Uluslararası Tahıl Konseyi (IGC) İcra Direktörü Arnaud Petit, Değirmenci Dergisi’ne yaptığı değerlendirmede, Hürmüz Boğazı çevresinde yükselen gerilimin enerji, navlun ve gübre piyasalarında endişeleri artırdığını; ancak yaşanan gelişmelerin Karadeniz’de görülen sistemik tahıl arz şokuyla aynı nitelikte olmadığını vurguladı. Petit’ye göre Hürmüz, küresel tahıl ticaretinde görece sınırlı bir paya sahip. Ancak uzun süreli bir kapanma senaryosu ithalata bağımlı Körfez ekonomileri için doğrudan bir risk oluşturabilir. Lojistik alternatiflerin sınırlı olması ve artan maliyet baskıları, bu ülkelerde hızla gıda güvenliği sorununa dönüşebilir.
Arnaud Petit
Executive Director of the
International Grains Council (IGC)
Arnaud Petit, Değirmenci’ye yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’ndaki fiili ablukanın tahıl piyasaları üzerindeki etkilerine ilişkin kapsamlı bir çerçeve sundu. Petit, mevcut krizin Karadeniz veya Kızıldeniz’de yaşanan kesintilerden farklı bir dinamiğe sahip olduğunu belirterek, navlun maliyetleri, enerji fiyatları ve gıda güvenliği arasındaki ilişkiye dair kritik veriler paylaştı.
Petit, Hürmüz’ün küresel tahıl ticaretindeki ağırlığını şu sözlerle anlattı: “Küresel ölçekte her yıl yaklaşık 20 milyon ton (Mt) tahıl ve yağlı tohum Hürmüz Boğazı’ndan geçmektedir. 2025/26 sezonunda IGC’nin tüm güzergâhlar üzerinden tahıl ve yağlı tohum ithalatı tahmini 38 milyon ton düzeyindedir. Bu miktar önemli olmakla birlikte, küresel tahıl ticaretinin yüzde 5’inden daha azına karşılık gelmektedir.”
IGC Direktörü, 2025/26 sezonunda yıllık bazda görülen keskin artışın özellikle İran’ın daha yüksek mısır ve buğday ithalatından kaynaklandığını belirtti. Ancak şu kritik uyarıyı da ekledi: “Hürmüz Boğazı’ndaki abluka, Karadeniz veya Kızıldeniz geçişindeki kesintilerle aynı ölçekte bir durum değildir. Bununla birlikte, bölgedeki ülkelerin tahıl ihtiyacını büyük ölçüde deniz yoluyla karşıladığını ve iç pazarlara tahıl tedarikinde sınırlı alternatiflere sahip olduğunu unutmamak gerekir. Uzun süreli bir abluka, bu ülkelerin gıda güvenliği ve gıdanın erişilebilirliği açısından ciddi bir sorun yaratabilir.”
ŞOK DALGASININ ÜÇ ANA BELİRLEYİCİSİ
Etkinin henüz tam olarak ölçülmesi için erken olduğunu ifade eden Petit, piyasa yönünü belirleyecek üç ana unsurun altını çizdi:
Petrol–Navlun Bağlantısı: “Petrol piyasasındaki hareketler navlun oranlarını doğrudan etkileyecektir. Navlun maliyetlerinin toplamının yaklaşık yüzde 20’si doğrudan petrol fiyatına bağlıdır. Bu nedenle petrol fiyatlarındaki son artış tüm güzergâhları etkileyecektir. Kuzey veya Güney Amerika’dan Asya’ya uzanan uzun mesafeli hatlar en fazla etkilenecek rotalardır.”
Gaz Piyasası ve Azotlu Gübre: “Abluka aynı zamanda azotlu gübrenin temel girdisi olan gaz piyasasını da etkilemektedir. Kuzey Yarımküre’de gübrenin büyük kısmı halihazırda satın alınmış olsa bile, bu gelişme azotlu gübre fiyatlarını etkileyebilir. Bu da buğday ve mısır verimliliğinin doğrudan bir bileşenidir.”
Sigorta Bariyeri: “Savaş bölgesinde gemi sigortasının olmaması, seferlerin tamamen durmasına yol açabilir. Armatörler bu düzeyde bir riski üstlenmez. Bu etkinin esas olarak yerel düzeyde hissedilmesi beklenir.”
Bu üç lojistik ve üretim temelli unsurun dışında Petit, finansal kanalda da risk unsuruna dikkat çekti: “Bazı gelişmekte olan ülkelerde para birimleri dolar karşısında değer kaybetti. Bu durum yakından izlenmelidir; özellikle Güneydoğu Asya’daki bazı ülkelerde temel tahıllara erişim gücü doların güçlenmesi nedeniyle aşınabilir.”
KİMLER RİSK ALTINDA?
Petit, tahıl ticareti ve gıda güvenliği anlamında en yüksek risk altındaki ülkeleri şu şekilde sıraladı: “Öncelikle Hürmüz Denizi’ne kıyısı olan ülkeler etkilenmektedir: BAE, Katar, Suudi Arabistan, Bahreyn, Kuveyt, Irak ve İran. Yalnızca Suudi Arabistan lojistiğini yeniden düzenleyerek Kızıldeniz limanlarından tahıl ithal edebilir; ancak bu da daha yüksek iç nakliye maliyeti anlamına gelir.” Son dönemdeki ticaret akışlarına ilişkin önemli bir gözlemini de paylaşan IGC Direktörü, “Bu yıl ocak ve şubat aylarında Hürmüz Boğazı’ndan geçen tahıl hacminin geçen yıla kıyasla belirgin biçimde arttığını, hatta normal seviyenin yaklaşık iki katına ulaştığını gözlemledik.”
PANİK YOK, ANCAK TEDBİR GEREK
Petit’nin değerlendirmesinde en kritik başlıklardan biri de Irak ve bölgesel stok yönetimi oldu. Bölgedeki çoğu ülkenin stratejik tahıl rezervlerine dayalı güçlü gıda güvenliği politikalarına sahip olduğunu belirten Petit, şu uyarıda bulundu: “Bölgedeki ülkelerin büyük çoğunluğu, kesintinin birkaç ay sürmesi ihtimaline karşı stratejik stoklara sahip. Ancak Irak gibi bir ülke hızla kritik bir duruma girebilir; zira bir sonraki hasat Mayıs–Haziran döneminde gerçekleşecek. Bu nedenle Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, bölgede gıda güvensizliği riski taşıyan ülkeler açısından olumlu bir gelişme olacaktır.”
Petit son olarak Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Cebel Ali Limanı’nın Güney Asya’ya yönelik konteyner sevkiyatlarında tahıl ve bakliyat tedarikinde önemli bir merkez olduğunu vurguladı. Hindistan’ın bakliyat ithalat sezonunun yaklaşması nedeniyle mevcut kesintinin yakından izlenmesi gerektiğini belirtti.