BLOG

Türkiye’deki eğitim atağına TUSAF’tan tam destek

15 Mart 20166 dk okuma

Günhan ULUSOY, TUSAF: “Türkiye’nin dünya lideri olduğu bir sektörde sahip olduğu iş gücü potansiyelinin en iyi şekilde kullanılması, genç nüfusun önünde geleceğini kurabileceği bir kapı daha açılması konusunda biz sanayicilere ve eğitim kurumlarına önemli bir görev düşmektedir. Unutulmamalıdır ki sektöre yönelik bu eğitim yatırımının getirisi de ülke ekonomisinde önemli bir yere sahip olacaktır.”

h_75_8

700 un fabrikasının aktif olarak çalıştığı ve fiili üretimin 12 milyon tonu bulduğu Türkiye, aynı zamanda dünya genelinde de sahip olduğu iş gücü potansiyeliyle un değirmenciliği sektörünün liderlerinden biri konumunda. Türk halkının kaliteli beslenmesi yolunda çalışmalar yapmak, un sanayi ve sektör paydaşlarının haklarını korumak üzere 2004 yılında kurulan Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu TUSAF, federasyon altyapısını oluşturan 8 derneğin ve Türk un sanayinin, ulusal ve uluslararası platformlardaki temsilcisi. TUSAF Başkanı Günhan Ulusoy ise bu ay dergimizin konuğu oldu. Ulusoy ile Türkiye’nin tarım ve un sektörünün genel görünümü, değirmenciliğin ihtiyaç duyduğu kalifiye iş gücü sorununu ve Türkiye’de değirmenciliğe özel eğitim vermek amacıyla kurulan eğitim programlarını değerlendirdik.

Sayın Ulusoy, öncelikle tarım ve un sektörünün genel görünümü hakkında kısaca bilgi verir misiniz? Değirmencilik sektörünün kalifiye iş gücü sorununun boyutları ve sektöre etkileri hakkında kendi izlenimlerinizden edindiğiniz kadarıyla neler söyleyebilirsiniz? Eğitimsiz iş gücü nedeniyle sanayinin yaşadığı sorunlar ve kayıplar neler? Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de tarım sektörü ülkenin ekonomik ve sosyal gelişimi için büyük önem arz etmektedir. Tarım, ülke ekonomisinde üstlendiği misyonu etkin bir şekilde yerine getirmeye devam etmektedir. Milli gelirimizin yaklaşık %8’ini ve istihdamın %22’sini oluşturan tarım sektörü; gıdaların üretimi ve beslenme ile doğrudan ilgisi, aktif nüfus ve işgücünün yüksek değerler göstermesi, ulusal gelire katkısı ve sanayi sektörüne sağladığı hammadde ve sermaye yanında sağlıklı çevrenin oluşması ve korunması, ekolojik dengenin kurulması ve sürdürülebilirliği açısından tüm ülke halkını ilgilendiren ekonomik ve sosyal bir sektör olma özelliğini korumaktadır.

Un sektörü, çiftçisiyle, fırıncısıyla, yarattığı istihdamı ve tüketicisiyle birlikte milyonlarca kişinin hayatını doğrudan etkilemektedir. Türkiye’de 700 un fabrikası aktif olarak çalışmaktadır. Türkiye fiili üretimi yaklaşık 12 milyon tondur. Kapasite kullanımında dünya ortalaması % 65 iken bu oran Türkiye için % 45’tir.

Türkiye’nin hem genç bir nüfusa sahip olması hem de çalışabilir yaştaki nüfusunun her yıl artış göstermesi, artan işgücüne paralel istihdam fırsatlarının ve kalitesinin çeşitlendirilmesini gerektirmektedir. Mesleki eğitimi geliştirecek ve istihdamı artıracak politikalar öncelikli olmalıdır. Mesleki ve teknik eğitime ihtiyaç ve bu ihtiyaçlara göre istihdam ve eğitim planlamasının yapılmasına yönelik çalışmalar, sektörümüz için önem arz etmektedir. Sektörümüzde, işgücü göstergeleri incelendiğinde meslek okulu ve yüksekokulu mezunlarının istihdamdaki payının düşük olduğu görülmektedir.

Değirmencilik sanayinde kalifiye iş gücü ihtiyacının en fazla olduğu alanlar sizce hangileri? Eğitimli ve kalifiye iş gücünün sektöre getireceği avantajlar ve katkılar neler olacaktır? Ulusal ve uluslararası meslek standartları göz önünde bulundurularak meslek yüksekokullarında eğitimin planlanması, beceri ve yetkinliklerin yeterince şeffaflaştırılması, objektif bir ölçme ve değerlendirme sisteminin kurulması, yabancı dil yeterliliğinin sağlanması, bu doğrultuda staj imkânlarıyla sektörde tecrübe elde etmeleri ve mezuniyet belgelerinin düzenlenmesiyle sektörümüz çok ciddi ilerlemeler kaydedecektir.

Değirmencilik eğitimi konusunda Türkiye’deki gelişimi nasıl değerlendiriyorsunuz? Son 10 yılda bu konuda eğitim veren kurum sayısında ve eğitimlerin etkinliğinde sizce yeterli bir gelişme yaşandı mı? Türkiye, geçmişte, değirmencilikte kalifiye çalışan yetiştirilmesi ve sektöre kazandırılması konusunda sektörel eğitimin varlığı ile alakalı iyi ve kötü tecrübeler yaşamıştır. Sektörümüze yönelik eğitim bölümlerinin açılması ve kapanmasına maalesef birkaç defa şahit olduk. Uluslararası boyutta gerek sektör paydaşlarının, gerekse sivil toplum kuruluşlarının destekleriyle akademik boyutta ve sektöre özel eğitimlerin verildiği enstitüler oluşturulmuştur.

Uluslararası standartlara göre değerlendirildiğinde sektörümüzde Türkiye’de mesleki ve teknik eğitim sistemi piyasa ihtiyaçlarına, teknolojik değişime ve yerel ihtiyaçlara uyum sağlama bakımından birçok eksiklikleri olan bir yapıdadır. Maalesef, gerek lise düzeyinde gerekse yüksekokul seviyesinde meslek okullarında tüm paydaşların yer aldığı, kararların ortak katılımla alındığı ve yönetişimi esas alan bir yönetim modeli bulunmamaktadır. Bu yüzden eğitim sistemimiz sanayimizin ihtiyaç duyduğu, bilgisini uygulayabilen ve beceri sahibi bireyleri yetiştirememektedir.

Türkiye’de gıda mühendisliği bölümleri dışında, değirmenciliğe özel eğitim vermek amacıyla 2 yüksekokul bünyesinde değirmencilik programı açıldı. Bu programlarla ilgili yorumunuzu alabilir miyiz? Bu program ve eğitimleri uluslararası boyutta değerlendirmeniz mümkün mü? Bu tecrübeler ışığında Türkiye’deki eğitim kurumlarına vermek istediğiniz özet mesajı bizimle paylaşır mısınız? Bu çerçevede, bizi sevindiren husus ülkemizde açılan meslek yüksekokullarının yurt dışı örnekleri dikkate alınarak hazırlanmış olması ve o okulların müfredatının takip ediliyor olmasıdır. Bu kapsamda, Kansas Devlet Üniversitesi-Gaziantep Üniversitesi-Meslek Yüksek Okulu ve TUSAF olarak bir protokol anlaşması yapmış bulunmaktayız. Bu konuda, teknik yardım ve eğitimin çeşitlendirilmesi üzerine önümüzdeki dönemlerde gerek öğrencilerimiz gerekse üretim tesislerindeki profesyonellerimize yönelik yeni eğitim imkânlarını sunmayı planlıyoruz. Türkiye’nin buğday ambarı olarak nitelendirilen Konya’da hizmet veren Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi Un ve Unlu Mamuller Teknolojisi Programı da özel sektör – üniversite işbirliği ile kurulan ve danışma kurulunu öğretim görevlileri ve bu sektörün temsilcileri olan işveren ve uzmanların oluşturduğu bir değirmencilik programıdır. Müfredatın bu danışma kurulu tarafından oluşturulduğu programda, özel sektörün ihtiyaçlarına yönelik eğitimli iş gücünün tesis edilmesi amaçlanmaktadır.

Türkiye’nin dünya lideri olduğu bir sektörde sahip olduğu iş gücü potansiyelinin en iyi şekilde kullanılması, genç nüfusun önünde geleceğini kurabileceği bir kapı daha açılması konusunda biz sanayicilere ve eğitim kurumlarına önemli bir görev düşmektedir. Unutulmamalıdır ki sektöre yönelik bu eğitim yatırımının getirisi de ülke ekonomisinde önemli bir yere sahip olacaktır.

Un endüstrisi ve Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) değirmencilik eğitiminin geliştirilmesine nasıl katkı sağlayabilir? Özellikle teorik eğitimin pratikle birleştirilmesi noktasında un endüstrisine düşen görev nedir? TUSAF bu konuda nasıl rol oynayabilir? Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu olarak, eğitimin, üniversite-sanayi işbirliğinin, teknoloji ve nitelikli istihdam konularının ne kadar önemli olduğunun bilincindeyiz ve bu konuda sürdürülebilir politikalarla sektörümüze sürekli kalifiye istihdam sağlanması hususunda eğitimin desteklenmesine inanmaktayız.

Dolayısıyla, şu anda eğitime başarı ile devam eden Gaziantep Üniversitesi, Naci Topçuoğlu Meslek Yüksekokulu “Un ve Unlu Mamuller Teknolojisi” programı ile bu yıl yeni eğitime başlayan Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi, Un ve Unlu Mamuller Teknolojisi Programı’nın kıymetinin bilincindeyiz. Bu konuda, un sanayicilerimizin ve sektör paydaşlarımızın; federasyonumuz ile birlikte, bu programları ve yetişen öğrencileri destekleyeceklerine inancımız tamdır.

Bu bölümde öğrenim gören öğrencilere sağlanacak staj imkânıyla, değirmencilik sektörünün geleceği olacak arkadaşlarımız, meslekte tecrübe kazacaklardır. Bu sayede işletmelerimiz gereken altyapı ve tecrübeye sahip çalışan eksikliğini kapatabilecek ve bu programda yetişen öğrenciler, üniversitede edindikleri bilgi ve birikimleri un sanayicilerinin yardımıyla pekiştirip sektörün ihtiyaç duyduğu kalifiye eleman olma yolunda emin adımlarla ilerleyeceklerdir.

Son olarak, Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu’nun son dönem faaliyetlerinden söz eder misiniz? Önümüzdeki dönemde meslek yüksekokulları ve sektörün buluşması hususunda planlarınız var mı? Un sanayi sektörüyle ilgili gelişmeleri ulusal ve uluslararası düzeyde takip ederken, dernekler aracılığıyla üyelerimizi de sektöre yönelik mevzuat, istatistik, sektörel ve ekonomik değerlendirme raporları, ticaret, teşvik ve desteklere yönelik konularda bilgilendirmeye devam etmekteyiz.

Bu çerçevede, federasyonumuz başta Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) olmak üzere, Ekonomi Bakanlığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile işbirliği yapmakta, birlikte hem üst düzeydeki kadrolar hem de teknik uzmanlarla yoğun olarak çalışmalar yürütmektedir. Diğer sivil toplum kuruluşları ve uluslararası kuruluşlarla ilişkilerin geliştirilmesi kapsamında ise ortak toplantılar düzenlenmekte ve konferanslara katılım sağlanmaktadır.

Sektörümüzün geleceği için eğitimli işgücüne ihtiyacımız var, bu nedenle eğitim vermekte olan Gaziantep Üniversitesi Naci Topçuoğlu Meslek Yüksek Okulu ve Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi Gıda İşleme Bölümü Un ve Unlu Mamuller Teknolojisi (Değirmencilik) Programlarını ayakta tutmak ve onları geliştirmek zorundayız.

Bu amaçla meslek yüksekokullarımıza katkılarımızı, her yıl gerçekleştirdiğimiz ve bu sene de 12.’si 31 Mart-3 Nisan 2016 tarihlerinde Belek Antalya’da düzenlenecek olan “Global Ticaret ve Değirmen Teknolojileri” temalı TUSAF 12.Uluslararası Kongre ve Sergisi ile daha da zenginleştireceğiz. Kongremizde değerli hocalarımız ve öğrencilerimizi ağırlamaktan mutluluk duyacağız.

Etiketler
#un fabrikası
Dosya Kategorisindeki Yazılar