Un ve değirmen ürünleri endüstrisi gibi sektörler, dünyadaki teknolojik dönüşüm sürecinin istisnası değildir. Günümüzün küreselleşmiş ve dijital olarak birbirine bağlı dünyasında, teknolojinin üretim süreçlerine entegrasyonu, herhangi bir endüstrinin rekabet gücünde kilit bir faktör haline gelmiştir. Un ve değirmen ürünleri endüstrisi, teknoloji ve inovasyon kullanımı açısından önemli bir dönüşüm geçirerek daha fazla üretim verimliliği ve daha sürdürülebilir bir üretim modeli elde etmek zorundadır.
Prof. Dr. Mustafa Bayram
Gaziantep Üniversitesi Gıda Teknolojisi Anabilim Dalı Başkanı
TABADER Yönetim Kurulu Başkanı
Teknolojinin hızla ilerlemesiyle birlikte, işletmeler daha önce görülmemiş bir hızla değişime adapte olmak zorunda. Özellikle yapay zeka teknolojisinin sanayiye girmeye başlaması ile birlikte değişim çok hızlı olacak ve değişime ayak uyduramayanlar ise çok hızlı sektör dışında kalacak. Çünkü, yapay zeka teknolojisi çok büyük işler vaat ederken, binlerce insanın yapacağı işleri birkaç saniyede çok başarılı şekilde yapabilmektedir.
Teknolojik gelişmelerin un değirmenciliği endüstrisi üzerinde önemli bir etkisi olmuştur. 19. yüzyılda su gücüyle çalışan değirmenin icadı ve ardından otomatik valsli değirmene geçişle birlikte sektör, üretim verimliliği ve kalitesinde önemli bir değişim yaşamıştır. Bilgisayar kontrollü değirmen makinelerinin kullanılmaya başlanması, verimliliği artırarak, israfı azaltarak ve son ürünün kalitesini iyileştirerek sektörde devrim yaratmıştır. Son yıllarda, sektörün çevresel etkisini önemli ölçüde azaltan enerji tasarruflu değirmenler ve atık azaltma sistemleri gibi sürdürülebilir ve çevre dostu teknolojilere doğru bir kayma da olmuştur.
Un ve değirmen ürünleri endüstrisi gibi sektörler, dünyadaki teknolojik dönüşüm sürecinin istisnası değildir. Günümüzün küreselleşmiş ve dijital olarak birbirine bağlı dünyasında, teknolojinin üretim süreçlerine entegrasyonu, herhangi bir endüstrinin rekabet gücünde kilit bir faktör haline gelmiştir. Un ve değirmen ürünleri endüstrisi, teknoloji ve inovasyon kullanımı açısından önemli bir dönüşüm geçirerek daha fazla üretim verimliliği ve daha sürdürülebilir bir üretim modeli elde etmek zorundadır. Şu an bu sektör diğer gıda sektörlerine göre daha düşük bir makine teknolojisi ve dijital dönüşüm dinamiğine sahiptir.
Buna karşılık, un ve değirmen ürünleri endüstrisi, istihdam olanakları sağlayarak ve çeşitli sektörlerin büyümesine katkıda bulunarak dünya çapında ekonomik büyümeye her zaman önemli bir katkıda bulunmuştur. Bununla birlikte, un ve değirmen ürünleri endüstrisinin başarısı aynı zamanda bir dizi çevresel ve toplumsal risk ve zorluğa da katkıda bulunmuştur. Bu zorluklar birbiriyle bağlantılıdır ve etkileri küresel olarak hissedilmekte, bireylerin ve toplumun yaşam kalitesini ve refahını bir bütün olarak etkilemektedir. Un ve değirmen ürünleri endüstrisindeki hızlı teknolojik dönüşüm, bu riskleri ve zorlukları ele alma potansiyelini de beraberinde getirmiştir.
Blockchain teknolojisi, teknolojinin tahıl sektörünü nasıl dönüştürdüğünün bir başka örneğidir. Bu teknoloji, şirketlerin tahılları üretimden son tüketiciye kadar takip etmesine ve izlemesine olanak tanır. Bu şeffaflık, tüketicilerin sürdürülebilir kaynaklardan gelen yüksek kaliteli tahıllar almasını sağlar ve bu da küresel olarak tüketiciler için giderek daha önemli bir hale gelmektedir. Ancak tahıl sektöründe teknolojinin yaygınlaşmasının yanı sıra yeni küresel riskler de ortaya çıkmıştır. İklim değişikliği, tahıl sektörünü tehdit eden en önemli risklerden biridir. Kuraklıklar, seller ve aşırı hava olayları daha yaygın hale gelerek daha düşük verime ve daha az gıda güvenliğine yol açmıştır.

DEĞİRMENCİLERİ BEKLEYEN RİSKLER
Un değirmenciliği endüstrisi yüzyıllardır varlığını sürdürmektedir ve teknolojideki gelişmeler sayesinde yıllar içinde önemli dönüşümler geçirmiştir. Küresel un değirmenciliği pazarının, besleyici ve sağlıklı gıdalara yönelik artan talep nedeniyle önümüzdeki birkaç yıl içinde önemli ölçüde büyüyeceği öngörülmektedir. Ancak bu büyüme, sektörü potansiyel olarak rayından çıkarabilecek ve küresel ekonomiyi önemli ölçüde etkileyebilecek küresel risklere karşı bağışık değildir.
Teknolojideki ilerlemelere rağmen un değirmenciliği endüstrisi, büyümesini ve istikrarını potansiyel olarak etkileyebilecek önemli küresel risklerle karşı karşıyadır. En önemli risklerden biri, küresel gıda üretimini ve tedarik zincirlerini bozma potansiyeline sahip olan iklim değişikliğidir. İklim değişikliği düzensiz hava koşullarına yol açarak kuraklıklara, sellere ve ekinleri tahrip edebilecek ve tedarik zincirlerini bozabilecek aşırı hava olaylarına neden olarak gıda fiyatlarında artışa yol açmıştır. Buna ek olarak, ticaret savaşları ve siyasi huzursuzluk gibi jeopolitik gerilimler, küresel tedarik zincirlerini bozarak sektörün istikrarını etkilemekte, fiyat dalgalanmalarına ve artan maliyetlere yol açmaktadır.
GIDA SEKTÖRÜNDE KÜRESEL TRENDLER
Dünya popülasyonundaki değişim ile birlikte nüfus olarak yaşlanan bir tüketici grubu sektörü beklemektedir. Bunun için yaşlılara yönelik yeni ürünlerin üretilmesi gerekmektedir. Ayrıca bebeklere yönelik sektörel ürünlerin de talebi oldukça fazla olacaktır. Gerek çalışan sayısının artması ve gerekse yemek hazırlamak için zaman sorunlarından dolayı hızlı tüketilen gıdaların da geliştirilmesi gerekmektedir. Un ve değirmencilik sektörünün bu sebeple Ar-Ge çalışmalarına daha fazla yönelerek yenilikçi ve geleceğe uygun gıdaları üretmesi gerekmektedir. Özellikle, dondurulmuş, mikrodalgaya uygun, 3D yazıcılara uygun ve robotlarla hazırlanabilen yeni ürünlerin kısa zamanda sektörde yer alması gerekmektedir. Yine bulut ve yapay zeka ile yönetilen kişiye özel gıda ve menülere doğru yeni bir yönelim bulunmaktadır. Bu yeni kişisel gıda sisteminde de yenilikçi gıdalara ihtiyaç vardır.
Pandemi öncesi pek çok gıda bazlı salgınlar olmuştur ve en son Covid-19 salgını, gıda tedarik sektörüne büyük zarar vermiştir. Aynı zamanda Rusya-Ukrayna savaşı ile birlikte yaşanan kuraklık da tahıl ve bakliyat sektörünü derinden yaralamıştır. Gıda sistemi iskambil kağıdından yapılmış evlere benzer, yapması zor ama yıkılması ise bir o kadar kolaydır. İşte en son yaşanan sorunlar bu iskambil evi yıkmıştır. Bu yıkım ise domino taşları gibi diğer alanları da yıkıma uğratırken, bir vorteks gibi de her şeyi içine doğru çekmiştir.
Genel olarak gıda sistemi ve güvencesi dünyada çok kötü bir dönemden geçmektedir. Buna karşılık Türkiye için de gıda enflasyonu oldukça yüksek sevilerde devam etmektedir. 2023 içinde açıklanan rakamlara göre Türkiye, bir araştırmada gıda güvencesinde 65.3 puanla 49. sırada yer alırken, diğer bir araştırmada 6.36 puanla 65. sırada yer almaktadır. Geçen yıl gıda enflasyonunda ise Türkiye bazı araştırmalarda dünyada 5., bazılarında ise 7. sırada yer almaktadır. OECD ülkeleri arasında da gıda enflasyonunda maalesef ilk sıradır. Bu rakamlar göstermektedir ki gıda güvencesi Türkiye’de oldukça dikkat çekici şekilde kırılgan ve tehlikeli seviyelerdedir.