IGC Kıdemli Ekonomisti Alexander Karavaytsev, TUSAF Kongresi’ndeki sunumunda, küresel tahıl üretiminin bu sezon üst üste üçüncü kez rekor kıracağını; toplam üretimde yıllık artışın yaklaşık 130 milyon ton ile son 12 yılın en büyüğü olduğunu söyledi. Ancak stok/kullanım oranlarının buğdayda %34, mısırda %24 seviyelerinde kalmasının, arz bolluğuna rağmen piyasayı kırılgan bıraktığını vurguladı.
Alexander Karavaytsev
IGC Kıdemli Ekonomisti
Uluslararası Tahıl Konseyi (IGC) Kıdemli Ekonomisti Alexander Karavaytsev, Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu’nun (TUSAF) 20’nci Uluslararası Kongre ve Sergisi’nde yaptığı sunumda küresel tahıl piyasalarının bir yıl öncesine kıyasla “belirgin şekilde” değiştiğini söyledi. Karavaytsev, geçen yıl sıkılaşan stoklar ve daralan arzın konuşulduğunu; bu sezon ise piyasanın beklenenden “daha da büyük” bir hasat aldığını kaydetti.
ÜST ÜSTE ÜÇÜNCÜ REKOR
Karavaytsev’e göre küresel tahıl üretimi bu sezon önceki tüm rekorları geride bırakacak ve üst üste üçüncü rekor yıl yaşanacak. Yıllık artışın %6 bandında, yaklaşık 130 milyon ton olacağını belirten Karavaytsev, bu artışı “küresel piyasaya bir Rusya daha eklemek” olarak tanımladı.
Ürün bazında IGC’nin görünümü şöyle: Mısır üretimi yaklaşık 1,3 milyar ton ile rekor; buğday üretimi yaklaşık 850 milyon ton ile rekor. Arpa 5 yılın zirvesine, sorgum 12 yılın zirvesine çıkarken çavdar gibi diğer tahıllarda da “birkaç yılın en yüksek” seviyeleri bekleniyor.
STOKLAR 6 YILIN ZİRVESİNDE; STOK/KULLANIM HALA SIK
IGC sunumuna göre tüketim, çeşitli tahminlerde (IGC dâhil) dört yıl sonra ilk kez üretimin gerisinde kalacak; bu da üç yıllık açığın ardından bu sezon fazla oluşacağı anlamına geliyor. Bunun sonucu olarak toplam tahıl stoklarının altı yılın en yüksek seviyesine çıkması ve mutlak hacim olarak pandemi öncesi düzeylere yaklaşması bekleniyor.
Karavaytsev, buna rağmen stok/kullanım oranlarının “piyasada konuşulduğu kadar ağır” görünmediğini söyledi: buğdayda stok/kullanım %34 (yaklaşık 4 aylık küresel tüketime denk), mısırda %24. Uzun vadeli eğilimde özellikle mısırda stok/kullanım oranının yıllardır gerilediğini; bu sezonki fazlanın ise “olağandışı” bir yıl olduğunu vurguladı.
BUĞDAYDA ARTIŞ AĞIRLIĞI İHRACATÇILARDA
Buğdayda rekor üretimin en önemli özelliği, yıllık artışın büyük bölümünün “başlıca ihracatçı blokta” gelmesi. Karavaytsev, özellikle Arjantin’de yaklaşık 30 milyon tonluk güçlü bir artışa işaret ederek, yüksek verimin genellikle daha düşük protein seviyeleri pahasına gerçekleştiğini; bunun sezonun karakteristiklerinden biri olduğunu söyledi. Avrupa Birliği’nde önceki yılın zayıf hasadının ardından rekor seviyeye toparlanma, Kanada’da ise yaklaşık 40 milyon tonla rekor üretim bekleniyor.

BUĞDAY FİYATLARINDA İKAME BASKISI
Sunuma göre arzın bollaşmasıyla buğdayın hem gıda hem yem tüketiminde rekorlar bekleniyor; gıda tüketim artışının “son dört yılın en hızlı” büyümesi olacağı belirtildi. Ancak Karavaytsev, buğday tüketimini sınırlayabilecek başlıkları özellikle vurguladı:
- Pirinç rekabeti: Hindistan’ın kısıtlamaları sonrası yükselen pirinç fiyatlarının düşüşe geçtiğini, pirincin buğdaya kıyasla “çok daha hızlı” ucuzladığını belirterek bazı ülkelerde (özellikle Sahra-altı Afrika ve Asya’nın bazı bölgeleri) buğdaydan pirince dönüş olabileceğini söyledi.
- Sahra-altı Afrika’da beyaz mısır toparlanması: Geçen sezon beyaz mısırın zayıf hasadının buğday ithalatını artırdığını; bu sezon ise beyaz mısırda toparlanmanın buğday talep artış hızını yavaşlatacağını belirtti.
- Yemde ikame baskısı: Büyük mısır hasadıyla birçok bölgede mısırın buğdaya karşı çok rekabetçi olduğunu; yemlik buğday artışının belirgin olduğu başlıca bölgenin, zayıf mısır üretimi nedeniyle Avrupa olduğunu söyledi.
- Soya küspesi fiyatları: Temmuzda soya küspesi FOB fiyatlarının 15 yılın en düşüğüne indiğini; bunun yem rasyonlarında buğdaya alternatif baskısı yarattığını anlattı.
BUĞDAY TİCARETİNDE TOPARLANMA
Karavaytsev, geçen yıl küresel buğday ticaretinde belirgin düşüş yaşandığını; bunun kısmen Asya’daki bol arz ve bazı ülkelerin yerel üretimi artırmasıyla ilgili olduğunu söyledi. Bu sezon ise Asya’nın stok çekerek yeniden piyasaya döndüğünü, bu nedenle buğday ticaretinde yaklaşık %6 toparlanma beklediklerini; geçen yılki düşüşün 18 milyon ton, bu sezonki artış beklentisinin ise 12 milyon ton olduğunu kaydetti.
Yakın Doğu Asya’da Türkiye’yi “büyük alıcı” olarak öne çıkaran Karavaytsev, Türkiye’nin geçen sezona göre daha fazla ithalat yapmasının “artık oldukça açık” olduğunu; IGC tahminlerine göre ithalatın yaklaşık 8 milyon ton seviyesinde olduğunu, ancak 7-6 milyon ton gibi daha düşük tahminlerin de bulunduğunu söyledi. İthalat miktarının, Türk ununa yönelik talebe bağlı olacağını; ayrıca son haftalar/aylarda Karadeniz lojistiğinin “ideal olmadığını” belirtti.
Sunumda ayrıca İran ve özellikle “çok zayıf” hasat nedeniyle Suriye’nin (hem buğday hem un, ayrıca yemlik buğday dâhil) alımlarının yüksek seyrettiği; Pasifik’te güçlü talebin önemli kısmının Arjantin kaynaklı karşılandığı; Avustralya’nın yeni hasatla tedarike “katıldığı” aktarıldı. Bangladeş’te ithalatın hızlandığı ve limanlarda gemi yığılması/boşaltma darboğazı oluştuğu; Amerika kıtasında ise yapısal açığı nedeniyle Meksika’nın büyük bir alıcı olduğu belirtildi. Kuzey Afrika’da Fas’ın alımlarının güçlü olduğu; ancak koşulların iyi gitmesi halinde gelecek sezon “büyük ürün” beklentisiyle yönün değişebileceği not edildi.
Karavaytsev, Avrupa Birliği’nin Ukrayna’dan buğday ithalatının savaş sonrası dönemde görülen “olağandışı” artışın normalleştiğini; AB ithalatının tekrar 5–6 milyon ton bandına indiğini söyledi. Ayrıca Avrupa Birliği’nin Ukrayna’dan ithalatta özellikle buğday sevkiyatları için kotaları yeniden devreye aldığını belirtti.
KUZEY VE GÜNEY AMERİKA’DA STOK BİRİKİMİ
IGC sunumu, buğdayda stok birikiminin özellikle ihracatçı ülkelerde yoğunlaşacağına işaret ediyor. Karavaytsev, Karadeniz’den (Rusya ve Ukrayna) ihracatın güvenlik/lojistik ve mevsimsel nedenlerle geçen sezona göre düşebileceğini; buna karşın Karadeniz dışındaki ihracatçıların sevkiyat artırmasının beklendiğini söyledi. Buna rağmen ticaretin arz birikimini tamamen eritemeyceğini; birikimin özellikle Arjantin, ABD ve Kanada başta olmak üzere Kuzey ve Güney Amerika’da ağırlaşacağını vurguladı: ABD stokları 6 yılın zirvesi, Kanada stokları 12 yılın zirvesi; Arjantin’de ise yaklaşık 5 milyon tonla rekor stok görülüyor.
Karavaytsev, Arjantin menşeli buğdayın ağırlıkla %10,5–11 protein bandında “düşük proteinli” olduğunu; bazı durumlarda yemlik sayılabilecek olsa da genellikle ekmeklik buğday olarak gittiğini; birçok ülkenin ucuz düşük proteinli Arjantin buğdayını ABD/Kanada gibi menşelerden alınan yüksek proteinli buğdayla harmanlayarak un üretimini ekonomikleştirdiğini anlattı.
FOB DÜŞTÜ, NAVLUN YÜKSELDİ
Karavaytsev, FOB buğday fiyatlarında Mayıs 2022’de (Rusya-Ukrayna savaşının başlangıcından yaklaşık üç ay sonra) 14 yılın zirvesinin görüldüğünü; son dört yılda fiyatların toplamda %50 gerilediğini söyledi. Buğdayda Ekim ayında 5 yılın en düşük seviyesinin görüldüğünü ve sonrasında fiyatların bu düşük bantta daha yatay seyrettiğini belirtti. Yıllık bazda ortalama FOB fiyatlarının “arz baskısına rağmen” yalnızca yaklaşık %4 aşağıda olduğunu ekledi.
Ancak Karavaytsev, ithalatçının ödediği fiyatın FOB değil C&F olduğunu hatırlatarak navlun maliyetlerinin yıllık %30 arttığını vurguladı. Navlunun C&F içindeki payını ortalama %20 varsaydığında, ithalatçının fiili C&F maliyetinin bir yıl öncesine göre “biraz daha yüksek” olabileceğini söyledi.
FİYATLAR NEDEN DİRENÇLİ?
Karavaytsev’e göre fiyatların sert düşmemesinde birkaç unsur öne çıkıyor: 2026/27 sezonuna ilişkin belirsizlikler; ABD, Ukrayna, Rusya ve AB’nin bazı bölgelerinde (özellikle Almanya ve Polonya) kış zararı riskine ilişkin endişeler; çözülme–donma döngülerinin tarlada buz kabuğu oluşturup ekinlerde zarar yaratabilme ihtimali. Ayrıca özellikle AB’de çiftçilerin düşük fiyatlardan satışa isteksiz olmasının ve stokların önemli kısmının kamu değil özel stoklar olmasının piyasayı desteklediğini belirtti.
Para birimi tarafında ise ABD dolarının “dört yılın en düşüklerine yakın” zayıflamasının iki yönlü etkisini anlattı: ihracatçılar için yerel para birimi değerlenmesi marjları sıkıştırırken, ithalatçılar için satın alma gücü artıyor. Örnek olarak bazı ithalatçılarda kur gelişmelerinin alım gücünü desteklediğini; özellikle Gana’da (altın fiyatlarındaki yükselişle birlikte) para biriminin belirgin güçlendiğini söyledi.

BUĞDAYDA 2026/27 GÖRÜNÜMÜ
IGC sunumuna göre 2026/27 seonunda küresel buğday ekim alanlarında belirgin artış beklenmiyor; olası üretim artışı daha çok verim tarafına dayanacak. Karavaytsev, AB’de mısırdan kaçış nedeniyle bazı bölgelerde buğday alanının sabit/az artabileceğini; buna karşılık ABD ve Rusya’da alanlarda düşüş öngördüklerini söyledi. ABD’de kışlık buğday alanının 6 yılın en düşüğü olacağı bilgisini paylaştı. Hindistan’da devlet destekleriyle ekim/üretimin arttığını; bu sezon ihracata izin verildiğini ve iyi bir hasat durumunda daha fazla ihracat izni gelebileceğini belirtti; 2022’de Hindistan’ın piyasalara 10 milyon ton buğday verdiğini hatırlattı. Fas’ta ise aralıktan bu yana iyi giden yağışların alan/üretimi büyütebileceğini, ancak yağışın “kaliteyi” etkileyebileceğine dair endişeler olduğunu söyledi.
MISIRDA REKOR ARZ
IGC Kıdemli Ekonomisti Alexander Karavaytsev, dünya mısır üretiminde de rekor üretim öngörüldüğünü; artışın önemli kısmının ABD’nin “yarım milyar tona yaklaşan” dev hasadıyla geleceğini belirtti. Ukrayna’da ise çok yağışlı koşullar nedeniyle hasadın geciktiğini; bazı tahminlere göre yaklaşık 1 milyon ton mısırın hâlâ tarlada kaldığını ve koşullar izin verirse martta toplanmasının beklendiğini söyledi. Sunuma göre mısır FOB fiyatları yıllık bazda yaklaşık %8 daha düşük.
Karavaytsev, küresel mısır piyasasında rekor üretim beklentisinin fiyatları baskıladığını; ancak talep tarafında Çin’in mısır ithalatının, geçmişte 20+ milyon ton seviyelerinden geçen yıl çok düşük düzeylere geriledikten sonra, bu sezon yaklaşık 5,5 milyon tona geri döndüğünü, ihtiyacın bir bölümününün ABD sorgumu ve yemlik arpa ile ikame edildiğini söyledi. ABD’nin bu sezon mısır ihracatında 81 milyon ton gibi çok güçlü bir hacme koştuğunu belirten Karavaytsev, Brezilya’da ise mısır bazlı etanol büyümesinin ihracat kapasitesini orta vadede sınırlayabileceği uyarısında bulundu. Küresel mısır ticaretinin önümüzdeki aylarda Çin’in ithalat stratejisi, ABD’nin agresif ihracat programı ve Brezilya’nın hızlanan mısır bazlı etanol tüketimi ekseninde şekilleneceğini belirtti.
TAHIL PİYASASININ GÖZÜ BU BAŞLIKLARDA
Karavaytsev, önümüzdeki aylarda genel olarak tahıl fiyatlarında belirgin hareketler yaratabilecek temel başlıkları da şöyle sıraladı:
- Güney Amerika hava durumu: Özellikle Brezilya’nın büyük tedarikçi konumu nedeniyle mısır piyasasında herkesin gözünün Brezilya’da olacağını; önümüzde hâlâ birkaç aylık kritik hava penceresi bulunduğunu söyledi.
- Karadeniz lojistiği: Bölgede olası iyileşmelerin fiyatlar üzerinde aşağı yönlü etki yaratabileceğini belirtti.
- Çiftçi satışları: Özellikle AB’de çiftçilerin stok tuttuğunu; hasada yaklaştıkça “yer açma” ihtiyacının satış baskısını artırabileceğini vurguladı.
- Kur hareketleri: Güçlü Avustralya doları, güçlü euro veya güçlü ruble gibi senaryolarda ihracatçıların rekabetçiliğinin zayıflayabileceğini söyledi.
- Jeopolitik ve ticaret müzakereleri: Bölgesel çatışmalar, Orta Doğu gerilimleri ve ABD politika değişikliklerinin öngörülemezliğinin ticaret akışlarını etkileyebileceğini kaydetti.