BLOG

‘240 yıldır öğütüyoruz, 7. kuşak olarak hedef Avrupa’da liderlik’

05 Aralık 20259 dk okuma

240 yılı aşkın değirmencilik mirası üzerine inşa edilen Loulis Food Ingredients, köklü bir Yunan aile şirketini modern bir Avrupa gıda bileşenleri gücüne dönüştürüyor. Şirkette yedinci kuşağı temsil eden Yönetim Kurulu Başkanı Nikos Loulis, bu özel röportajda grubun Yunanistan ve Balkanlar’daki güçlü konumunu nasıl avantaja dönüştürdüğünü, katma değerli fırıncılık bileşenlerine nasıl açıldığını ve Avrupa ile ötesinde sürdürülebilir, ihracat odaklı büyüme için depolama, sürdürülebilirlik ve dijitalleşmeye nasıl yatırım yaptığını anlatıyor.

Nikos Loulis
Loulis Food Ingredients 
Yönetim Kurulu Başkanı

1782’de Epir bölgesinde küçük bir su değirmeniyle temelleri atılan Loulis Mills, Yunanistan’ın en eski gıda şirketlerinden biri. Bugün bu aile işletmesi, Yunanistan ve Bulgaristan’da dört modern tesisiyle faaliyet gösteren ve 20’den fazla ülkeye ürün sunan, Güneydoğu Avrupa’nın en büyük değirmencilik grubu Loulis Food Ingredients’e dönüşmüş durumda. Yedinci nesil yönetici Nikos Loulis için bu miras, sadece gurur kaynağı değil, aynı zamanda kendi ifadesiyle “derin bir sorumluluk ve ilham kaynağı”. Şirketin “kalite, güvenilirlik, sürekli iyileştirme, tutku, saygı ve sürdürülebilir büyüme” değerleri, “yüzyıllar boyunca sınanıp şekillenmiş” durumda ve bugün daha iyi beslenmeyi ve uzun vadeli büyümeyi destekleyen yenilikçi, yüksek kaliteli gıda bileşenleri üretme vizyonunun temelini oluşturuyor.

Değirmenci’ye verdiği bu kapsamlı röportajda Nikos Loulis, şirketin Yunan değirmencilik sektöründeki lider rolünü – tek başına ülke un üretiminin yaklaşık %30’unu karşılayan bir grup – anlatırken, Yunanistan’ın sınırlı hububat üretiminin Karadeniz ve diğer bölgelerden yapılan ithalatı nasıl vazgeçilmez kıldığını açıklıyor. Rusya–Ukrayna savaşının tedarik zincirlerini nasıl yeniden şekillendirdiğini ve dayanıklılık ile risk yönetimini stratejik öncelik haline getirdiğini değerlendiriyor; depolama, otomasyon, sürdürülebilir enerji ve dijitalleşme – yapay zekâ dâhil – alanlarına dönük geniş yatırım programını detaylandırıyor.

Görüşmede ayrıca fırıncılık ve pastacılık bileşenlerine açılım, Avrupa, Orta Doğu ve Sahra Altı Afrika’ya artan ihracat ve Loulis Food Ingredients’in önümüzdeki on yılda yol alacağı altı stratejik sütun da ele alınıyor. “Hedefimiz net: sürdürülebilir ve kârlı büyüme,” diyen Loulis, “Kalite, etik duruş ve ileri görüşlülükle tanınan bir Avrupa gıda bileşenleri lideri olmak istiyoruz,” diye ekliyor.

Varna’daki Grain Academy’de buluştuğumuz Nikos Loulis ile bu köklü mirası, ileriye dönük vizyonlarını ve Yunan değirmencilik sektörünü konuştuk. 


1782’DEN YAPAY ZEKÂ ÇAĞINA

Loulis Mills, 1782’ye uzanan geçmişiyle Yunanistan’ın en eski gıda şirketlerinden biri. Bu uzun geçmiş bugün şirketin değerlerini ve vizyonunu nasıl şekillendiriyor?

Köklerimiz 240 yılı aşkın bir geçmişe dayanıyor ve bu miras, yaptığımız her şeyi şekillendiriyor. Loulis Mills, Yunanistan’ın kuzeybatısındaki Epir bölgesinde küçük bir su değirmeni olarak başladı; bugün ise Yunanistan, Bulgaristan ve ötesinde faaliyet gösteren modern bir gıda bileşenleri grubuna dönüşmüş durumda.

Bu uzun yolculuk, sadece bir istatistik değil; bizim için derin bir sorumluluk ve ilham kaynağı. Savaşlar, krizler, teknolojik dönüşümler ve küreselleşme süreçlerinden geçmiş, aile tarafından yönetilen bir işletmenin 7. nesil temsilcisiyim. Kalite, güvenilirlik, sürekli iyileştirme, tutku, saygı ve sürdürülebilir büyüme gibi değerler bizim için soyut kavramlar değil. Bunlar, yüzyıllar boyunca sınanmış ve adeta çelik gibi sağlamlaşmış ilkeler. Artık şirketin DNA’sına işlenmiş durumdalar.

Vizyonumuz, insan beslenmesine değer yaratmaya odaklı. Bu vizyonu, toplumun sağlığını, beslenmesini ve büyümesini destekleyen, yüksek kaliteli, yenilikçi ve sorumlu gıda bileşenleri üreterek hayata geçirmeyi amaçlıyoruz. Yani bir yandan geleneği onurlandırırken, diğer yandan yeni teknolojilere ve gelecekteki büyüme alanlarına cesurca yatırım yapıyoruz.

Üretim tesisleriniz, kapasiteniz ve ana ürün kategorileriniz hakkında bilgi verir misiniz?

Şu anda dört modern üretim tesisimiz bulunuyor: üçü Yunanistan’da (Sourpi, Keratsini ve Thiva), biri ise Bulgaristan’da (General Toshevo). Toplamda, Güneydoğu Avrupa’nın en büyük değirmencilik grubu konumundayız ve günlük buğday kırma kapasitemiz 1.500 tonun üzerinde.

Unun ötesinde, gıda bileşenleri alanındaki varlığımızı önemli ölçüde genişlettik. Bağlı ortaklığımız Kenfood, B2B müşteriler için fırıncılık ve pastacılık karışımları, geliştiriciler (improverlar) ve ilgili ürünlere odaklanıyor. Kaizen markamız ise yüksek kaliteli, özel karışımlarla daha çok premium segmenti hedefliyor.


YUNANİSTAN VE BALKANLAR’DA LİDER KONUM

Loulis’in Yunanistan ve Balkan bölgesindeki un sektörü içindeki rolünü ve konumunu nasıl tanımlarsınız?

Loulis, Yunanistan’da pazar lideri ve Balkanlar’da büyüyen bölgesel bir oyuncu. Yunanistan’da hem profesyonel hem de tüketici tarafında markalarımız oldukça bilinir. Profesyonel pazarda Loulis Mills, Kenfood ve Kaizen öne çıkarken; perakende tarafında St George Mills tüketici markamız olarak güçlü bir konuma sahip.

Bulgaristan’da ise büyüklük bakımından ülkenin üçüncü büyük değirmeni durumundayız ve neredeyse %100 kapasiteyle çalışan, ülkenin en verimli ve teknolojik açıdan en ileri değirmenlerinden birini işletiyoruz.

Kalite, teknoloji ve hizmette en iyi olmayı hedefliyoruz. Bu yüzden operasyonel mükemmeliyet ve dijital dönüşüm alanlarına sürekli yatırım yapıyoruz. Aynı zamanda çevik kalmaya ve müşterilerimize yakın olmaya büyük önem veriyoruz.


YUNAN DEĞİRMENCİLİK SEKTÖRÜ 

Yunan değirmencilik sektörünün genel durumu hakkında da bilgi verebilir misiniz?

Yunanistan’da değirmencilik sektörü olgun ve oturmuş, ancak oldukça parçalı bir yapıya sahip. Ülke genelinde yaklaşık 130 un değirmeni bulunuyor; ancak bunların sadece küçük bir kısmı sanayi ölçeğinde üretim kapasitesine sahip. Loulis Food Ingredients, tek başına ülke un üretiminin yaklaşık %30’unu karşılıyor ve yıllık un üretimimiz 300.000 tonun üzerinde.

Peki son yıllarda sektör nasıl bir evrim geçirdi? Konsolidasyon eğilimi mi, yoksa büyüme mi öne çıkıyor? Yunan değirmencilerinin bugün karşılaştığı başlıca zorluklar neler?

Genel eğilim, konsolidasyon yönünde. Küçük değirmenler; maliyet, verimlilik ve mevzuata uyum konularında rekabet etmekte zorlanıyor. Öte yandan tüketiciler ve kurumsal müşteriler, kalite, izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik açısından giderek daha fazla talepte bulunuyor. Enerji fiyatları, hububat piyasalarındaki oynaklık ve jeopolitik belirsizlikler tabloya ek katmanlar ekliyor. Bizim yanıtımız; sürdürülebilir enerji, otomasyon ve ürün inovasyonuna yatırım yapmak oldu. Bu sayede hem rekabetçi kalıyor, hem karbon ayak izimizi azaltıyor hem de performansımızı iyileştiriyoruz.

YUNANİSTAN’DA HUBUBAT ÜRETİMİ VE İTHALAT İHTİYACI

Yunanistan hububat üretiminin mevcut durumunu nasıl özetlersiniz? Başlıca hangi tahıllar ekiliyor ve ortalama verim düzeyleri nasıl?

Yunanistan’da ekmeklik buğday ve makarnalık (durum) buğdayın yanı sıra arpa, mısır ve yulaf da üretiliyor. Ancak ülkenin topoğrafyası, iklimi ve su kaynakları; hububat üretim potansiyelini sınırlıyor. Yıllık buğday verimleri değişkenlik gösteriyor ve genellikle Avrupa ortalamasının altında kalıyor. Bu nedenle ithalat, sistemin doğal bir parçası.

Buğdayda ne ölçüde kendi kendine yeterlisiniz? Ülkenin buğday ithalat dengesi ve başlıca tedarikçi ülkeler hakkında bilgi verebilir misiniz?

Yunanistan yılda ortalama 1 milyon ton makarnalık buğday üretiyor ve bunun yaklaşık 550.000 tonunu ihraç ediyor. Kalan miktar, iç pazarda makarna ve ekmek sanayi için işleniyor. Ekmeklik buğday tarafında ise ülke yılda yaklaşık 350.000 ton üretim yapıyor; bu üretimin büyük bölümü yemlik kalite. Değirmen ve yem sanayisinin ihtiyaçlarını karşılamak için ilave 1–1,2 milyon ton buğday ithal ediliyor.

Dolayısıyla makarnalık buğdayı dışarıda bırakırsak, Yunanistan buğdayda kendi kendine yeterli değil. Yurt içi üretim, un sanayisinin ihtiyacının sadece %10–20’sini karşılıyor. Geri kalan kısmı ağırlıklı olarak Karadeniz bölgesindeki ülkelerden – Bulgaristan, Ukrayna, Romanya – ithal ediyoruz. Savaş öncesinde Rusya da önemli bir tedarikçiydi; ancak mevcut tarifeler nedeniyle şu anda piyasadan fiilen çekilmiş durumda. Ayrıca Fransa’dan ve zaman zaman Kuzey Amerika’dan da buğday ithal ediyoruz.


SAVAŞIN YUNAN DEĞİRMENCİLİĞİNE YANSIMALARI

Yunanistan’ın buğday ithalatında özellikle Karadeniz bölgesine bağımlılığı göz önüne alındığında, Rusya–Ukrayna savaşının Yunan hububat ve değirmencilik sektörleri için başlıca sonuçları neler oldu?

Savaş, tedarik zincirlerini ciddi şekilde bozdu ve 2022–2023 döneminde son derece yüksek fiyat oynaklığına yol açtı. Aynı zamanda birkaç ihracat koridoruna bağımlı olmanın stratejik kırılganlığını bütün açıklığıyla ortaya koydu. Müşterilerimizi korumak ve arz sürekliliğini sağlamak için alternatif tedarik hatlarını hızla devreye almak zorunda kaldık.

Şu anda Rus buğdayı ithal etmiyoruz, çünkü ton başına 95 avroluk gümrük vergisi Rus buğdayını rekabetçi olmaktan çıkarıyor. Bu süreçten sonra tedarik zinciri dayanıklılığını, stratejimizin temel sütunlarından biri haline getirdik; menşe çeşitlendirmesine ve risk yönetim araçlarına daha fazla ağırlık verdik. Bu, aslında tüm Avrupa gıda sistemi için de bir “uyarı sinyali” oldu.

AVRUPA VE ORTA DOĞU’DA BÜYÜYEN İHRACAT

Loulis son yıllarda önemli bir büyüme yakaladı. Önümüzdeki dönemde sizi özellikle heyecanlandıran proje ve yatırımlar neler? Avrupa genelinde varlığınızı daha da genişletmeyi planlıyor musunuz?

Kesinlikle. Şu anda bileşen tesisimizde 4 milyon avroluk bir yatırım programı yürütüyoruz. Amaç; üretimi modernize etmek, çalışma koşullarını iyileştirmek ve kapasiteyi artırmak. Tesis, yeni ürün hatlarına ve daha temiz üretim ortamlarına doğru genişliyor. Paralel olarak buğday depolama kapasitemizi de kademeli olarak artırıyoruz. Şu anda ekstra 45.000 ton buğday depolama kapasitesi eklemek üzere yatırım yapıyoruz.

Hem iç pazarda hem de ihracatta giderek daha aktif hale gelirken, gelecekteki büyümenin temellerini uzun vadeli ilişkiler kurarak ve sınır ötesinde de en yüksek kaliteyi koruyarak atmamız gerektiğine inanıyoruz. 

İhracat tarafında, başlıca hedef pazarlarınız hangileri? Uluslararası ticaret, genel stratejinizde ne kadar önemli bir yer tutuyor?

Ürünlerimiz 20’den fazla ülkeye ulaşıyor. Başlıca pazarlarımız arasında Romanya, Kıbrıs, Bulgaristan, Arnavutluk ve son dönemde giderek önem kazanan Orta Doğu ve Batı Avrupa yer alıyor. İhracatımız istikrarlı şekilde artıyor ve bugün ciromuzun yaklaşık %15’ini oluşturuyor.

Son yıllarda, bileşen ihracatımızı Sahra Altı Afrika ülkelerine de önemli ölçüde genişlettik. Afrika’nın potansiyeline çok inanıyoruz ve bu pazarlarda da büyümeye kararlıyız. Uluslararası ticaret, uzun vadeli stratejimiz için kritik önemde. Bize ölçek kazandırıyor, yeni pazarlardan içgörü elde etmemizi sağlıyor ve işimizin genel dayanıklılığını artırıyor.

Loulis Food Ingredients, temel un ürünlerinin yanı sıra, fırıncılık karışımları, pastacılık geliştiricileri ve diğer gıda bileşenlerine de açıldı. Bu stratejik genişlemeyi ne tetikledi? Bugün Yunanistan’da un tüketimi ve talep yapısını şekillendiren başlıca unsurlar neler?

Müşterilerimizle birlikte evrilmemiz gerektiğini gördük. Günümüz fırıncıları sadece un değil, kullanıma hazır, yüksek performanslı çözümler talep ediyor. Bu nedenle Kenfood ve Kaizen üzerinden fırıncılık bileşenlerine açıldık.

Yunan pazarı da dönüşüyor. Artisan fırınlar, premium ve sağlık odaklı ürünler yükselişte. Tüketiciler beslenme değeri, ürünün menşei ve kalitesiyle her zamankinden fazla ilgileniyor. Biz de müşterilerimizi özel formüle edilmiş bileşenlerle, teknik eğitimle ve tutarlı kaliteyle destekleyerek yanıt veriyoruz.

Son olarak, endüstriyel fırıncılık ve gıda üretimindeki büyüme, belirli üretim sorunlarını çözecek ‘ihtiyaca özel’ (tailor-made) geliştiricilere olan ihtiyacı artırdı. Gıda bileşenleri iş birimimiz, bu müşterilere özel çözümler sunuyor. Esasen un ve gıda bileşenleri, aynı müşteri tabanında aynı ihtiyacı karşılıyor; işte bu nedenle bu alanda büyümeye devam ediyoruz.

ÖNÜMÜZDEKİ ON YIL İÇİN ALTI STRATEJİK ÖNCELİK

Önümüzdeki on yıla bakarken, Loulis Food Ingredients’in başlıca stratejik öncelikleri neler?

Altı temel stratejik önceliğe odaklanmış durumdayız:

 Ürün mükemmeliyeti: Sürekli Ar-Ge ve kalite yatırımlarıyla ürün mükemmeliyetini güvence altına almak.

 Operasyonel mükemmeliyet: Otomasyon, verimlilik ve iş güvenliğine yatırım yaparak operasyonları sürekli iyileştirmek.

 Yeni teknolojiler: Yapay zekâ, dijital araçlar ve inovasyona yatırım yaparak geleceğin rekabet avantajını inşa etmek.

 Satışlarda artış: Büyümeyi, başarıya giden tek yol olarak görüyoruz; bu nedenle satışlarda sürdürülebilir artış kritik.

 İnsan kaynağını güçlendirme: Günün sonunda kazananın makineler değil, insanlar olduğuna inanıyoruz; çalışanlarımızı güçlendirmek temel önceliğimiz.

 Ve gelecekteki büyümeyi destekleme: Sürdürülebilir ve başarılı bir gelecek inşa edebilmek için, gereken temelleri bugünden atmak zorundayız.

Hedefimiz açık: sürdürülebilir ve kârlı büyüme. Kalitemiz, etik duruşumuz ve ileriye dönük bakış açımızla tanınan bir Avrupa gıda bileşenleri lideri olmak istiyoruz. Oraya, adanmış ve yetenekli bir ekiple ve her seferinde doğru bir kararla adım adım ilerleyerek ulaşacağız.

Röportaj Kategorisindeki Yazılar
14 Ekim 20167 dk okuma

Aziz Khan, SAP: “Teknoloji yatırımı için yerimiz var”

“Güvenle söyleyebilirim ki, teknolojiye yapılan hiçbir yatırım yeterli değildir. Çünkü teknoloji 21...

14 Eylül 202310 dk okuma

Jeopolitik dinamiklerin gölgesinde Romanya'nın Karadeniz tahıl ticaretindeki rolü artıyor