledi: “Döngüsellik yalnızca bir sürdürülebilirlik kavramı değil, aynı zamanda inovasyon ve büyüme motoru olarak bize bambaşka sektörlerin kapısını açtı.”
Bu çerçeveyi ileriye taşıyan bir diğer örnek ise illycaffè S.p.A. Yönetim Kurulu Başkanı ve Regenerative Society Foundation Eş Başkanı Andrea Illy’den geldi. Illy, kahve yan ürünlerini kozmetik sektöründe biyolojik etkili içerikler olarak yeniden değerlendirerek yeni bir iş kolu oluşturduklarını paylaştı. Ayrıca şirket, çiftçileriyle birlikte rejeneratif tarım uygulamalarını geliştirmek için yakın iş birliği yürütüyor.
“2019’da yalnızca iki pilot saha ile başladık. Bugün üreticilerimizin %90’ı bu rejeneratif uygulamaların en az %70’ini benimsedi,” diyen Illy, sözlerini şu çağrıyla tamamladı: “Hepimiz, doğal sermayeyi tüketen iş modellerinden uzaklaşıp, biyosferi onaran ve ekonomik büyümeyle birlikte döngüyü iyileştiren yeni bir modele yönelmeliyiz.”
BÜHLER, SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK SÖZÜNÜ YERİNE GETİRİYOR
Bühler, 2019 yılında düzenlenen Networking Days etkinliğinde, 2025’e kadar müşterilerinin değer zincirlerinde enerji, atık ve su kullanımını %50 oranında azaltacak çözümleri sunma sözü vermişti. Bu hedef doğrultusunda şirket, Ar-Ge faaliyetlerine yaklaşık 500 milyon İsviçre Frangı yatırım yaptı. Bühler, 15 temel değer zincirinde tasarruf potansiyelini analiz etti ve bu doğrultuda yeni teknolojiler ile çözümler geliştirdi.
Bühler Group CTO’su Ian Roberts, konuyla ilgili olarak şu değerlendirmeyi yaptı: “Harekete geçmemiz gereken aciliyetin farkındayız. Bu nedenle çalışmalarımız yalnızca yasal uyumla sınırlı kalmıyor; iş birlikleri, inovasyon ve çevresel ayak izini ölçülebilir biçimde azaltırken aynı zamanda müşterilerimizle birlikte kârlı büyümeyi destekleyecek iş modelleri inşa etmeye odaklanıyoruz. Bu çabalar sadece çevreye fayda sağlamakla kalmıyor; operasyonel verimliliği artırıyor, istihdam yaratıyor ve uzun vadeli dayanıklılığı güçlendiriyor. Müşterilerimizin enerji tüketimini, atık üretimini ve su kullanımını kayda değer biçimde azaltmalarına yardımcı oluyoruz, değer zinciri boyunca somut etki üretiyoruz.”
Bu yaklaşımların farklı şirketler ve sektörler arasında yaygınlaştırılması, ayak izini azaltırken işletme büyümesini destekleyen çözümler ve hizmetler gerektiriyor. Bu da, toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak biçimde; satış, kârlılık, istihdam ve uzun vadeli direnç kazandırırken, emisyonları, arazi kullanımını ve doğal çevre üzerindeki etkileri azaltmak anlamına geliyor.
Bühler, müşterilerinin hem işlerini büyütmesine hem de çevresel etkilerini azaltmasına birçok farklı yöntemle destek sağlıyor. Yeni nesil çözümler sunmanın yanı sıra; mevcut sistemleri de optimize ediyor. Bu hizmetler arasında makinelerin yenilenmesi, dijital proses kontrolü ve kestirimci bakım uygulamaları yer alıyor. Bu sayede verimlilik ve ürün çıktısı artıyor, yatırım getirisi iyileşiyor ve çevre üzerindeki olumlu etki büyüyor.
Sonuç olarak Bühler, müşterilerinin değer zincirinde enerji, atık ve su kullanımını %50 azaltacak çözümleri çoğaltma sözünü yerine getiriyor. Şirketin yaptığı analizlere göre, Bühler portföyünün dışında kalan diğer teknolojilerle birleştirildiğinde, bazı değer zincirlerinde toplam tasarruf potansiyeli %80’i aşıyor. Örneğin, alüminyumun son ürüne dönüştürülmesinde CO₂e azaltım potansiyeli %71, kakaonun çikolataya dönüştürülmesinde %77, pirincin işlenmesinde ise %65 seviyesine ulaşıyor.
TAHIL TEDARİK ROTALARI YENİDEN ŞEKİLLENİYOR
Etkinliğin ikinci gününde odak, sürdürülebilirliğin ötesindeki zorluklara ve fırsatlara çevrildi. İsviçre’nin St. Gallen Üniversitesi’nde Vergi ve Ticaret Politikaları Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Stefan Legge, küreselleşmenin sona erdiği yönündeki iddialara karşı temkinli olunması gerektiğini vurguladı.
“Küreselleşmeden geri dönüldüğüne dair verilerde henüz bir işaret yok,” diyen Legge, “Küresel ticaret büyümeye devam ediyor, sadece daha yavaş bir hızda,” ifadelerini kullandı. Legge, önümüzdeki dönemde küresel büyümenin yavaşlayacağını ve ekonomik dalgalanmaların artacağı öngörüsünde bulunurken güven unsurunun önemine dikkat çekti: “Küresel ekonomide ciddi bir güven eksikliği var; bu da güvenilir ortaklar bulmayı her zamankinden daha kritik hale getiriyor.”
Rabobank Hububat ve Yağlı Tohumlar Birimi Kıdemli Analisti Vito Martielli ise Çin ve Afrika’da artan talebin küresel tahıl ticaretinde büyümeyi sürdüreceğini ortaya koyan araştırmaları paylaştı. Bu talep kaymasının küresel tahıl akışlarını yeniden şekillendirdiğini belirten Martielli, özellikle Brezilya ve Güneydoğu Avrupa’da limanlar ve depolama altyapıları gibi alanlarda yeni yatırım fırsatlarının doğabileceğine işaret etti.
Yazılım şirketi PTC’nin CEO’su Neil Barua ise tedarik zinciri risklerinin yönetiminde dijitalleşmenin kilit rol oynadığını belirtti. “Yapay zekâ, tedarik zinciri kesintileriyle daha etkin mücadele etmemizi sağlayacak,” diyen Barua, bu süreçte sağlam ve kapsamlı bir veri altyapısının gerekliliğine dikkat çekerek, “Ancak bunu başarabilmek için tedarik zincirinizle ilgili güçlü verilere sahip olmanız şart,” dedi.
YENİ NESİL GIDA SİSTEMLERİ İÇİN KÜRESEL PERSPEKTİF
Etkinlikte düzenlenen panellerden biri, artan dünya nüfusunu güvenli, sağlıklı ve ulaşılabilir gıdalarla besleme mücadelesine odaklandı. Mars Bilim Direktörü Abigail Stevenson, paketli gıda ürünlerinde besin yoğunluğunun giderek daha önemli hale geldiğini belirtti. Üreticilerin artık ürünlerine daha fazla tam tahıl, kuruyemiş ve baklagil eklediklerini vurgulayan Stevenson, sektörler arası iş birliğinin önemine de dikkat çekti: “Kendi sektörümüzün dışına bakmak, perspektifimizi genişletmek ve farklı düşünmenin yolunu açmak için kritik önemde. Ekosistemin farklı bölümlerinden gelen insanlarla bir araya geldiğimizde, karşılaştığımız zorluklara yeni çözümler geliştirme konusunda daha yaratıcı olabiliyoruz.”
Cargill Incorporated Teknoloji Direktörü Florian Schattenmann ise bu hedefin çok yönlü zorluklar içerdiğini ve şirketlerin aynı anda dört temel kriteri sağlaması gerektiğini ifade etti: “Ürünler; doğru lezzeti, doğru besin profilini, doğru sürdürülebilirlik yaklaşımını ve doğru maliyeti bir arada sunmalı. Ve bu unsurlar içinde en önemlisi her zaman lezzettir.”

Afrika’da güçlü bir gıda sistemi inşa etmenin, altyapı yetersizliği ile uzmanlık ve sermayeye erişim zorlukları gibi kendine özgü engelleri olduğuna dikkat çeken Naval Group CEO’su Simon Tecleab ise dünyayı doyurabilmek için başarılı işletmelere ihtiyaç olduğunu söyledi. Eritre’de kurulan şirketlerinin, zamanla komşu ülkelerde bir üretim ve işleme ağına dönüştüğünü anlatan Tecleab, tarlalardan işleme tesislerine ürün taşıyacak kendi lojistik şirketlerini kurduklarını ve şu anda Bühler ile birlikte Angola’da ileri teknolojilere sahip bir gıda parkı kurduklarını anlattı.
Afrika’da gıda sistemlerinin karşı karşıya olduğu sorunlara çözüm bulmada inovasyonun ve girişimciliğin gücüne inanan bir diğer isim ise Partners in Food Solutions CEO’su Mandla Nkomo oldu. Kurumlarının, dünya çapında önde gelen gıda firmalarındaki uzmanları Afrika genelindeki çiftçilerle ve gıda üreticileriyle buluşturduğunu anlatan Nkomo, şu sözleriyle dikkat çekti: “Yetenek her yere eşit dağılmış olabilir, ama fırsatlar öyle değil. Gelin, Afrika’nın gıda sistemlerini dönüştürecek bir fırsat otobanı inşa edelim.”
UZWİL’DE FİKİRLER BULUŞTU, ETKİ KATLANDI
Networking Days’e katılan sektör liderleri, Bühler’in Uzwil’deki kapsamlı Ar-Ge ve eğitim merkezlerinde sergilenen yenilikçi teknolojileri uygulamalı olarak görme fırsatı da buldu. Tanıtılan çözümler arasında yeni nesil değirmen teknolojileri, yapay zekâ destekli proses optimizasyon araçları, dijital kontrollü döküm sistemleri ile tahıl patlatma, gıda ekstrüzyonu ve bitki bazlı protein üretimi için geliştirilen enerji verimli teknolojiler yer aldı.
Etkinliğin son oturumunda odak tekrar cesur liderliğe yöneldi. Springboks kaptanı olarak 1995 Dünya Rugby Kupası zaferinin 30. yıl dönümünde konuşan Francois Pienaar, bu tarihi başarının apartheid sonrası Güney Afrika açısından taşıdığı sembolik değeri hatırlattı. Spor kariyerinin ona büyük liderlerin etkisini yakından gözlemleme fırsatı sunduğunu belirten Pienaar şunları söyledi: “Gerçek liderler, azim ruhunu bünyesinde taşır; rekabet baskısını anlar ve bu baskı altında gelişirler. Büyük liderlerin, kararlarını güçlü ilkelere dayandırarak aldıklarını gördüm. Eleştirel düşünce ile kalıplaşmış düşünceye direnç arasında denge kurarlar, risk almaktan korkmazlar ve daima bütünlüklerini korurlar.” Pienaar sözlerini şöyle tamamladı: “İşin özünde, topluma duyulan derin bir sorumluluk ve yaşadıkları evde, okulda, köyde ya da ülkede içinde bulundukları topluluğu daha iyi bir yer olarak bırakma arzusu vardır. Eğer dürüstlük sahibi bir genç liderler kuşağı yetiştirebilirsek, yaratacağımız etkiyi hayal edin.”
Bühler Networking Days 2025, etkinlik tarihinin en geniş katılımlı organizasyonu olarak çıtayı yükseltti. Farklı sektörlerden gelen yüzlerce lider Uzwil’den yeni stratejik bağlantılar, yeni bakış açıları ve şirketlerini ileriye taşımaya yönelik güçlenmiş bir kararlılıkla ayrıldı.
Etkinliğin kapanış konuşmasını yapan Bühler CEO’su Stefan Scheiber, katılımcılara fikirleri ve aktif katkıları için teşekkür etti ve onları cesurca harekete geçmeye çağırdı: “Büyümeyi hızlandıran ve işletmeleri, değer zincirlerini, hatta sektörleri dönüştüren cesur adımlara ihtiyacımız var. Bunu başarabilirsek, yalnızca iş dünyamız için değil, toplumumuz için de daha iyi bir gelecek inşa ederiz. Gerçek anlamda etkiyi birlikte çoğaltmış oluruz.”