IAOM Avrasya Başkanı Dr. Eren Günhan
Ulusoy, 2025’te un ihracatımızın 2,36 milyon tona gerilediğini, Suriye
pazarındaki sıçramanın kayıpları telafi etmede kritik rol oynadığını söyledi.
2026 için hedefin asgari 2,4 milyon ton, azami 2,7 milyon ton olduğunu kaydetti.
Dr. Eren Günhan Ulusoy
IAOM Avrasya Başkanı
IAOM Avrasya Başkanı Dr. Eren Günhan Ulusoy, Ekotürk TV’de yayınlanan Gün Ortası programında un sektörünün 2025 görünümünü, 2026 beklentilerini ve ihracat pazarlarındaki değişimi değerlendirdi. Dr. Ulusoy, un sektörünün, 2025’te tarımsal üretimde yaşanan zirai don ve kuraklık kaynaklı rekolte düşüşünden doğrudan etkilendiğini ifade etti.
Dr. Ulusoy, 2025’in sektör açısından “önemli derecede düşüş” yılı olarak geride kaldığını belirterek, yılın 2.360.000 ton un ihracatıyla tamamlandığını söyledi. Bu seviyenin Türkiye’yi 2019’daki ihracat düzeyine geri götürdüğünü kaydeden Ulusoy, 2019 sonrası dönemde 3 milyon tonun üzerinde ihracatların gerçekleştirildiğini, 2025’te ise belirgin bir daralma yaşandığını dile getirdi. Ulusoy, ihracattaki daralmanın 2025 yılı başında ithalat yasağıyla birlikte ortaya çıktığını, sezon içinde kuraklık ve rekolte düşüşünün etkisiyle de devam ettiğini aktardı.
2026’YA ZAYIF BAŞLANGIÇ
2026’nın ilk ayına ilişkin verileri paylaşan Dr. Ulusoy, Ocak ayında Türkiye’nin 181.000 ton un ihracatı yaptığını; bunun geçen yılın aynı ayına göre yaklaşık %17 daha düşük olduğunu söyledi. Ulusoy, Ocak ayı için daha yüksek beklenti taşıdıklarını; çünkü bir önceki yılın Ekim ve Kasım aylarında ihracatta toparlanma görüldüğünü, Kasım’da 230.000 ton seviyesine ulaşıldığını hatırlattı. Buna karşın Ocak ayında yeniden bir yavaşlama yaşandığını belirtti. Dr. Ulusoy, aylık performansın yurt dışındaki parametreler, konjonktür, lojistik ve mevsimsellikten etkilendiğine dikkat çekti.
2026 UN İHRACATI HEDEFİ
Dr. Ulusoy, 2026 genelinde aylık bazda en az 200.000 ton seviyelerine ulaşan bir ihracat temposu hedeflediklerini ifade ederek, yıl sonunda asgari 2,4 milyon ton un ihracatıyla 2025’in üzerinde kapanış amaçladıklarını söyledi. Ulusoy, azami hedefin ise 2,7 milyon ton olduğunu vurguladı.
Bu hedeflerde üretim verileri ve dünyadaki gelişmelerin belirleyici olacağını kaydeden Ulusoy, sanayicinin ihracatı gerçekleştirmek için çaba göstermeye devam edeceğini, iç piyasada ise Türkiye’nin güçlü tüketim altyapısı nedeniyle talebin süreceğini öngördüklerini dile getirdi.
SURİYE 2025’TE ÖNE ÇIKTI: 20 YIL SONRA
LİDER DEĞİŞTİ
Suriye pazarındaki artışı “2025 yılının can simidi” olarak nitelendiren Dr. Ulusoy, en büyük pazarlardan Irak’ta sert daralma yaşandığını söyledi. Ulusoy’un paylaştığı rakamlara göre, 2024’te 920.000 ton olan Irak’a un ihracatı 2025’te 360.000 tonlara kadar geriledi. Buna karşılık Suriye pazarında güçlü bir artış yaşandığını belirten Ulusoy, aylık 20–30 bin ton tempolarından 60–70 bin tonlara çıkan sevkiyatlarla 2025’in 650.000 tonla kapandığını; bir önceki yıl bu rakamın 310.000 ton olduğunu aktardı. Ulusoy, böylece Suriye’nin 2025 ihracatında %100’ün üzerinde artış gösteren ülke konumuna yükseldiğini ve 20 yılın ardından Türkiye’nin en çok un ihraç ettiği ülkenin Irak’tan Suriye’ye değiştiğini ifade etti.
Dr. Ulusoy, Türkiye’nin Irak pazarında yıllar içinde güçlü bir tedarik zinciri kurduğunu; özellikle Güneydoğu’daki üreticilerin bu pazarda başı çektiğini, benzer şekilde sınır bölgesindeki ihracatçıların da Suriye’nin gıda tedarik zincirinde önemli oyuncular haline geldiğini söyledi.
Irak örneğine atıf yapan Dr. Ulusoy, siyasi istikrarın güçlenmesiyle Irak’ın kendi sanayisini oluşturduğunu ve un ithalatında sınırlamalar getirdiğini hatırlattı. Suriye’nin henüz kendi sanayisini oluşturmuş durumda olmadığını söyleyen Ulusoy, bugünün koşullarında Irak’taki dönüşümün Suriye’de de yaşanabileceği varsayımıyla hareket edilmesi gerektiğini belirtti. Ulusoy, bu çerçevede Türk sanayicisinin Suriye’deki yatırımlarda ve üretimlerde de pay almasının faydalı olacağını değerlendirdiklerini ifade etti.
2026 Ocak ayında Suriye’ye 52.000 ton ihracat yapıldığını söyleyen Ulusoy, 2026 boyunca Suriye ihracatının en az geçen yılki düzeyi yakalayacağını; özellikle yaz sezonuyla birlikte 2025’e göre en az %20 artış beklendiğini kaydetti.

AB–HİNDİSTAN ANLAŞMASI
Avrupa Birliği–Hindistan serbest ticaret anlaşmasının un ihracatına etkisine değinen Dr. Ulusoy, kısa ve orta vadede Hindistan’ı tehdit olarak görmediklerini söyledi. Ulusoy, Hindistan’ın buğdayda kendine yeterliliği istikrarlı biçimde sağlayamadığını; bazı yıllar ithalatçı, bazı yıllar ihracatçı olduğunu; bu nedenle son üç yılda un ihracatına yönelik yasak ve kısıtlamalar uyguladığını ifade etti.
Dr. Ulusoy, anlaşmanın alt başlıklarında buğday ve unun kapsam dışı bırakıldığını, tarafların vergilerle tarım sektörlerini koruduğu bir çerçeve gördüklerini belirtti. Ulusoy’a göre Hindistan’ın Türkiye için rekabet oluşturduğu başlıca alan ise, coğrafi yakınlık nedeniyle Sri Lanka gibi Uzakdoğu pazarları.
MAKİNELEŞME OTONOMLAŞIYOR, TARIM
DİJİTALLEŞİYOR
İklim koşullarının tarım için temel belirsizlik kaynağı olduğunu söyleyen Dr. Ulusoy, Türkiye’nin 78 milyon hektarlık alanının neredeyse yarısının tarıma uyarlanabilir olmasının büyük bir potansiyel oluşturduğunu ifade etti. Ulusoy, demografik değişimler ve iş gücü dinamikleriyle birlikte, tarımda makineleşmenin otonomlaşma ve dijitalleşme yönünde evrildiğini; bunun uzun vadede iş gücüne bağımlılığı azaltacağını kaydetti.
Ulusoy, tarımı “üstü açık fabrika” olarak tanımlayarak, üretimin tamamen kontrol altına alınamayacağını; ancak uydu teknolojilerinin tarlaların rutubet seviyeleri ve vejetasyon gelişimini yüksek hassasiyetle izleyebilecek noktaya geldiğini söyledi. Bu teknolojilerin henüz tabana yayılmadığını, ancak belirli ölçeğin üzerindeki işletmeler için üretim süreçlerine entegre edilebilir hale geldiğini belirtti.
BUĞDAYDA YENİ SEZON REKOLTE BEKLENTİSİ
Türkiye özelinde 2025 sezonunu değerlendiren Dr. Ulusoy, yağışların mevsim normallerinin %37 altında kaldığını ve bunun sonucunda 17,9 milyon ton buğday, 8,5 milyon ton mısır ve 8 milyondan 6 milyona düşen arpa üretimiyle karşılaşıldığını söyledi.
2026 sezonuna ilişkin olarak Ulusoy, Ocak ayının yağışlı geçtiğini ve Şubat’ın ilk haftasında benzer seyrin sürdüğünü; bu sayede toprak neminin geçen yıla göre en az %30 daha yüksek olduğunun görüldüğünü aktardı. Ulusoy, bu tabloyla birlikte buğdayda asgari 20 milyon ton üretim beklendiğini; yağış seyrinin devam etmesi halinde 21–22 milyon ton bandına yaklaşılabileceğini dile getirdi.
LİSANSLI DEPOCULUKLA ŞOKLARA KARŞI
DAYANIKLILIK
Dr. Ulusoy, arz-talep dengesinin sadece üretim ve tüketimle şekillenmediğini; muhafaza ve stok kapasitesinin de belirleyici olduğunu vurguladı. Ulusoy, 2025-26 sezonunda Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) önceki sezondan devreden stokları piyasaya sürerek dengeyi sağladığını; üretim kaybının arz açığına dönüşmediğini söyledi.
Bu politikanın altyapısız uygulanamayacağını belirten Ulusoy, Türkiye’nin 14 milyon tonu aşan lisanslı depoculuk altyapısı sayesinde sezonlar arasında üretim-tüketim dengesizliklerinin yönetilebildiğini ifade ederek, 2025-26 sezonunda bu sınavın başarıyla geçildiğini dile getirdi.