BLOG

Fethullah ŞEVGİN, Şevsan Gıda: “Kapasite kullanma oranımızı % 75-80’e çıkarmayı düşünüyoruz”

30 Mayıs 20169 dk okuma
“Geçen yıl yaptığımız kapsamlı modernizasyon ve bu yılın sonuna kadar yapacağımız teknolojik revizyonlar sonucunda, kapasite kullanma oranımızı % 75-80 oranlarına çıkarmayı düşünüyoruz. Bunun yanı sıra ihracat bağlamında sürdürdüğümüz görüşmeler de var. Bunların gerçekleşmesi halinde kapasite kullanma oranımız % 100 olacaktır. Hatta teknolojik kriterleri bize uyan fabrikalar kiralamak durumunda da kalabiliriz.” h_77_10 Bu ay dergimizin konuğu Türkiye’nin sayılı un değirmenlerinden Şevsan Gıda San. A.Ş.. 600 ton/gün kapasiteye sahip Şevsan Un, özellikle son yıllarda atılımlarını arttırdı. Firmanın Yönetim Kurulu Başkanı Fethullah ŞEVGİN, fabrikalarında günün şartlarına uygun, modern, çevre dostu, yüksek verimli ve ekonomik teknolojiler kullandıklarını belirtiyor. Geçen yıl gerçekleştirdikleri kapsamlı modernizasyon ve bu yıl sonuna kadar yapacakları teknolojik revizyonlar sonucunda kapasite kullanma oranlarını % 75-80’e çıkarmayı planladıklarını ifade eden ŞEVGİN, ihracatla ilgili bazı projelerinin hayata geçmesi halinde kapasite kullanımının % 100’ü bulabileceğini, hatta teknolojik altyapı açısından uygun olan un fabrikalarını kiralama yoluna gidebileceklerini belirtiyor. Türkiye’de sektörün ortalama kapasite kullanma oranının yüzde 40’lar civarında olduğu göz önüne alındığında bu son derece iddialı bir plan. ŞEVGİN’in açıklamalarındaki bir diğer dikkat çekici nokta da ortaklık. Fethullah ŞEVGİN, yabancı sermayenin Türkiye’ye kazandırılması bağlamında, yabancı şirketlerle ortaklık düşünebileceklerinin de sinyalini verdi. Konuyla ilgili ayrıntıları ŞEVGİN’den alıyoruz. Sayın Şevgin, firmanız Şevsan Un, Türkiye’nin sayılı un değirmenlerinden biri. Öncelikle bize firmanızı ve bugünlere nasıl geldiğinizi anlatır mısınız? Şevsan Gıda San. ve Tic. A.Ş. olarak, un sektöründe faaliyet göstermeye başlamadan önce kapsamlı bir araştırma yaptırdık. Ülkemizin jeopolitik ve stratejik konumu ile o günün şartlarında ekonomik dinamiklerimizin tarıma dayalı oluşu, yine o yıllarda ülkemiz genelinde yüksek kapasiteli modern un fabrikalarına ihtiyaç olduğu öngörüsü ile (bütün bürokratik dayatma ve zorluklara rağmen) 1998 yılında ATO-Sincan 1. Organize Sanayi Bölgesi’nde, 500 ton/gün kapasite ile Şevsan Un fabrikasını kurduk. Bilahare işletmemizi sürdürülebilirlik bağlamında daha da güçlü ve önemli bir konuma getirebilmek amacı ile Şenpa Gıda Pazarlama şirketini kurarak, Şevsan Un’a lojistik ve pazarlama alanında ciddi destek sağladık. Ülkemizde farklı ölçeklerde çok sayıda un fabrikası var. Bu, bizim un sektöründe yatırım kararı aldığımız yıllarda da böyleydi. O yıllarda un fabrikalarına teşvik kredileri verilmesi, birçok kişi veya firmanın kapsamlı bir araştırma yapmadan un sektörüne yönelmesine sebep oldu. Ne yazık ki o yıllarda araştırma yapmadan heyecanla un fabrikası kuran birçok kişi ya da firma, ciddi bir hayal kırıklığı yaşamış, bir kısmı iflas etmiş bir kısmı da balık ve civciv yemi üreten fabrikalara bonkalite üretmeye yönelmek zorunda kalmıştır. Bu durum sektörümüz adına hoş olmayan, üzücü bir durumdur. Bu kaotik dar boğazda, birçok firmanın ayakta kalabilme amacıyla o günün şartlarında karaborsacı olarak adlandırdığımız stokçulara, neredeyse maliyetine un satışı yapmaları, sektörde söz sahibi ciddi kurumsal firmaları olumsuz yönde etkilemiştir. Benzeri durumlar günümüzde de devam etmektedir. Kuralsız, adaletsiz ve haksız rekabetin çok yoğun olduğu bir süreçte; sektörde söz sahibi, piyasalarda aranan bir marka olabilmemiz, ancak ve ancak birçok farklı çalışmayı gerçekleştirmemizle mümkün olabilirdi. Öncelikle alanında deneyimli ve nitelikli insan gücünden oluşan teknik ve idari kadrolar oluşturduk. İkincisi tam teşekkülü laboratuvarımızda ciddi ve titiz AR-GE çalışmaları yaparak firmamıza has kalite kriterlerini, dünya standartları seviyesine çıkardık, hatta bazı spesifik ürünlerimizde özel standartlar oluşturduk. Bunları yaparken de gelişen teknolojiyle sürekli kendimizi güncelledik ve üretimde sürekliliği sağladık. Bütün bunlarla birlikte yarattığımız kolektif çalışma ruhunun ve tesis ettiğimiz kurumsallaşmanın vermiş olduğu özgüvenle Şevsan Un’u bugünlere getirdik. Üretim tesisiniz, kapasiteniz ve kullandığınız teknolojiler hakkında bilgi verir misiniz? Firmanız kapasite ve teknoloji kullanımında hangi düzeyde? Üretim tesisimiz, insan ve toplum sağlığı ile güvenli gıda üretimi esas alınarak, hijyen ve sanitasyon kurallarına uygun üretim yapacak şekilde tasarlanmış ve kurulmuştur. Fabrikamız, 250 ton/gün kapasiteli iki üniteden oluşmaktadır. Kullandığımız teknoloji, günün şartlarına uygun, modern, çevre dostu, yüksek verimli ve ekonomik teknolojidir. Fabrikamız, inovasyon çalışmalarını sürdüren ve işletmemize uyarlayan nitelikli insan gücüne sahip olduğu için tüm teknolojik gelişmeler yakından takip edilmektedir. Randıman, kapasite, verimlilik ve özellikle kalite bağlamında işletmemize katkısı olacak konular, olağan toplantılarda tartışılır, alınan ortak kararla da hızlı bir şekilde uygulamaya geçirilir. Bu kapsamda geçtiğimiz yıl modernizasyon kararı almış ve ünitemizin birini yenilemiştik. Bu değişiklik ile 500 ton/gün olan kapasitemiz, 100 ton artarak 600 ton/gün olarak güncellenmiştir. Ayrıca maliyet açısından ciddi bir gider oluşturmasına rağmen, insan ve toplum sağlığı ile sanitasyon kuralları dikkate alınarak, dökme un nakliyesi için son derece hijyenik olan un silobaslarının kullanımına ağırlık verdik. Geçen yıl yaptığımız kapsamlı modernizasyon ve bu yılın sonuna kadar yapacağımız teknolojik revizyonlar sonucunda, kapasite kullanma oranımızı % 75-80 oranlarına çıkarmayı düşünüyoruz. Bunun yanı sıra ihracat bağlamında sürdürdüğümüz görüşmeler de var. Bunların gerçekleşmesi halinde kapasite kullanma oranımız % 100 olacaktır. Hatta teknolojik kriterleri bize uyan fabrikalar kiralamak durumunda da kalabiliriz. Biraz da ürün çeşitliliğinizden, üretimini yaptığınız un tiplerinden ve bunların hammadde (buğday) kaynaklarından bahseder misiniz? Ürettiğimiz un çeşitleri, yurt içinde ve yurt dışında her türlü unlu mamul ve bilumum ekmek çeşitlerinin üretiminde kullanılmaktadır. Ürünlerimiz, ağırlıklı olarak endüstriyel işletmelerde üretimi yapılan Farancala, somun ekmeği, sandviç ekmeği, rol ekmeği, Trabzon ekmeği, köy ekmeği, tam buğday ekmeği, bazlama, Pita ekmeği ve şebit gibi ekmek ve pide çeşitlerinde; baklava, börek, yufka gibi lüks gurubuna giren ürünlerde ve pastane ürünlerinde kullanılan un çeşitlerini kapsamaktadır. Bunların yanı sıra özel talepler doğrultusunda spesifik un çeşitleri de üretmekteyiz. Un çeşitlerimiz Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı’nın belirlemiş olduğu kıstas ve normlara uygun üretilmektedir. Hammadde ihtiyacımızı ağırlıklı olarak yurt içinden temin ediyoruz. Ülkemizde buğday üretimi yaklaşık olarak 22 milyon tondur. İç piyasadaki tüketim ise yaklaşık olarak 21 milyon ton civarındadır. Bu durumda buğday üretimimiz ancak iç tüketimimizi karşılamaktadır. Kuraklık başta olmak üzere, doğal afetleri göz önünde bulundurularak, buğday üretiminde yeni stratejiler geliştirmemiz ve böylece üretimimizi artırmamız gerekli. Son yıllarda Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü’nün geliştirdiği buğday çeşitleri, sektörümüz açısından önemli bir kazanımdır. Un ihracatında dünya lideri olan bir ülkeyiz. Ülke olarak un ihracatımız, ithalata dayalı olduğu için elbette zaman zaman ithal buğdaylar da kullanıyoruz. Ayrıca bazı özel ürünlerimizin üretimi için büyük arazi sahibi çiftçilerle sözleşmeli anlaşıyor ve özel ekim yaptırarak özel üretimlerimizi garanti altına alıyoruz. Şevsan Un’un Türkiye un pazarındaki yeri ve rolü nedir? Sektördeki yeriniz hakkında bize neler anlatabilirsiniz? Şevsan Un’u Türkiye’deki diğer rakiplerinden farklı kılan nedir? Şevsan Un’un piyasalarda kabul görüp aranan bir marka olmasının esas sebebi, ahilik ruhuna sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Bizim geçmişimiz gıda toptancılığıdır. Aziz milletimizle iç içe yaşayan, milletimize ve milli değerlerimize önem veren her kişi ya da kuruluş, aziz milletimizin teveccühüne mazhar olmuştur. Sektörümüzde, iç ve diş piyasa olmak üzere iki müşteri gurubu vardır. Dış piyasada avantajlar ne kadar fazla olursa olsun, bizi biz yapan ve bu günlere gelmemize vesile olan aziz milletimize vefa borçluyuz. Bu bağlamda iç piyasanın taleplerine daima öncelik veriyoruz. Müşteri memnuniyeti ve özellikle aziz milletimize hizmeti şiar edinmiş olmamız, saygıdeğer müşterilerimiz ile aziz milletimizin bu olgumuzu görüyor ve biliyor olması, bizi sektörümüzde hak ettiğimiz yere taşımıştır. Yetkili birimlerimizin aralıksız AR-GE çalışmaları, inovasyon ve modernizasyon için son yeniliklerin takip edilip hızla işletmemize uyarlanması sonucunda, hem verimlilik hem de üretim ve kalitede sürdürülebilirlik sağlıyoruz. Ürün çeşitliliği, taleplere ivedilikle arz sağlanması, satış sonrası müşteri takibi neticesinde oluşan müşteri memnuniyeti de, elbette ki bu bağlamda çok önemlidir. Ayrıca pazarlama departmanındaki arkadaşlarımızın değişken piyasa şartlarına uygun stratejiler geliştirmesi ve küresel ısınmadan kaynaklı değişken iklim şartlarına bağlı olarak buğdayda olması muhtemel reolojik ve enzimik dalgalanmaları dikkate alınarak stoklu çalışıyor olmamız, sektördeki diğer işletmelere karşı her zaman bir adım önde olmamızı sağlamıştır. Şevsan Un, üretime başladığı günden itibaren iç piyasada fiyat dalgalanmaları bakımından her zaman dengeleyici rol üslenerek hem üreticinin hem de tüketicinin haksızlığa uğramasına engel olmayı başarmıştır. Un üretiminde sadece Türkiye pazarına çalışmadığınızı biliyoruz. Bize ihracata yönelik çalışmalarınızdan, un ihraç ettiğiniz ülkelerden biraz bahseder misiniz? Varsa bu konudaki yatırım ve hedeflerinizi anlatır mısınız? Bugüne kadar on iki ülkeye ihracat gerçekleştirdik. Dış piyasalardaki müşterilerimizi de çok önemsiyoruz. Birçok ülke ile manevi bağlarımız var. Özellikle Müslüman ülkelerin helal ürün bağlamında ülkemize öncelik ve önem verdikleri bir dönemde, onların güven ve teveccühünü kazanmak, ülke olarak bize olan inanç ve güvenlerini pekiştirmek, ihracatta devamlılığı sağlamak, diğer ülkelerdeki rakiplerimize fark atarak dünya standartlarında üretim yapmak zorundayız. Halen ihracat yaptığımız ülkeler hariç birkaç Afrika ülkesi ile görüşmelerimiz var. Bunların bazıları imza safhasında; anlaşma sağlandığında, az önce de belirttiğim gibi kurulu kapasitemize ek olarak teknolojimize denk fabrikalar kiralayabiliriz. Un ihracatında dünya ülkeleri içerisinde lider konumda olmamız, yabancı yatırımcının dikkatini çekmiş olacak ki geçtiğimiz yıl Söke Un yabacılara satıldı. Önümüzdeki yıllarda sektörümüzde yeni yabancı yatırımcıların gelme ihtimali büyüktür. Yabancı sermayenin ülkemize kazandırılması bağlamında, yabancı şirketlerle ülkemizde ya da üçüncü ülkelerde ortaklık düşünebiliriz. Türkiye dünyanın bir numaralı un ihracatçısı. Sizce Türkiye’nin un ihracatında bu kadar başarılı olmasının sırrı nedir? Siz Şevsan Un olarak ihracat çalışmalarınızda gerek üretimde gerekse hizmette nelere öncelik veriyorsunuz? Başta da söylediğim gibi ülkemiz stratejik ve jeopolitik konumunun avantajlarını iyi kullanarak un ihracatında lider olmuştur. Bölge ülkeleri ile ihracat yaptığımız diğer Uzak Doğu ve Afrika ülkelerindeki gelişmeler dikkatli okunur ve takip edilirse, önümüzdeki 10-15 yıllık süreçte de lider kalmamız güçlü bir ihtimaldir. Bize düşen görev ise rehavete kapılmadan, lider olmanın hakkını vermek olmalıdır. Liderlik, üretilen ürünü işleyen teknoloji ile doğrudan bağlantılıdır. Biz ülke olarak, değirmen makine sanayinin ilerlemesi ve gelişmesi sonucunda liderliği yakaladık. Liderliğimizin devamında değirmen makine sanayinin öneminin farkındayız. Değirmen makine üreticileri, verimlilik, sanitasyon ve kalite bağlamında yeni teknolojiler ve inovatif çözümler üretmeye aynı heyecanla devam ettikleri sürece, bizler de sektör olarak aynı heyecanla yolumuza devam edeceğiz. Ayrıca hammadde ve yardımcı madde üretimi (vitamin, mineral ve enzimler) konusunda yeni stratejiler geliştirmemiz, küreselleşen dünyada bir zorunluluk haline gelmiştir. Buna bağlı olarak mevcut müşterilerimizi korurken yeni müşteriler aramak ve bulmak zorundayız. Lider kalmak zor bir süreçtir. Ürün ihraç eden firmalar, sözleşmede belirtilen spekt ve kriterleri yerine getirmiş olmanın dışında, gittiği noktada tüketilip bitirilinceye kadar ürünü takip etmeli ve mutlak müşteri memnuniyeti sağlamalıdır. Mutlak müşteri memnuniyetini sağladığımız sürece lider kalacağımıza göre, başta Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Türkiye İhracatçılar Birliği ve TUSAF olmak üzere, yetkili kurum ve kuruluşların ihracatımızı ciddi denetimden geçirmesi ve hata yapılmasına meydan vermemesi gerekiyor. Müşteri veli nimettir. Müşterinin geri kalmışı, az gelişmişi, muhtacı, mecburu ya da vasıflısı diye bir şey mevzubahis olamaz, olmamalıdır. Bu bağlamda ihracatta sıkı denetim geleceğimiz için oldukça önemli ve elzemdir. Varsa biraz da yeni yatırımlarınızdan ya da yapmayı planladığınız yatırımlardan bahseder misiniz? Şevsan Un’un gelecek hedefleri hakkında neler söyleyebilirsiniz? Şevsan Un olarak işimizi ve sektörümüzü seviyor ve önemsiyoruz. Firmamız bünyesindeki konusunda uzman tecrübeli arkadaşlarımızın AR-GE çalışmalarından elde ettikleri veriler ışığında, bazı özel üretimler için yüksek teknoloji ve verimliliğe sahip üretim hatları kurmayı planlıyoruz. Ayrıca AR-GE laboratuvarımızda modernizasyon çalışmalarımız devam ediyor. Bütün bunlardan daha önemlisi, nitelikli insan gücüne verdiğimiz önemdir. Bu bağlamda şirketimizin geleceğini ön görerek kadromuza dahil ettiğimiz yeni arkadaşlarımızı, deneyimli arkadaşlar tarafından eğiterek idari ve teknik kadromuzu güçlendiriyoruz. Son olarak neler eklemek istersiniz? Toplumun vazgeçilmez temel tüketim maddesi olan ekmeğin hammaddesini üretiyoruz. Ülkemizdeki ve dünya genelindeki buğday üretimini ve tüketimini göz önünde bulunduracak olursak, yeterli buğdaya sahip olmadığımız aşikârdır. Öyle ise bilinçli üretim yaparak, tüketiciyi bilinçlendirerek ekmek israfının önüne geçmeliyiz. Bu da bilinçli üretim işini önemseyen ehliyetli kadrolarla mümkün olacağına göre nitelikli insan gücü sorununu çözmemiz gerekmektedir. Ayrıca insan ve toplum sağlığı gözetilerek üretim yapılmalı ki, sağlıklı ve mutlu bir topluma sahip olalım. Hammadde bağlamında, barem dışında kalarak işlem görmeyen buğdaylardan un üretilmesinin önüne mutlaka geçilmelidir. Bu buğdaylardan üretilen unların ekmek olabilmesi, yasal olmayan katkı ve ajanlarla mümkündür. Bu tür unların kullanıldığı noktalar ise ucuz oldukları için endüstriyel işletmelerdir. Şevsan Un olarak; sağlıklı yaşam ve sağlıklı toplum gayesi çerçevesinde her zaman hijyen, sanitasyon ve kalite kriterlerini önemseyerek, aziz milletimiz ve tüm müşterilerimiz için sağlıklı ve doğal ürünler üretmeye özen göstererek yolumuza kararlılıkla devam edeceğiz.
Röportaj Kategorisindeki Yazılar
02 Nisan 20199 dk okuma

“Üreticilerin pazarlık gücü arttı global tahıl devlerinin kâr marjları düşüyor”

Andrey Sizov, SovEcon: “Global tahıl piyasasına genel olarak baktığımızda, üreticilerin pazarlık gü...

04 Mart 20146 dk okuma

JNL, mısır işleme kompleksi kurmaya hazırlanıyor

Loginova: “Bu proje; tahıl depolama için bir kompleksin inşa edilmesini, 144 tonluk günlük mısır iş...