BLOG

Küresel tahıl ticaretinde bol arz, sert rekabet dönemi

10 Şubat 202611 dk okuma

Dubai’de 26–28 Ocak tarihlerinde düzenlenen World Grain and Pulses Forum 2026’da konuşan isimler, 2025/26 sezonunda piyasaların genel olarak arz açısından rahat olduğunu ve ticarette toparlanma işaretleri görüldüğünü belirtti. Buna karşın, bol arzın rekabeti daha da sertleştireceği vurgulandı. Katılımcılara göre asıl mücadele; navlun ve rota riskleri, olası politika şokları ve dalgalı talep koşullarında, şirketlerin operasyonel kabiliyeti ve tedarik zinciri yönetim becerisi üzerinden şekillenecek.

Rusya Tahıl İhracatçıları ve Üreticileri Birliği tarafından organize edilen forum; tüccarlar, ihracatçılar, işleyiciler, lojistik şirketleri ile finans ve hizmet sağlayıcıları dâhil olmak üzere tahıl, bakliyat ve yağlı tohumlar tedarik zincirinin farklı halkalarından katılımcıları Dubai’de bir araya getirdi. Foruma 50’den fazla ülkeden 1.100’ü aşkın delegenin katılımıyla gerçekleşti.

Üç günlük program, ‘Yağlar ve Yağlı Tohumlar Ticaret Zirvesi’ ile başladı. Devamında Karadeniz’de fiyat oluşumu ve tahıl ticaretinin lojistik boyutu masaya yatırıldı. Bu çerçeve, navlun/rota ve operasyonel risklerin rekabetçilikte merkezi rolüne dikkat çekildi. Ana forum gününde ise gıda güvenliği ve teknoloji, küresel tahıl piyasası görünümü, risk yönetimi ve son olarak da bakliyat piyasası başlıkları ele alındı. Kamu tarafı ile ticari aktörler, aynı temel sorular etrafında buluştu: Tahıl piyasalarında arz-talep nasıl evriliyor? Risk nasıl fiyatlanıyor ve daha karmaşık bir ortamda ticaret nasıl sürdürülebilir?


RUSYA’NIN TAHIL İHRACATI YOL HARİTASI

Forumun açılış konuşmasını yapan Rusya Tarım Bakanı Oksana Lut, Rusya’nın küresel tahıl ve yağlı tohum arzındaki rolünü vurgulayarak ihracatı daha geniş bir gıda güvenliği gündeminin parçası olarak çerçeveledi. Lut, Rusya’nın 2025’te 41 milyon tonu buğday olmak üzere 50 milyon ton tahıl ihraç ettiğini belirtti. Buğday ihracatının %78’inin Afrika ve Orta Doğu’ya gittiğini ifade etti. Bakliyatın hızlı büyüyen bir segment olduğuna dikkat çeken Lut, 2025’te 8 milyon tonla rekor bakliyat hasadı yapıldığını ve bakliyat ihracatının yaklaşık 3 milyon tona ulaştığını söyledi.

2026’ya ilişkin projeksiyonunda Lut, yaklaşık 140 milyon tonluk hasat beklentisiyle tahıl ihracatının 55 milyon tona çıkabileceğini söyledi. Ulusal tahıl değer zincirini geliştirme stratejisi kapsamında 2030’a kadar üretimde 170 milyon ton hedefi bulunduğunu; ihracatın ise 80 milyon tona yükselebileceğini aktardı. Lut, bir sonraki aşamada yalnızca ticaretle sınırlı kalınmaması gerektiğini vurguladı. Bilim, teknoloji, eğitim ve altyapı alanlarında ortak çalışmalarla verimliliğin artırılması ve maliyetlerin düşürülmesinin önemine işaret etti. Piyasa dalgalanmaları ve jeopolitik kesintilere rağmen Rusya’nın güvenilir tedarikçi olma hedefini yineledi.

TMO GENEL MÜDÜRÜ GÜLDAL: ARZ GÜVENLİĞİ VE PİYASA İSTİKRARI ÖNCELİK

Teknoloji ve gıda güvenliği başlıklı ilk oturumda Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü Ahmet Güldal, son yirmi yılda küresel tahıl arzının keskin biçimde büyüdüğünü; ancak iklim şokları, jeopolitik risk ve lojistik aksamaların “yeni normal” hâline gelmesi nedeniyle sistemin yapısal olarak kırılgan kalmaya devam ettiğini belirtti. 2007–08 döneminde yaklaşık 2 milyar ton olan küresel tahıl üretiminin, 2025/26’da ilk kez 3 milyar tonu aşmasının beklendiğini söyledi.

Türkiye’ye ilişkin değerlendirmesinde Güldal, toplam tahıl üretiminin 2023’te 42 milyon tonu aştığını; normal koşullarda buğday ve arpada iç tüketimin karşılanabildiğini ifade etti. Bununla birlikte, son iki sezonda iklim kaynaklı verim kayıplarının ithalat ihtiyacını artırdığını kaydetti. TMO’nun önceliğinin, stokları ihtiyatlı ve ileriye dönük bir yaklaşımla güçlendirerek arz güvenliğini ve piyasa istikrarını korumak olduğunu vurguladı. Güldal ayrıca, Dahilde İşleme Rejimi kapsamında ithal buğday ve mısırın katma değerli ürünlere dönüştürülerek 160’tan fazla ülkeye ihraç edildiğini; Türkiye’nin dünyanın en büyük un ihracatçısı ve ikinci büyük makarna ihracatçısı konumunda bulunduğunu hatırlattı. Lisanslı depoculuk kapasitesinin 14 milyon tonun üzerine çıktığını; bunun ticaret akışlarını güçlendirip lojistik maliyetleri düşürdüğünü de ekledi


BOL ARZ, KIRILGAN DENGE

Oturumda, BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Rusya Federasyonu İrtibat Ofisi Direktörü Oleg Kobyakov, küresel tahıl piyasalarının 2025/26’ya rahat stok seviyeleriyle girdiğini; ancak gıda güvenliği risklerinin mutlak bulunabilirlikten ziyade çatışmalar, iklim şokları ve ithalatı/erişilebilirliği bozan ekonomik baskılarla tetiklendiğini söyledi. Dünya nüfusunun 2023’te 8,1 milyardan 2024’te 8,2 milyara yükseldiğini; yetersiz beslenen kişi sayısının ise 730 milyondan 673 milyona gerilediğini aktardı. Kobyakov, FAO’nun 2030 projeksiyonuna göre yetersiz beslenen kişi sayısının 512 milyon seviyesinde kalmasının beklendiğini söyledi..

Kobyakov, şokların ekonomik maliyetine ilişkin olarak 1991–2023 döneminde afetlerin tarımda yaklaşık 3,26 trilyon dolar ekonomik kayba yol açtığına (yıllık ortalama yaklaşık 99 milyar dolar) dair FAO tahminlerine işaret etti. Hacim kaybında en büyük payın 4,6 milyar tonla tahıllarda olduğunu söyledi. Dijital dönüşümün, krizlere reaktif yanıt yerine proaktif risk önleme yaklaşımına geçişi mümkün kılabileceğini; ancak bunun için uygun altyapı ve düzenleyici çerçevenin oluşturulması gerektiğini vurguladı.

Arz-talep bilançosunda ise FAO’nun görünümüne göre 2025/26’da küresel tahıl üretiminin 3.003 milyon tonla rekor kırmasının beklendiğini; küresel tüketimin 2.928 milyon ton seviyesinde öngörüldüğünü aktardı. 2026’da küresel kapanış stoklarının 925,5 milyon tona, stok/kullanım oranının %29,8’e ulaşmasının beklendiğini; bunun 4,6 aylık küresel tüketimi karşılayacak “tampon” anlamına geldiğini belirtti. İhracatçıların stok/kullanım oranının %22,3’e çıkarak 1990’ların başından bu yana en yüksek seviyeye işaret ettiğini de ekledi. Küresel tahıl ticaretinin 2025/26’da 500,6 milyon tona çıkarak 2024/25’e göre 15,9 milyon ton (+%3,3) artmasının beklendiğini; toparlanmada buğdayın belirleyici olacağını söyledi. Pakistan ve Türkiye’nin, istikrarlı fiyatlar ve bol arz ortamında alımlara dönmesinin bu tabloyu desteklediğini kaydetti.

TAHIL TEDARİK ZİNCİRİNDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Umman Tarım, Balıkçılık ve Su Kaynakları Bakanlığı Direktörü Ali Rashid Ali Alghafri, gıda güvenliğinin giderek “sadece üretimle” değil, teknolojiyle “tasarlanır” hâle geldiğini söyledi. Kritik rekabet alanının tarlalardan çok “silolar, laboratuvarlar ve veri merkezlerine” kaydığını belirtti. Tahılların küresel kalorinin %50’sinden fazlasını sağladığı ve küresel tahıl ticaretinin yılda 2,8 milyar tonu aştığı bir ortamda, ithalata bağımlı ülkelerin daha yüksek arz riskiyle karşı karşıya olduğunu; limanlar ve depolamadan test, izlenebilirlik ve lojistik entegrasyonuna kadar değer zincirinin tamamına teknoloji temelli direnç inşa edilmesi gerektiğini vurguladı.

Alghafri, hasat sonrası kayıpların azaltılmasının gıda güvenliğini güçlendirmede en hızlı yollardan biri olduğuna dikkat çekerek, küresel gıdanın %30’una kadarının kaybedildiğine dair tahminleri hatırlattı; teknoloji destekli tedarik zincirlerinin hasat sonrası kayıpları %15–25 azaltabileceğini söyledi.

FAS UN SEKTÖRÜ

Fas devlet tahıl ajansı ONICL’in Genel Müdürü Bilal Hajjouji, ülkenin değirmencilik sektörünü ulusal gıda güvenliğinde “merkezi halka” olarak tanımladı. Sektörün rolünün yalnızca un arzıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Hajjouji; piyasa istikrarının korunması, stratejik stokların güvence altına alınması ve sosyal-ekonomik istikrarın desteklenmesi gibi sorumlulukların da bu çerçevenin parçası olduğunu belirtti.

Hajjouji, tahılların Fas’ta ekilebilir alanın yaklaşık %75’ini, tarımsal GSYH’nin ise yaklaşık %20’sini oluşturduğunu söyledi. Ülkenin tahıl üretim potansiyelini yaklaşık 10 milyon ton olarak verirken, yıllık ortalama ithalatın 9 milyon tonu aştığını aktardı.

Hajjouji’ye göre sektörde rekabetçi kalmanın yolu giderek ileri değirmencilik, endüstriyel dijitalleşme ve sürdürülebilirlik eksenine oturuyor. Bu kapsamda MES/ERP entegrasyonu, gerçek zamanlı kontrol ve uçtan uca izlenebilirlik için IoT sensörleri ve otomasyon, enerji verimliliği ve gıda güvenliği yatırımları öne çıkıyor.


KÜRESEL BUĞDAY TİCARETİNDE TOPARLANMA BEKLENTİSİ

Rusagrotrans Pazarlama Bölümü Başkanı Igor Pavenskiy, 2025/26 buğday sezonunun daha “aktif” bir ticaret yılına işaret ettiğini söyledi. Temmuz–Haziran dönemini baz alan küresel buğday ticaretinin 207,1 milyon tona çıkacağını; bir önceki yılın 186,9 milyon ton seviyesine göre 20,2 milyon ton artış görüleceğini öngördü. Bu artışı, başlıca ihracatçı menşelerde bol arza bağladı; Kanada, Arjantin ve Kazakistan’da yüksek hasat, AB’de ikinci en yüksek, Avustralya’da üçüncü en yüksek üretim gibi unsurları öne çıkardı.

Pavenskiy, ihracatta AB (+5,6 milyon ton) ve Arjantin’in (+5,6 milyon ton) başı çekeceğini; Avustralya (+5,2), Rusya (+3,4), ABD (+1,8) ve Kanada’nın (+0,8) takip edeceğini belirtti. Piyasadaki hızlanmanın sezonun ilk yarısında görünür hâle geldiğini; Temmuz–Aralık 2025/26 döneminde yedi büyük ihracatçının 92,4 milyon ton sevkiyat yaptığını ve bunun yıllık bazda %6 artışa işaret ettiğini söyledi. En güçlü artışların Atlantik ve Güney Yarımküre tedarikçilerinde olduğunu; Rusya’nın ise daha sert rekabet ve güney bölgelerdeki daha düşük hasat nedeniyle hızının %10 daha düşük seyrettiğini ifade etti.

RUSYA TAHIL SEVKİYATINDA DEMİRYOLUNUN PAYI ARTIYOR

Pavenskiy’ye göre Rusya’nın ihracat coğrafyasındaki değişim, tahılın limanlara akışını da değiştirdi. Eylül 2025’ten itibaren demiryolu ihracatında aylık bazda rekorlar görüldüğünü; Temmuz–Ocak dönemi demiryolu ihracatının 14,8 milyon tona ulaştığını aktardı. Sezon geneli için demiryolu ihracatını 21,8 milyon ton (2024/25’te 15,85) olarak öngördü ve demiryolunun toplam tahıl ihracatı içindeki payının %40 ile rekor kırabileceğini, son yıllardaki %30–35 bandının üzerine çıkacağını söyledi. Bu artışın, Volga, Merkez ve Sibirya bölgelerinden daha güçlü akışlar ve Güney’den sevkiyatın görece zayıflamasıyla desteklendiğini belirtti.

KARADENİZ’DE JEOPOLİTİK VE LOJİSTİK, FİYATLARI ŞEKİLLENDİRİYOR

IAOM Avrasya Başkanı ve Ulusoy Un Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Eren Günhan Ulusoy da forumdaki konuşmasında Karadeniz havzasını, ‘küresel tahıl piyasalarının stratejik odağı’ olarak tanımladı. Bölgenin; fiyat oluşumu, ticaret akışları, lojistik kırılganlık ve jeopolitiğin kesişim noktasında yer aldığını belirtti. “Bölge ülkelerinin dünya tahıl ihracatındaki yaklaşık %25’lik payı, Karadeniz’i küresel gıda güvenliği açısından kaçınılmaz bir merkez hâline getirirken, Türkiye bu ekosistemde öne çıkan büyük alıcılardan biridir,” dedi. 

Ulusoy, 2025/26 sezonunda Türkiye’nin buğday ithalatının, üretimin yaklaşık 16 milyon ton seviyesine gerilemesi nedeniyle 7 milyon tona yaklaşması beklendiğini aktardı. Türkiye’nin bu tedarik gereksinimini; iç tüketim, un ve unlu mamul üretimi ile piyasa istikrarını bozmadan yönetebilecek bir altyapıya sahip olduğunu vurguladı. Bu çerçevede; TMO’nun 4,5 milyon ton depolama kapasitesi, 14,5 milyon ton lisanslı depo kapasitesi, limanlarda 6,25 milyon ton antrepo kapasitesi ve 500 tesiste toplam 28 milyon tonluk un üretim kapasitesinin, arz güvenliği ve lojistik akış açısından önemli bir tampon oluşturduğunu vurguladı. “Bu tablo, ‘güçlü kurumlar, güçlü piyasalar yaratır’ ilkesini net biçimde teyit etmektedir,” diye konuştu.

Günhan Ulusoy, 2026/27 sezonu buğday üretimine dair tahminlerini de paylaştı. Ekim sezonunda toprak nemi açısından zayıf bir başlangıç yapılmasına rağmen, ocak ayındaki yağmur ve yoğun kar yağışları ile artan kar örtüsü koşulları belirgin şekilde iyileştiğini, kar örtüsünün bahar aylarında kademeli erimesinin, buğday vejetasyonu için önemli bir avantaj sağlaycağını anlattı. Ulusoy, “Ekim alanlarında da değişim gözlenmemekte. Bahar yağışlarının olumlu seyretmesi hâlinde, Türkiye’nin uzun yıllar ortalaması olan 19 milyon tonluk buğday üretimine ulaşması mümkün görünmekte; güçlü bir yağış senaryosunda ise rekor üretim ihtimali gündemde kalmaktadır,” değerlendirmesini yaptı.


MAKRO ETKENLER BUĞDAY FİYATLARINI DESTEKLEYEBİLİR

Peak Trading Research Araştırma Direktörü David Whitcomb, yılın ilk döneminde temel dinamikler dışındaki faktörlerin tahıl fiyatları açısından destekleyici olma eğiliminde olduğunu; özellikle makro ve jeopolitik stresin “reel varlıklara” talebi artırabildiğini söyledi. 2026’da ABD dolarının zayıflaması ve petrol fiyatlarının yükselmesinin buğdaya destek verebileceğini savundu. Bununla birlikte bu dönemin mevsimsel olarak riskli olduğunu; oynaklığın genellikle yükseldiğini ve böyle dönemlerde volatilitenin çoğu zaman fiyatları aşağı değil yukarı taşıyabildiğini belirtti.

MISIR TAHIL İTHALATINDA YAPISAL DÖNÜŞÜM

Egyptian Swiss Group for Pasta, Milling and Concentrates Genel Müdürü Ahmed ElSebaie de buğdayı Mısır’ın gıda güvenliği denkleminde “en politik ve sosyal açıdan en hassas” emtia olarak tanımladı. 2025’te Mısır buğday ithalatında Rusya’nın payının yaklaşık %59 olduğunu belirtti ve jeopolitik gerilim ile lojistik oynaklığın arttığı bir ortamda arz istikrarı ve daha dengeli fiyatlama için Rus ihracatçılarla koordinasyonun kritik olduğunu söyledi. Rus tedarikçilerin Mısır’ın birleşik tedarik platformuna kaydedilmesine yönelik adımları da stratejik ithalatta organizasyon ve şeffaflığı güçlendirebilecek yapıcı bir gelişme olarak değerlendirdi.

ElSebaie, Mısır’ın buğday ithalatının yaklaşık 13,1 milyon tona gerilediğini; bunun devlet alımlarındaki düşüş ve yerli tedarikte artışın bir yansıması olduğunu aktardı. Buna karşın yem ve sanayi talebinin diğer ithalat kalemlerini belirgin biçimde yukarı çektiğini söyledi: 2025’te mısır ithalatı 11,5 milyon tonun üzerine çıkarak rekor kırarken, tedarik yöneliminin Brezilya ve Arjantin’e doğru belirgin şekilde kaydığını; soya ithalatının ise kırma kapasitesi ve sanayi tüketimindeki artışla yeni zirveler görmeyi sürdürdüğünü ifade etti. Bu eğilimin, Mısır’ın tahıl ithalatının kompozisyonu ve coğrafyasında yapısal bir değişime işaret ettiğini; tedarik bağımlılığı riskini artırdığını ve daha güçlü risk yönetimi araçlarını, tedarik çeşitlendirmesini ve mümkün olan alanlarda yerli üretimin paralel biçimde desteklenmesini gerekli kıldığını vurguladı.  

NAVLUN VE ROTA RİSKİ 2026’DA DA BELİRLEYİCİ

Kpler Tarım Emtiaları Baş Analisti Ishan Bhanu, 2026’da tahıl taşımacılığında navlun fiyatları ve gemi arzındaki (tonaj) koşulların piyasada belirleyici olmaya devam edeceğini söyledi. Bhanu’ya göre ticaretin yönü yalnızca emtia fiyatlarıyla şekillenmeyecek; menşe ülkenin rekabetçiliği, limanlardaki işleyiş hızı ve rota riskleri de ticaret akışında belirleyici olacak. Güney Amerika’nın büyük ürünler, daha iyi liman işleyiş hızı ve fiyat rekabetçiliğiyle ihracat üstünlüğünü sürdürmesini beklediğini belirtti. Ayrıca, yükleme bölgelerindeki daha düşük sıkışıklığın bekleme sürelerini kısaltarak fiilen kapasite eklediğini ifade etti.

Bhanu, Arjantin buğdayının daha uzağa ve daha geniş coğrafyalara gidebilecek konumda olduğunu; bunun yerleşik tedarikçilere meydan okuyarak Avrupa’nın ihracat pozisyonunu baskılayabileceğini söyledi. Kızıldeniz krizinin Karadeniz ihracatçıları için bir avantaj yarattığını; krizin çözülmesinin tahıl ticareti desenlerini kökten değiştirmesinin beklenmediğini, ancak Batı Avrupa rekabetini yeniden sahaya getireceğini aktardı. Ayrıca Kızıldeniz’de normale dönüşün gemi arzını artırabileceğini; çatışma nedeniyle kuru yük taşımacılığında ton-mil göstergesinin yükseldiğini, temel tahıl akışlarının ise tümüyle kesintiye uğramadığını kaydetti.

MEVSİMSEL DALGALANMALARDAN MEVSİM DIŞI OYNAKLIĞA

Hindistan Ulusal Emtia ve Türev Borsası (NCDEX) Genel Müdürü Dr. Arun Raste ise forumdaki sunumunda tahıl piyasalarının mevsimsel dalgalardan “mevsim dışı” oynaklığa evrildiğini; bu nedenle resmi fiyat keşfi ve risk yönetimi mekanizmalarının daha önemli hâle geldiğini söyledi. Yıllık yaklaşık 1,5 trilyon dolarlık tarımsal ticaretin %40–60 fiyat volatilitesine maruz kaldığını; özellikle Körfez gibi ithalata bağımlı bölgelerde risk yönetimi altyapısının kritik olduğunu vurguladı.

DÜNYA BAKLİYAT PİYASASI

World Grain and Pulses Forum’un son oturumunda bakliyat piyasaları masaya yatırıldı. Russian Pulses Analytics Kurucusu Sergey Pluzhnikov, dünya bakliyat ticaretinin büyük alıcıların menşe tercihlerini ve tarife araçlarını sertleştirmesiyle daha stratejik hâle geldiğini söyledi. Rusya’nın 2023/24’te bakliyat ihracatının 3 milyon tonun üzerine çıktığını belirterek Türkiye’nin talepte önemli bir merkez olduğuna işaret etti. Çin’in rolünün hızla büyüdüğünü ifade eden Pluzhnikov, Rusya’nın Çin’in sarı bezelye ithalatındaki payının 2023’te %37 iken 2024’te %48’e, 2025 Ocak–Kasım döneminde ise %66’ya yükseldiğini aktardı; bu değişimi Kanada sarı bezelyesine 20 Mart itibarıyla uygulanan tarifelerle ilişkilendirdi.

Çin merkezli hububat ve bakliyat ticareti şirketi Zhongshangpeng’in Tahıl Satış Direktörü Yuan Zheng ise Çin’in 2014’ten bu yana 10 yıldır dünyanın en büyük tahıl ithalatçısı olduğunu; soyanın yaklaşık 103,22 milyon tonla ithalatın omurgası olmaya devam ettiğini söyledi. Bezelyede Rusya’dan ithalata onayın 2022 sonunda çıktığını, Rusya’nın 2024 itibarıyla Çin’in en büyük bezelye tedarikçisi konumuna geldiğini söyledi. Zheng, 20 Mart 2025’ten itibaren Çin’in kuru bezelye dâhil bazı Kanada menşeli ürünlere %100 tarife uyguladığını; bunun fiyat oynaklığı yarattığını belirtti. Tedarik menşeindeki değişimin sancısız olmadığını, sıkışıklık ve stok birikimi gibi sorunlara dikkat çekti. Ayrıca Rus bezelyesinin, daha yüksek katma değerli işleme kullanımında Kanada bezelyesinin tümüyle ikamesi olmadığını ifade etti.

Haberler Kategorisindeki Yazılar
15 Eylül 20201 dk okuma

Global tarım ürünleri ticareti koronavirüs salgınına rağmen artıyor

Dünya Ticaret Örgütü, COVID-19 pandemisinin global tarım ürünleri ticareti üzerindeki etkisini de...

07 Aralık 20233 dk okuma

IGC: Dünya tahıl stokları son 9 yılın en düşük seviyesine gerileyecek

03 Şubat 20263 dk okuma

Un Sektörü, Tarım Bakanı Yumaklı’nın katılımıyla TUSAF kongresinde buluşuyor

Antalya’da gerçekleşecek TUSAF 20. Uluslararası Kongre ve Sergisi’ne Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı katılacak.