"Dünya makarna ticaretinin dörtte
birinden fazlasına imzasını atan Türk makarna sektörü, 1,5 milyon tonluk
ihracat başarısıyla küresel arenadaki ağırlığını koruyor. Ancak TMSD Başkanı M.
Aykut Göymen’e göre, 4 milyon tona yaklaşan devasa üretim kapasitesini verimli
kılmak için mevcut başarıya güvenmek yeterli değil. Küresel ticaretin daha
korumacı bir yapıya evrilmesi ve hammadde maliyetlerindeki rekabet baskısı
karşısında Göymen; sürdürülebilir liderlik için maliyet yönetimi, etkin
destekleme modelleri ve yeni pazar arayışlarının artık bir tercih değil, zorunluluk
olduğunu vurguluyor."
Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği Başkanı M. Aykut Göymen, Ulusal Hububat Konseyi’nin Konya’da gerçekleşen 2026 Hasat Öncesi Hububat Kongresi’nde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin dünya makarna ihracatındaki güçlü konumunu koruduğunu ancak artan küresel rekabet, yükselen kapasite ve yüksek hammadde maliyetleri nedeniyle sektörün önümüzdeki dönemde daha kırılgan hale gelebileceğini söyledi. Göymen, Türkiye’nin yaklaşık 1,5 milyon ton makarna ihracatıyla dünya ihracatının yaklaşık yüzde 26’sını gerçekleştirdiğini belirtti.
Göymen, iç pazarda yaklaşık 700 bin tonluk bir tüketim bulunduğunu, toplam üretim ve kullanım hacminin ise yaklaşık 2,2 milyon ton seviyesinde olduğunu ifade etti. Ancak kurulu kapasitenin yeni yatırımlarla 4 milyon tona yaklaşmasının, sektörün üretim kabiliyetini artırırken aynı zamanda yeni pazar bulma baskısını da büyüttüğünü söyledi. Ona göre, asıl soru artık üretim kapasitesinin yeterliliği değil, 1,5 milyon tonun üzerine çıkabilecek yeni ihracat alanlarının bulunup bulunamayacağı.

“DÜNYA DAHA KORUMACI BİR YAPIYA GİDİYOR”
Göymen, küresel ticaretin giderek daha korumacı bir yapıya evrildiğini belirterek, özellikle Afrika’da artan makarna yatırımlarının Türkiye açısından dikkatle izlenmesi gerektiğini söyledi. Bu yatırımların küçük ölçekli değil, güçlü ve uzun vadeli kapasite kurulumları olduğunu vurgulayan Göymen, Türkiye’nin bugün kuvvetli olduğu pazarlarda gelecekte daha sert rekabetle karşılaşabileceğini ifade etti.
Son 10 yılda Türkiye’nin makarna ihracatını yaklaşık iki kat artırdığını hatırlatan Göymen, bu başarının arkasında kaliteli durum buğdayı, güçlü sanayi altyapısı ve pazar ihtiyaçlarına göre uyarlanabilen esnek üretim kabiliyeti bulunduğunu söyledi. Ancak mevcut başarının sürdürülmesi için yalnızca üretim kapasitesinin değil, maliyet rekabetçiliğinin de korunması gerektiğini kaydetti.
YÜKSEK MALİYETLER REKABET GÜCÜNÜ
ZAYIFLATIYOR
Konuşmasında en kritik başlıklardan birini makarnalık buğday maliyetleri oluşturan Göymen, Türkiye’nin katma değerli ürün ihraç etmesine rağmen bunu daha yüksek maliyetli bir hammadde yapısıyla gerçekleştirdiğine dikkat çekti. Rusya ve Kanada gibi büyük üreticilerle karşılaştırıldığında Türkiye’de durum buğdayı üretim maliyetlerinin daha yüksek olduğunu belirten Göymen, özellikle gübre ve mazot başta olmak üzere temel girdilerdeki farkın sektörün rekabetçiliğini sınırladığını ifade etti.
Göymen’e göre, makarna sanayisinin uzun vadede güçlü kalabilmesi için çiftçinin maliyet yapısını hafifletecek daha etkili destek mekanizmalarına ihtiyaç var. Bu desteklerin doğrudan gelir desteği veya girdi desteği şeklinde tasarlanabileceğini belirten Göymen, temel amacın üreticinin dünya ile daha rekabetçi maliyet seviyelerine ulaşması olması gerektiğini söyledi.

“UN SEKTÖRÜNÜN YAŞADIĞI RİSKLER MAKARNA
İÇİN DE GEÇERLİ”
Göymen, ihracata dayalı büyümenin tek başına yeterli olmadığını, ana pazarlarda yaşanabilecek tıkanmaların makarna sektörü için de ciddi risk oluşturduğunu belirtti. Bir ithalatçı ülkenin kendi üretimini artırması, yerli sanayisini korumaya başlaması veya yeni vergiler koyması halinde Türkiye’nin ihracat alanının daralabileceğini söyleyen Göymen, un sektörünün son dönemde yaşadığı deneyimin makarna sanayisi için de önemli bir uyarı niteliği taşıdığını ifade etti.
Bu nedenle sektörün, mevcut başarıya güvenmek yerine daha bugünden yeni pazarlara, maliyet yönetimine ve hammadde rekabetçiliğine odaklanan bir yol haritası oluşturması gerektiğini vurguladı.
DESTEKLERDE KAYITLILIK VE ZAMANLAMA
VURGUSU
Göymen, tarımsal destek mekanizmasının yapısı ve uygulanma biçimine ilişkin de eleştiriler dile getirdi. Desteklerin mümkün olduğunca kayıtlı, izlenebilir ve belgeye dayalı bir sistem içinde yürütülmesi gerektiğini belirten Göymen, aksi halde sanayici tarafında önemli fatura, belge ve KDV iadesi sorunları yaşandığını söyledi. Fabrikaların muhasebe ve mali işler birimlerinin bu nedenle ciddi iş yükü altında kaldığını kaydetti.
Desteklerin zamanlamasının da kritik olduğunu vurgulayan Göymen, bir üretim sezonuna ait desteğin çok geç ödenmesinin, destekleme mekanizmasının etkisini zayıflattığını ifade etti. Ona göre, çiftçinin gerçekten desteklenebilmesi için yardımın yalnızca tutarı değil, doğru zamanda ulaştırılması da belirleyici.
Konuşmasının sonunda, makarna sanayisinin sürdürülebilirliğinin güçlü ve rekabetçi bir üretici yapısına bağlı olduğunu vurgulayan Göymen, üreticiyi güçlendiren ve ihracatçı sanayicinin elini rahatlatan daha etkili bir destek modelinin artık kaçınılmaz hale geldiğini söyledi.