BLOG

Tarım-Gıda Zincirinde Kadın: Görünmeyen Güç, Büyüyen Etki

28 Ocak 20269 dk okuma

Svitlana Synkovska
Portföy Direktörü
Women in Agribusiness (WIA)


Kadınlar; üretimden ticarete, işlemeden teknolojiye ve politika yapımına kadar tahıl sektörünün geleceğini giderek daha fazla şekillendiriyor. Geleneksel olarak erkek egemen görülen bir alanın “kenarında” konumlanan kadınlar, bugün inovasyonu hızlandırıyor, sürdürülebilirliği güçlendiriyor ve küresel gıda sistemlerinin dayanıklılığına katkı sağlıyor. Bu makalede, tahıl değer zincirinin tamamında kadınların yükselen rolünü; veriler, öngörüler ve örnekler üzerinden ele alıyoruz. 

2026: KADIN ÇİFTÇİLER YILI

2026’yı “Kadın Çiftçiler Yılı” olarak ilan eden BM, “üretimden ticarete uzanan tarım-gıda sistemlerinde kadınların üstlendiği, çoğu zaman görünmez kalan hayati rolüne” dikkat çekmeyi amaçlıyor. Küresel farkındalığın artmasıyla tarımdaki toplumsal cinsiyet uçurumlarının kapanmasına ve kadınların yaşam koşullarının iyileşmesine katkı sağlanması hedefleniyor. 

Kadınların tarımsal değer zincirindeki çoğu zaman görünmez kalan rolü yüzyıllardır değişmeyen bir gerçek. Bununla birlikte son birkaç on yılda, özellikle tahıl ticareti ve işleme başta olmak üzere tarımın pek çok segmentinde kayda değer bir ilerleme görüyoruz. 

KADINLAR EMEKTE VAR, KARARDA VE KAYNAKTA GERİDE

Son gelişmelere ve tahıl ticareti, değirmencilik, çiftçilik ve sektör birliklerinde üst düzey pozisyonlarda kadınların sayısının artmasına rağmen, sorunun hâlâ güçlü biçimde varlığını sürdürdüğünü vurgulamak gerekiyor. Dünya Bankası verilerine göre dünya genelinde tarım-gıda sektöründe yaklaşık 1,3 milyar kişi çalışıyor; bunun yaklaşık %43’ünü (yaklaşık 559 milyon) kadınlar, kalanını ise erkekler (741 milyon) oluşturuyor. Ancak gelir, unvan ve karar alma süreçlerindeki farklar dikkate alındığında, kadınların rolünün hâlâ olması gerektiği kadar değer görmediği anlaşılıyor. 

FAO verilerine göre; arazi, kredi ve teknoloji gibi kaynaklara erişimin kısıtlı olması nedeniyle, aynı büyüklükte işletme yöneten kadın ve erkek çiftçiler arasında verimlilikte %24’lük bir toplumsal cinsiyet farkı oluşuyor. COVID-19 salgını gibi şoklar da kadınları orantısız biçimde etkiledi: Salgının ilk yılında tarım dışı tarım-gıda sistemi işlerinde kadınların %22’si işini kaybederken, erkeklerde bu oran %2 oldu. 

IFC’ye (Uluslararası Finans Kurumu) göre, katkılarına rağmen kadınlar; üretkenliklerini ve büyümelerini sınırlayan, dolayısıyla kırsal ekonomileri ve küresel gıda zincirini zayıflatan engellerle karşılaşıyor. Bunların başında; arazi mülkiyeti ve kontrolünde kısıtlar, kredi ve finansal hizmetlere erişimde güçlükler, teknoloji/ekipman/eğitim ve mesleki gelişim olanaklarına ulaşmada bariyerler geliyor. Ayrıca geleneksel ya da dini kısıtların belirleyici olduğu bazı bölgelerde, kültürel ve sosyal engeller daha ağır hissediliyor. 


NEDEN TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ KÜRESEL TARIM İÇİN KRİTİK?

Birleşmiş Milletler’e göre bu konu yalnızca ahlaki bir gereklilik değil, aynı zamanda büyük bir ekonomik fırsat. BM’nin değerlendirmesine göre; çiftlik verimliliğindeki toplumsal cinsiyet açığı ile tarım-gıda sistemlerinde ücret farkının kapanması, küresel gayrisafi yurt içi hasılayı %1 (yaklaşık 1 trilyon ABD doları) artırabilir; bu da küresel gıda güvencesizliğini yaklaşık %2 azaltarak gıda güvencesizliği yaşayan kişi sayısını 45 milyon düşürebilir. 

Kadınların kaynaklara, eğitime ve haklara erkeklerle eşit erişimi olduğunda, üretkenlik potansiyelleri de aynı ölçüde yükseliyor. Bu açığın kapanması, küresel tarımsal üretimi artırabilir; araziye, finansmana ve girdilere erişimin güçlenmesi hem mikro hem makro ölçekte daha yüksek ekonomik kazanımlar yaratır. İklim değişikliği gibi küresel baskıların arttığı bir dönemde, kadınların tarıma katılımı toplulukların dayanıklılığını da artırıyor; birçok uluslararası çalışma, kadınların organik ve sürdürülebilir tarım uygulamalarının güçlü savunucuları olduğuna işaret ediyor. 

BÖLGESEL GÖRÜNÜM: ABD, BREZİLYA, AB, ASYA

Tarımda toplumsal cinsiyet rolleri ülkelere ve bölgelere göre önemli farklılıklar gösteriyor. ABD’de USDA verilerine göre, çiftliklerde karar alma ve yönetim süreçlerinde yer alan kadınların sayısı istikrarlı biçimde artıyor. TraceOne tarafından yürütülen son rapora atıfla USDA; 2002’den bu yana kadın tarımsal üretici sayısının düzenli yükseldiğini bildiriyor. Güncel tabloya göre ABD’de yaklaşık 1,2 milyon kadın çiftçi bulunuyor; bu da toplam çiftçilerin yaklaşık %36’sına karşılık geliyor. Kadın çiftçiler hayvancılık, özel ürünler ve sera üretimi gibi alanlarda belirgin biçimde temsil ediliyor; Arizona gibi bazı eyaletlerde kadınların payı daha da yüksek (yaklaşık %50 düzeyinde). 

Brezilya ise tarımsal değer zincirinin tüm segmentlerinde kadın liderliğinin yükselişi açısından dikkat çekici örneklerden biri. Tarım ithalatçısından küresel ölçekte güçlü bir ihracatçıya dönüşen Brezilya’da, OECD Kamu Sektörü İnovasyon Gözlemevi OPSI’ye göre 2023’te yaklaşık 1 milyon Brezilyalı kadın tarım şirketlerini yönetti. 2023’te başlatılan Tarımda Kadınlar Ulusal Komitesi gibi girişimler, değer zinciri boyunca kadın liderliğini geliştirmeyi hedefliyor. 

AB’de tablo birçok bölgeye kıyasla daha iyi olsa da farklar tamamen kapanmış değil. Avrupa Komisyonu verilerine göre AB’de çiftliklerin yaklaşık %29’u kadınlar tarafından yönetiliyor; ancak bu oran üye ülkeler arasında ciddi farklılık gösteriyor. EUCAP Network’e göre kadınlar hâlâ çeşitli kaynaklara erişimde eşitsizliklerle karşılaşıyor. 

FAO’ya göre Asya ve Pasifik’te kadın işgücünün yaklaşık %58’i tarımda çalışıyor; ancak kadınların çalıştıkları arazide mülkiyet ya da hak sahipliği oranı yalnızca yaklaşık %10 düzeyinde. Tarımsal ihracatta kadınların kattığı yurtiçi katma değer, küresel ölçekte erkeklerden daha düşük. Öte yandan Vietnam, Kamboçya ve Laos gibi bazı ülkelerde durum tersine dönüyor; burada kadınların tarımsal ihracatta yurt içi katma değere katkısı neredeyse yarı düzeyine ulaşıyor. Bu sonuç; üretim ve işleme aşamalarında kadınların güçlü varlığına ve kadınları değer zinciri boyunca destekleyen kamu politikalarına bağlanıyor. Hindistan’da kırsalda tarımda yer alan kadınların oranı %80’e yaklaşırken; kadınlar işgücünün %33’ünü, kendi hesabına çalışan çiftçilerin ise %48’ini oluşturuyor. Buna karşın kadınların arazi sahipliği düşük; kaynaklar, kadınların yalnızca %10-15’inin işlediği araziye sahip olduğunu gösteriyor. 


TAHIL TİCARETİ VE DEĞİRMENCİLİKTE VERİ AÇIĞI

Tahıl ticareti veya değirmencilikte kadın liderliğine ilişkin yerel ya da ulusal ölçekte istatistik üretmenin çoğu yerde zor olduğu görülüyor. Barclays’in 2020’de paylaştığı bilgilere göre, ticaret ve satış rollerinde kadınların payı yalnızca yaklaşık %20 düzeyinde; bu nedenle ticaret hâlâ ağırlıklı olarak erkek egemen bir alan ve tahıl ticareti de bunun istisnası değil. Bununla birlikte, büyük şirketlerin girişimleri sayesinde kadın trader oranının arttığı gözleniyor. 

Bu nedenle WISTA (Women’s International Shipping & Trading Association) gibi ağlar önemli bir rol üstleniyor. WISTA; denizcilik, ticaret ve lojistik sektörlerinde yönetim kademelerindeki kadınları bir araya getiren küresel bir profesyonel ağ olarak, çeşitliliği desteklemeyi, kadınların profesyonel gelişimini güçlendirmeyi ve ulusal/uluslararası ağ kurma, eğitim ve etkinlikler yoluyla iş ilişkilerini kolaylaştırmayı hedefliyor. 

KADINLAR İÇİN DESTEK PROGRAMLARI

İlerlemeye rağmen, kadınların tarım ve gıda sektöründe liderliğe erişmesi için desteğe ihtiyaç devam ediyor. Küresel ölçekte öne çıkan girişimlerden biri, FAO’nun yatırım ve ortaklıklar yoluyla tarım-gıda sistemlerinde toplumsal cinsiyet eşitliğini ilerletmeyi hedefleyen “Commit to Grow Equality” programı. 

ABD’nin Feed the Future programı (eğitim ve pazar erişimi desteği) ve EWAS gibi uygulamalar da sahada doğrudan etki yaratan örnekler arasında. EWAS; Mastercard Foundation ile Global Energy Alliance for People and Planet ortaklığıyla, özellikle Etiyopya ve Nijerya gibi ülkelerde tarım-gıda sektöründe genç kadınlara istihdam yaratmayı amaçlıyor. 

IFC (Dünya Bankası Grubu üyesi) ise son yıllarda tarımda toplumsal cinsiyet açığını kapatmayı, kalkınma etkisi ve yoksulluğu azaltma potansiyeli nedeniyle öncelik haline getirdi. Women in Agribusiness Value Chains programı; kadın çiftçilerin eğitim ve krediye erişimini artırmaya, tarımsal girdileri satın alıp etkin kullanmalarını sağlamaya ve böylece verimlilik artışına odaklanıyor. 

Latin Amerika’da Root Capital’ın Women in Agriculture Initiative programı (Peru’daki CECAFE kahve kooperatifi gibi örneklerle) ve Yara’nın Peru’da yürüttüğü Women in Agronomy (WiA) programı; kadın çiftçilerin kârlılığını ve işletmelerinin dayanıklılığını artırmaya dönük eğitimlerle dikkat çekiyor. Ekvador’da tarımsal üretim şirketlerinin yalnızca %27’sinin kadınlar tarafından yönetildiği notuyla birlikte, bu tür programların ülke tarımı açısından kritik bir rol üstlendiği vurgulanıyor. 

AB’de kadınların sürdürülebilir tarım ve kırsal inovasyondaki rolünü güçlendirmeyi amaçlayan FLIARA programı; Belçika’dan İsveç’e uzanan birçok ülkede faaliyet gösteriyor ve özellikle kadınların inovasyon gücünü görünür kılmayı hedefliyor. 

Bununla birlikte, değişimin hızlanması için politika ve mevzuat boyutu kritik. Örneğin Ruanda’da kadınların arazi haklarını ve krediye erişimini destekleyen düzenlemeler; tarımda kadınların payını güçlendiren unsurlar arasında gösteriliyor. Etiyopya’da eğitim programları ve kaynak erişimini geliştirmeye yönelik uygulamalar; kadın üreticilerin tarımdaki rolünü artırmayı hedefliyor. Hindistan’da ise 2001’de oluşturulan National Policy for Women, kadınların tarımda güçlenmesi amacıyla öz yardım gruplarını teşvik eden, teknoloji ve finansal hizmetlere erişimi destekleyen çok paydaşlı bir çerçeve sunuyor. 


TARIMSAL İNOVASYONDA KADIN ETKİSİ

Tarihsel olarak tarım; özellikle karar alma ve inovasyon tarafında erkek egemen bir alan olarak algılandı. Ancak bu algı hızla değişiyor. Kadınlar; akıllı çiftlikleri yönetmekten tarım teknolojisi girişimlerine liderlik etmeye uzanan bir yelpazede, “destek rolünün” ötesine geçerek inovasyonu bizzat üreten aktörlere dönüşüyor. 

Bu dönüşümün kökleri 19. yüzyıldaki öncü isimlere kadar uzanıyor. 1879’da ilk vakumlu sağım makinesini icat eden Anna Baldwin ve su tasarrufu ile sulama verimliliğini artırmaya dönük buluşları patentleyen Harriet Williams Russell Strong, erken dönem kadın inovasyonunun örnekleri arasında. 

Son on yılda kadınlar; kuraklığa dayanıklı ürün geliştirmeden, çiftçilere hava durumu/bitki sağlığı/piyasa fiyatları gibi alanlarda anlık içgörü sağlayan mobil uygulamalara kadar pek çok çözümün öncüsü oldu. Ancak girişimcilik tarafında oranlar hâlâ düşük: AgFunder’a göre 2023’te tarım ve gıda girişimlerinin kurucuları içinde kadınların payı yaklaşık %18 (2002’de %9) düzeyine yükseldi. AgTechNavigator verilerine göre ise 2023’te kadın kuruculu agtech girişimleri, risk sermayesi anlaşmalarının yalnızca yaklaşık %3’ünü oluşturdu. 

Bu yıl Orlando’da düzenlenen Women in Agribusiness Summit’teki AgInnovation paneli; kadın kurucu ve inovasyon liderlerinin karşılaştığı engelleri tartıştı. Oturum moderatörlüğünü, biyolojik zararlı yönetimi ve bitki sağlığı alanındaki çalışmalarıyla tanınan, birden fazla şirket kurmuş girişimci entomolog Pam Marrone üstlendi. Panelde; kadınların çoğu zaman niteliklerinin büyük kısmını karşılamadıkça fırsatlara başvurmaya çekinmesi, çok paydaşlı iletişim zorlukları ve fonlamanın öngörülemezliği gibi başlıklar öne çıktı. 


TARIMDA KADININ GÜÇLENMESİ İÇİN ÜÇ KATMANLI STRATEJİ

World Farmers Organization Yönetim Kurulu Üyesi Kati Partanen’e göre, BM Kadın Çiftçiler Yılı sembolik kalmamalı; “dünya genelinde kadın çiftçilerin karşılaştığı engelleri kaldırmak için somut eylemde bir dönüm noktası” olmalı. Bu yaklaşım, bugün “ne değişmeli” ve “her birimiz ne yapabiliriz” sorularını daha yüksek sesle sormayı gerektiriyor. 

Ulusal düzeyde; kadınların arazi haklarını güvenceye alan, kredi/eğitim/teknolojiye erişimi sağlayan ve karar alma süreçlerine katılımı artıran politikalar belirleyici. Kurumsal düzeyde; eşitliğin şirket değerlerine ve uygulamalarına yerleşmesi, kadın liderliğinin teşviki ve kapsayıcılığın işe alım/terfi süreçlerinde görünür kılınması kritik. Bireysel düzeyde ise mentorluk, koçluk ve sponsorluğun; özellikle kariyerinin başındaki genç kadınlar için dönüştürücü bir etkisi var. 

Tarım-gıda sektöründe kadınlar için eğitim kanalları

Tarım-gıda sektöründe kadınların profesyonel gelişimini destekleyen bazı eğitim ve mentorluk programları:

1. AWARE – Avrupa genelinde tarım-gıda sektöründeki kadın girişimcilerin büyümesini, özel eğitim ve mentorluk kaynaklarıyla desteklemeyi amaçlıyor. 

Daha fazla bilgi için:  Aware | An Erasmus+ Funded Project | Supporting Women in Agri-Food


2. UnitedAG – Women Leadership Academy – Atölyeler, mentorluk ve ders içerikleriyle, tarımda kadınların kişisel ve profesyonel yolculuklarına destek olmayı hedefliyor. 

Daha fazla bilgi için: WomenAg Academy | Empowering Women Leaders in Agriculture - UnitedAg


3. Arab Women Leaders in Agriculture (AWLA) – Farklı ülkelerden kadın araştırmacıları bir araya getirerek, tarımsal refaha dönük pozitif değişimi birlikte üretmeyi ve kariyer ilerlemesindeki engelleri ele almayı amaçlıyor. 

Daha fazla bilgi için: Main Page | Awla


4. WOMAG – Asya’da gıda ve tarım ekosisteminde toplumsal cinsiyet çeşitliliğini ve kapsayıcılığı destekleyen, ağ kurma ve bilgi gelişimini odağa alan gönüllü temelli profesyonel bir yapı. 

Daha fazla bilgi için: WOMAG Asia | Women in Agribusiness Asia


5. GenD Consulting (Jacqueline Langlois) – Tarım iş dünyasında kadınları ve ekipleri güçlendirmeye dönük danışmanlık ve koçluk programları sunuyor. 

Daha fazla bilgi için: Home | Gen D Consulting

Kapak Dosyası Kategorisindeki Yazılar