BLOG

Karadeniz tahılı, jeopolitik riskler ve rekabet gölgesinde yeni rotalar arıyor

10 Temmuz 20254 dk okuma

Tahıl üreticileri, tüccarlar ve lojistik uzmanları, artan piyasa rekabeti, lojistik darboğazlar ve süregelen jeopolitik belirsizlikler eşliğinde Karadeniz tahıl ticaretinin geleceğini İstanbul’da düzenlenen BBS Grain 2025 - Karadeniz ve Balkanlar Tahıl Konferansı’nda masaya yatırdı.

2 Haziran’da İstanbul’un ev sahipliği yaptığı BBS Grain 2025 Konferansı’nda Karadeniz, Balkanlar ve Akdeniz bölgelerindeki tahıl ve yağlı tohum sektörlerinin geleceği ele alındı. Değirmenci Dergisi’nin medya partneri olduğu etkinlikte üreticiler, tüccarlar, değirmenciler, lojistik ve deniz taşımacılığı uzmanları ile politika yapıcılardan oluşan 300’ün üzerinde sektör temsilcisi bir araya geldi. Konferansın gündeminde küresel tahıl pazarındaki rekabet koşulları, Karadeniz ve Balkanlar’daki üretim ve ihracat potansiyeli, yağlı tohum ticareti görünümü, tahıl taşımacılığını etkileyen riskler ve lojistik darboğazlar yer aldı.

KARADENİZ TAHIL PİYASASINDA SON DURUM

Konferansın açılış oturumunda Bulgaristan, Romanya, Macaristan ve S&P Global Platts’tan uzmanlar Karadeniz tahıl piyasasına dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Grainstore CEO’su Stoyan Valev, Bulgaristan’ın 2025/26 sezonunda buğday, arpa ve kolza üretiminde güçlü bir performans sergilemesini beklediklerini aktardı. Bu yıl Schengen’e katılan ve 2026’da Euro Bölgesi’ne geçmeye hazırlanan Bulgaristan, mısır ekim alanı azalsa da ayçiçeği ekimlerini artırıyor. Ülke, İtalya ve İspanya’daki buğday pazarında da payını yeniden yükseltiyor.

RWA Raiffeisen Agro’dan Adrian Dobrita, Romanya’nın lojistik kabiliyetine vurgu yaptı. Kuraklığa rağmen, Köstence Limanı ve Tuna Koridoru sayesinde ülke tahıl ihracatını sürdürebildi. 2025’te buğday üretiminin 10,7 milyon ton, mısırın ise 12 milyon ton seviyesine ulaşması bekleniyor. Romanya, aynı zamanda Ukrayna tahılı için kilit bir lojistik merkez rolünü de genişletiyor.

CML Hungary Kft.’den Zsolt Horvath ise Macaristan’ın 2024’te son yüzyılın en yüksek ikinci buğday verimini elde ettiğini söyledi. Ancak mısırda istenilen sonuçlar alınamadığından üreticiler daha dayanıklı ürünlere, örneğin ayçiçeğine yöneliyor. 2025’te kışlık buğday ekim alanlarının 945 bin hektara çıkması bekleniyor.

KÜRESEL FİYATLAMADA KARADENİZ ETKİSİ

S&P Global Platts’tan Vivian Iroanya, küresel tahıl piyasasına yönelik analizinde 2024/25 buğday sezonunun yüksek Karadeniz fiyatları nedeniyle dar marjlarla geçtiğini, bu sebeple AB buğdayının zaman zaman Rusya buğdayından daha rekabetçi olduğunu belirtti. Türkiye’nin uyguladığı geçici ithalat yasakları ve kota düzenlemeleri, bölge fiyatlarını etkileyen faktörlerden biri oldu. Iroanya, Platts’ın Karadeniz buğdayı için Haziran 2025’te devreye aldığı yeni ‘Milling Wheat Marker’ fiyat endeksiyle daha şeffaf bir fiyatlandırma sağlanacağını kaydetti.

Iroanya, ABD mısırının AB pazarlarında güçlü rekabet avantajına sahip olduğunu, Karadeniz mısırının ise çoğunlukla Türkiye’ye yöneldiğini ifade etti. Gelecek dönemde fiyatlamanın, AB’nin Ukrayna tahılına yönelik gümrük politikaları, ABD ve Latin Amerika’nın rekabet gücü ve bölgesel ekim dinamiklerine bağlı olarak şekilleneceğini söyledi.

Oturumda, Çin ve Orta Doğu’dan Sırbistan, Bulgaristan ve Romanya’ya yönelik artan tahıl talebine de dikkat çekildi. Çin’in en büyük ikinci mısır ithalatçısı şirketi, Bulgaristan’da yeni tesisler kurarak Sırbistan’la doğrudan ticaret başlattı. Aynı zamanda Orta Doğu ve Çinli şirketlerin Balkanlar’da arazi kiralama ya da satın alma faaliyetleri de hız kazanıyor.

TAHIL TEDARİKİNDE YENİ DENGE ARAYIŞI

İkinci oturumda, Mısır, Türkiye ve Tunus gibi büyük ithalatçı ülkelerin tedarik stratejileri ele alındı. Bashayer Feed Establishment’tan Amr Siam, Mısır’ın 2025/26 sezonunda 13 milyon ton buğday ithal edeceğini ve böylece dünyanın en büyük buğday ithalatçısı konumunu koruyacağını söyledi. Ülke, yerel üretimde verimliliği artırmak, sulamada %25 tasarruf sağlamak ve Sudan, Yemen ve Somali gibi ülkelere un tedarikçisi olmak için çalışmalar yürütüyor.

Prime Trading SA’dan İbrahim Demirayak, Türkiye’nin 18,5 milyon tonluk buğday üretimi ve 8-10 milyon ton arasında değişen buğday ithalatı beklentilerini paylaştı. Arpa üretiminin %10 düşmesiyle 2 milyon tonluk ithalat ihtiyacı oluşabileceğini aktardı. Mısır üretiminin sabit kalması beklenirken, düşük stok seviyesi ve kota uygulamaları nedeniyle ithalat ihtiyacı sürecek. Demirayak, Türkiye’de %52 seviyesine ulaşan finansman maliyetlerinin ise stok tutma ve alım kararlarını kısıtladığını vurguladı.

Les Grands Moulins de Tunis’ten Mehdi Zerzeri, Tunus’ta tahıl piyasasının devlet tarafından düzenlendiğini, buğday, arpa ve mısırın büyük bölümünün ithal edildiğini belirtti. Özel sektör ithalatçılarının ise sıkı fiyat denetimleri, sınırlı finansal araç erişimi ve arpa kalite kriterleri gibi engellerle karşı karşıya olduğunu söyledi.

YAĞLI TOHUMLARDA BELİRSİZLİK VE FİYAT BASKISI

Üçüncü oturumda, ayçiçeği ürünleri ve işlenmiş yağ pazarına odaklanıldı. Eleen Marine Commodities’ten Preslav Raykov, Karadeniz’den yapılan yağlı tohum ihracatının önemli kısmının biyoyakıt sektörünü desteklediğini ancak bu alanda kârlılığın azaldığını ifade etti. Rusya’nın ihracat politikalarının piyasada belirleyici olacağını, düşük fiyatlı agresif ihracatın sektörü daha da zorlayabileceğini söyledi.

Rusagro’dan Ivan Podluzhnyi, Rusya’da ayçiçeği tohumu arzında yapısal bir açık olduğunu belirtti. 2031 yılına kadar ülkenin sıkma kapasitesinin 24 milyon tonu aşması beklenirken, tohum arzının aynı hızda artmayacağı öngörülüyor.

Sunseedman’den Veysel Kaya, gelecek sezonda ayçiçeği çekirdeği fiyatlarının 500-550 dolar/ton, ham ayçiçek yağı fiyatlarının ise 1.000-1.100 dolar/ton aralığında olabileceğini söyledi. Ancak Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu’daki istikrarsızlık ve Kızıldeniz nakliyatındaki aksaklıklar gibi jeopolitik risklerin fiyatları etkilemeye devam edeceğini vurguladı.

YAPTIRIMLARIN GÖLGESİNDE TAHIL TAŞIMACILIĞI

Son oturumda ise Karadeniz ve Doğu Akdeniz’deki lojistik ve sigorta riskleri ele alındı. Türk Gemi Brokerleri Derneği’nden Engin Koçak, Türkiye’nin buğdayda yeniden ithalata dönmesine rağmen navlun talebinin zayıf kaldığını, bölgedeki filo yaşlanması ve kapasite fazlasının navlun fiyatlarını baskıladığını söyledi. Navlun piyasasının jeopolitik gelişmelere karşı son derece hassas olduğu vurgulandı.

ShipPossible’dan Yavor Velchev ise savaş sigortası primlerinin arttığını ve yaptırımlara tabi bölgelere yapılan seferlerde sigorta teminatı bulmanın giderek zorlaştığını belirtti. Yaptırımlara uygunluk eksikliğinin yüksek gecikmeler, sigorta kapsamı dışında kalma veya hukuki sorunlara yol açabileceği uyarısında bulundu. 

Haberler Kategorisindeki Yazılar