Tokay Danışmanlık Ltd. Şti Kurucusu Hikmet Özkan’a göre Türkiye, limanlardaki antrepo/adi depolar ile yurt içindeki lisanslı depoları “Lisanslı Depo ve Antrepo” statüsünde birleştirecek mevzuat adımıyla mevcut 19 milyon ton kapasiteyi sisteme dahil edebilir; TÜRİB ve ELÜS altyapısının TL–dolar ayrımıyla yeniden kurgulanması ve limanlarda ilave yatırımlarla 30 milyon ton hedefi, Türkiye’yi Karadeniz–Ortadoğu hattında bölgesel bir hububat depolama ve işlem merkezine dönüştürebilir.
Hikmet Özkan
Sektörde uzun yıllara dayanan tecrübeye sahip Hikmet Özkan, Türkiye’nin mevcut lisanslı depo kapasitesi ile liman depolarını ortak bir çatı altında “Lisanslı Depo ve Antrepo” statüsünde birleştirerek, Karadeniz’den Ortadoğu ve Afrika’ya uzanan ticaret akışında bölgesel bir hububat depolama ve işlem merkezi haline gelebileceğini belirtti.
Özkan, 22 Aralık tarihli değerlendirmesinde, Türkiye’nin limanlarında antrepo ve adi depolar dahil yaklaşık 5 milyon ton depolama kapasitesi bulunduğunu, yurt içinde ise 14 milyon ton lisanslı depo kapasitesi olduğunu ifade ederek, ilk aşamada toplam 19 milyon ton kapasitenin mevzuat düzenlemesiyle “Lisanslı Depo ve Antrepo” statüsüne dönüştürülebileceğini ifade etti. Özkan’a göre, sistemin oturmasının ardından seçili limanlara yapılacak ilave yatırımlarla toplam kapasite 30 milyon tona çıkarılabilir.
Özkan, Karadeniz’deki ihracatçı ülkelerden (özellikle Rusya ve Ukrayna) çıkan tarımsal ürün akışının büyüklüğüne dikkat çekerek, “Bölgede yaşanan savaş koşulları ve olumsuz iklimsel şartlar nedeniyle teslimat aksamaları, kalite uyuşmazlıkları ve tahsilat riskleri yaşanabiliyor; bu sorunlar dünya hububat piyasalarını doğrudan etkileyebiliyor,” dedi.
KARADENİZ TARIM TİCARETİ VE TÜRKİYE’NİN KONUMU
Özkan, Rusya ve Ukrayna’nın Karadeniz üzerinden yaklaşık 125 milyon ton tarımsal ürünü yaklaşık 30 milyar dolar tutarında ihraç ettiğini belirterek, diğer ülkeler de dahil edildiğinde Türkiye üzerinden yılda 125 milyon tondan fazla tarımsal ürünün kuzeyden diğer dünya pazarlarına yöneldiğini söyledi.
Özkan’a göre Türkiye’nin Trabzon, Samsun, Karasu, Tekirdağ, Bandırma, İzmir, Mersin ve İskenderun gibi ihracata dönük limanlarında bulunan depolar ile yurt içi lisanslı depolar, aynı çerçevede yeniden tanımlanarak hem yurt içinden hem yurt dışından ürün kabul edebilecek ve Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) düzenleyebilecek bir yapıya kavuşturulmalı.
Özkan, bunun için ilk adımın mevzuat değişikliği olduğunu vurguladı.
TÜRİB’TE ÇİFT PARA BİRİMLİ MODEL
Özkan, Türkiye Ürün İhtisas Borsası’nın (TÜRİB) ve ilgili kurumların yurt içi-yurt dışı işlemleri kapsayacak şekilde yapılandırılmasını önerdi. Buna göre, lisanslı depolardaki “millileşmiş” ürünlerin (iç piyasaya entegre, yurt içi statüsündeki ürün) Türk lirası, antrepolardaki “millileşmemiş” ürünlerin (gümrük/ithalat statüsü tamamlanmamış, dış ticaret rejimine tabi ürün) ise dolar bazlı işlem görmesi planlanmalı.
İHRACATÇIYA ELÜS KARŞILIĞI DOLAR FİNANSMANI, İTHALATÇIYA ARACISIZ ALIM
Özkan, modelin bölgedeki iki tarafın temel ihtiyacına yanıt vereceğini savundu. Buna göre, kuzeydeki ihracatçılar ürünlerini Türkiye’deki “Lisanslı Depo ve Antrepolara” teslim ederek ELÜS alabilecek, ELÜS karşılığı dolar bazlı krediye erişebilecek ve TÜRİB üzerinden elektronik ortamda satış yaparak ürün bedelini dolar olarak tahsil edebilecek.
Güneydeki ithalatçılar ise miktar ve kalite güvencesi sağlanmış depolardan, aracı olmaksızın elektronik ortamda dolar üzerinden alım yapabilecek; ister yeniden satış, ister sevkiyat amaçlı ürünü depodan çekebilecek.
TÜRİB’TE 60–70 MİLYON TON İŞLEM HACMİ
Özkan, 30 milyon ton kapasiteye sahip bir “Lisanslı Depo ve Antrepo” ağında yıl boyu sağlanacak sirkülasyonla TÜRİB’te 60–70 milyon ton ürünün işlem görebileceğini öngördü. Zaman içinde vadeli işlem piyasalarının kurulmasıyla hacmin daha da büyüyebileceğini belirtti.
Özkan, sistemin devreye girmesi halinde depoların doluluk oranlarının artacağını, nakliye, yükleme/boşaltma, depolama ve analiz gibi yan hizmetlerde gelirlerin yükseleceğini; yatırımlar ve istihdamın da belirgin şekilde artabileceğini kaydetti.
ÖZEL SEKTÖR VE TMO İÇİN OPERASYONEL ESNEKLİK
Özkan’a göre model, Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında ithalat yapıp mamul madde ihraç eden özel sektörün de ürün temininde esneklik kazanmasını sağlayabilir. Sanayi, fabrikalarına yakın lisanslı depo/antrepodan “millileşmiş” veya “millileşmemiş” ürünü elektronik ortamda ve aracı olmaksızın satın alabilir.
Özkan ayrıca Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) piyasa düzenleme kapasitesinin güçlenebileceğini belirterek, iç piyasa fiyatlarının yükseldiği dönemlerde TMO’nun ihaleye gitmeden, platform üzerinden hızlı alım yaparak ithalatı hızlandırabileceğini; gerekirse aynı yöntemle yeniden ihracata yönlendirebileceğini ifade etti. Fiyatların düştüğü dönemlerde ise çiftçiyi korumak için benzer şekilde alım yapıp iç-dış satışla piyasaya daha hızlı müdahale edebileceğini söyledi.
“DEVLET GÜVENCESİ” VE KURUMSALLAŞMA VURGUSU
Özkan, hedefe ulaşmak için mevcut lisanslı depoların daha kurumsal bir yapıya kavuşturulması, ürün miktarı ve kalitesini güvence altına alacak ilave tedbirlerin alınması ve sistem kapsamındaki ürünlerin devlet güvencesi altında olduğunun uluslararası kamuoyuna anlatılması gerektiğini vurgularken, “Zor mu? Bence değil. Ancak önce hepimizin buna inanması gerekiyor,” dedi.