BLOG

Mısır un sanayisi: Sert iç rekabet, ihracatla büyüme stratejisi

05 Mart 202611 dk okuma


Ahmed El-Sebaie
Genel Müdür
Egyptian Swiss Group for Pasta, Milling, and Concentrates

 

Değirmenci Dergisi’ne konuşan Ahmed El-Sebaie, Mısır’da oyuncu sayısının yüksek olduğu ve yoğun rekabetin fiyatları baskıladığı bir un pazarının bulunduğunu belirtiyor. Buna karşın ihracatın sektör için stratejik bir çıkış kapısı olmaya devam ettiğini vurgulayan El-Sebaie; değişen buğday tedarik yapısındaki değişimin, güçlenen stokların ve maliyet odaklı operasyonların Mısırlı değirmencileri Afrika ve Orta Doğu’daki varlıklarını korumaya hatta büyütmeye yönelttiğini söylüyor.

Dünyanın en büyük buğday ithalatçısı ve bölgesel un ticaretinin önemli aktörlerinden biri olan Mısır, 2025’te un ihracatında belirgin bir daralma yaşarken, yerli buğday üretimi yaklaşık 10 milyon tona yükseldi. Bu artış, buğday ithalatının yaklaşık %8 düşerek 13,2 milyon tona gerilemesine katkı sağladı.

Mısır’ın önde gelen değirmencilik gruplarından Egyptian Swiss Group’un Genel Müdürü Ahmed El-Sebaie, bu değişimler ışığında sektörün dinamiklerini Değirmenci’ye değerlendirdi.

El-Sebaie, sektörde toplamda yaklaşık 157 un fabrikasının bulunduğunu; kapasitenin bir bölümünün kamu tarafında sübvansiyonlu un üretimine ayrıldığını, özel sektör tarafının ise parçalı bir yapıda ve son derece rekabetçi olduğunu belirtti. Bu yapının fiyat temelli rekabeti teşvik ettiğini ve özellikle Afrika ile Orta Doğu’ya yönelik olarak fazla kapasiteyi değerlendirme amacıyla ihracata yönelen oyuncu sayısını artırdığını söyledi. El-Sebaie’ye göre coğrafi yakınlık, COMESA gibi ticari tercih düzenlemeleri ve insani yardım kanalları, bu pazarlarda talebin seyrini belirleyebiliyor.


İthalat cephesinde ise 2025’te buğday tedariki belirgin biçimde çeşitlendi: Rusya’nın payı %74’ten yaklaşık %56’ya gerilerken, Ukrayna’nın payı %13’ten %31’e sıçradı; Fransa’dan alımlarda sınırlı artışlar görülürken Romanya’dan tedarik azaldı. El-Sebaie, toplam ithalattaki gerilemenin; daha yüksek yerli üretim, 2024’teki yoğun alımların ardından güçlenen stratejik stoklar, satın alma gücündeki zayıflamaya bağlı olarak talep baskısının azalması ve bazı değirmenlerin daha önceki elverişli fiyatlamaların etkisiyle alımlarını ertelemesi gibi unsurları yansıttığını ifade etti.

El-Sebaie, un piyasasının Mısır’da temel gıda talebiyle desteklenen stratejik bir öneme sahip olduğunun altını çizdi. Makarna gibi un yoğun sektörler bu tabloyu güçlendiriyor; üstelik su kısıtları nedeniyle pirinç üretimine getirilen sınırlamalar sonucunda, daha “maliyet etkin” bir alternatif olarak makarna tüketiminin ivme kazandığını belirtiyor. Bisküvi ve fırıncılık sanayilerindeki büyümenin de talebi desteklemeye devam ettiğini aktarıyor.

El-Sebaie, sektördeki başlıca zorlukları ise yoğun iç rekabet, satın alma gücündeki zayıflama ve Karadeniz bölgesindeki jeopolitik gelişmelerin yeniden yaratabileceği oynaklık riski olarak sıraladı. İleriye dönük olarak Mısır’ın un ihracat potansiyeline ilişkin iyimser olduğunu belirten El-Sebaie; yüksek değirmencilik kapasitesi, Afrika ile genişleyen ticaret bağlantıları ve Türkiye gibi bölgesel rakiplere kıyasla daha avantajlı işletme maliyetlerini öne çıkardı. El-Sebaie’ye göre 2026’da sektör için öncelikler, hem iç pazar hem de ihracat pazarları için rekabetçi fiyatlarla tutarlı kalite sunmak olacak.

El-Sebaie ile Mısır’ın buğday ve un piyasalarında dengeleri değiştiren başlıkları ve bunun 2026’ya yansımalarını konuştuk:

Sayın El-Sebaie, öncelikle Egyptian Swiss Group’u bize kısaca tanıtabilir misiniz?
Egyptian Swiss Group for Pasta, Milling, and Concentrates; Mısır’da ve bölgede un ve gıda sanayileri alanında öne çıkan, entegre sanayi kuruluşlarından biridir. Grup, tek başına Mısır’ın yıllık un ihracatının yaklaşık %20’sini, makarna ihracatının ise %15’inden fazlasını gerçekleştiriyor.

Bu konum; güçlü bir üretim altyapısına ve 30 yılı aşkın yatırımlara dayanıyor. Bu sayede grup, sınırlı bir ticari faaliyetten; hem iç pazara hem de ihracat pazarlarına hizmet veren, tam entegre bir endüstriyel yapıya dönüştü.


Şirketin temel üretim kapasitesi ve mevcut yatırım altyapısı nedir?
Grup, tam entegre bir üretim sistemi işletiyor. Buna; toplam öğütme kapasitesi günlük 1.500 ton olan iki un değirmeni, aylık 8.000 ton üretim kapasiteli bir makarna fabrikası ve aylık yaklaşık 3.000 ton kapasiteli bir domates salçası fabrikası dâhil. Ayrıca grup, 50.000 tona kadar depolama kapasitesi sunan buğday silolarını da işletiyor. Bu altyapı; ileri endüstriyel standartlarla uyumlu şekilde tedarik istikrarını ve kesintisiz operasyonu güvence altına alıyor.

Değirmenlerden biri Akdeniz limanlarına yakın bir konumda, diğeri ise Kızıldeniz limanlarına yakın bir bölgede yer alıyor. Bu durum; farklı pazarlara erişimde esneklik sağlarken, sevkiyat koşullarındaki olası değişimleri yönetme kapasitesini de artırıyor.

Grup, önümüzdeki dönemde kapasite artışı için yeni üretim hatları eklemeyi, mevcut hatları modernize etmeyi, işletme kapasitelerini genişletmeyi ve yeni ürünleri portföye dâhil etmeyi planlıyor.


Egyptian Swiss ürün portföyünde; hane tüketimine ve gıda sanayilerine yönelik farklı kullanım amaçlarına uygun buğday unu ile, ihracat koşullarını karşılayan sıkı kalite standartları ve teknik gerekliliklere göre üretilen makarna ve domates salçası ürünleri yer alıyor. Şu an dünya genelinde 50’den fazla ülkeye ihracat yapıyoruz.

Un ihracat tarafında grup, 2025’te güçlü bir büyüme yakaladı ve Mısır’ın un ihracatının belirgin şekilde gerilediği bir dönemde ihracatını ikiye katladı. Bu performans; grubun operasyonel modelinin dayanıklılığını ve özellikle Afrika ile Orta Doğu başta olmak üzere dış pazarlarda büyüme kapasitesini yansıtıyor.

Mısır’da un değirmenciliği sektörü; değirmen sayısı, sahiplik yapısı ve yatırım büyüklüğü açısından nasıl bir tablo sunuyor?
Mısır genelinde değirmen sayısı yaklaşık 157 seviyesinde. Bunların 76’sı özel sektöre ait, 81’i ise sübvansiyonlu un üretimine tahsis edilmiş kamu değirmenlerinden oluşuyor. Toplam yatırımların 60–65 milyar Mısır lirası (EGP) düzeyinde olduğu; yıllık öğütme hacminin ise yaklaşık 9 milyon tona ulaştığı tahmin ediliyor.

ATIL KAPASİTE, İHRACAT İÇİN BİR FIRSATA DÖNÜŞÜYOR

Buna rağmen veriler, tüketimle kıyaslandığında üretimde bir gerilemeye işaret ediyor. Bunu nasıl açıklıyorsunuz?
Yurt içi un tüketimi 2014’te 10 milyon tonu aşmışken, bugün yaklaşık 9 milyon ton seviyelerine geriledi. Özel sektörün üretimdeki payı ise yaklaşık 6 milyon ton civarında.
Bu eğilimin sürmesi; mevcut ekonomik değişkenler çerçevesinde maliyet ve kalite dengesini sağlayacak, değirmen operasyonlarının sürdürülebilirliğini güçlendirecek şekilde öğütme ve dağıtım sisteminin yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılıyor. Aynı zamanda bu tablo; firmaların ihracatını artırmasına, fazla üretim kapasitesinden yararlanmasına ve atıl öğütme kapasitesini değerlendirmesine kapı aralıyor.

Yerli buğday üretimindeki gelişim, piyasayı nasıl etkiledi ve ithalat faturasını nasıl düşürdü?
Mısır’ın buğday üretimi 2024 sezonunda yaklaşık 9,2 milyon tona ulaştı; 2025’te ise yaklaşık 10 milyon tona yükseldi. Bu artış, verimlilikteki iyileşmeyi ve ekili alanlardaki istikrarı yansıtıyor.

Buğday ekim alanı yaklaşık 1,3 milyon hektar seviyesinde bulunurken, yıllık buğday tüketimi yaklaşık 20,4 milyon tona ulaşıyor. Bu nedenle devletin, yerli üretim ile tüketim ihtiyacı arasındaki açığı ithalatla kapatmayı sürdürmesi gerekiyor.

Tarımsal verimlilik açısından bakıldığında; buğday birim alan veriminde dünya genelinde dördüncü sırada, en büyük buğday üreticisi ülkeler arasında da dünyada 15’inci sırada bulunuyoruz.

BUĞDAY TEDARİK HARİTASI DEĞİŞİYOR

2025’te Mısır’ın buğday tedarikinde dikkat çekici bir kayma yaşandı. Bu değişimin öne çıkan unsurları neler?
Mısır’ın buğday tedarik haritası dikkat çekici bir dönüşüm geçirdi. Rus buğdayına bağımlılık 2025’te %74’ten %56’ya gerilerken, Ukrayna’nın payı %13’ten %31’e sıçradı. Fransa’nın payı %1,2’den %3,6’ya yükselirken, Romanya’nın payı %6,6’dan %4,6’ya düştü. Mısır’ın buğday ithalatı da geçen yıl yaklaşık %8 azalarak 13,2 milyon tona geriledi. Öte yandan, bu sezon buğday ekili alanın %13 artışla yaklaşık 1,47 milyon hektara yükselmesi bekleniyor.

Buğday ithalatındaki düşüşün ve tedarik kaynaklarındaki yön değişiminin temel nedenleri nelerdir?
2025’te buğday ithalatındaki azalma birkaç faktöre dayanıyor. Bunların başında, bir önceki yıla kıyasla yerli üretimde 1 milyon tonluk artış geliyor. 2024’te güçlü ithalatın etkisiyle stratejik stok seviyelerinin yükselmesi de bu tabloyu destekledi. Ayrıca ithal buğdayın, ikame maliyetinin altında fiyatlarla işlem görmesi, bazı değirmenlerin alımlarını ertelemesine yol açtı. Mısır un ihracatındaki ilerleme de iç piyasadaki arz-talep dengesinin yeniden şekillenmesine katkı sağladı.

MISIR DEĞİRMENCİLİK SEKTÖRÜNDE KONSOLİDASYON

Son yıllarda Mısır un sektöründe en belirgin değişimler neler oldu?
En dikkat çekici değişimlerin başında, Mısır’dan un ihracatının büyümesi geliyor. Bununla birlikte; bazı büyük oyuncuların yeniden yapılanması, yeni katılımcıların pazara girişi, büyük şirket satın almaları ve çeşitli büyük ölçekli yapıların yeniden yapılandırılması da öne çıktı. Bazı oyuncular ise geçmişe kıyasla daha düşük üretim hacimleriyle faaliyet gösteriyor.

Bugün piyasayı; karne sistemine yönelik %82’lik sübvansiyonlu un üreten kamu değirmenleri ile, büyük ölçüde aile şirketi modeliyle çalışan tamamen özel bir sektör olarak iki ana gruba ayırmak mümkün. Hâlen Mısır un pazarında faaliyet gösteren çok uluslu şirket bulunmaması, özellikle üretim hacimleri ve talep artarken, pazarı yabancı yatırımcılar için cazip kılıyor.

Buna rağmen Mısır, dünyanın en büyük buğday ithalatçılarından biri olmaya devam ediyor; bu durum da doğal olarak iç un pazarının büyüklüğünü yansıtıyor.


Top of Form

Mısır un sanayinde rekabet dinamikleri son 15 yılda nasıl evrildi?
Son on beş yılda piyasaya çok sayıda yeni oyuncu girdi. Pek çok yatırımcı, özellikle ileri ekipman ve teknoloji kullanarak yeni değirmenler kurdu. Bu genişleme; un talebinin istikrarlı şekilde sürmesi ve una yoğun biçimde bağımlı bisküvi, makarna ve fırıncılık tesisleri sayısındaki artış nedeniyle sektörün önemine ilişkin yaygın kanaati yansıtıyor.
Bu büyüme, değirmen sayısını belirgin biçimde artırdı; iç pazardaki rekabeti sertleştirirken, birçok şirketi fazla üretim kapasitesi için doğal bir çıkış kanalı olarak ihracata yöneltti.

Un sektörü Mısır’da neden stratejik kabul ediliyor?
Mısır’da un sektörü son derece stratejiktir; çünkü vazgeçilmez bir temel gıda maddesiyle doğrudan bağlantılıdır. Hiçbir toplum un tüketmeyi bütünüyle bırakamaz. Dünyanın en büyük buğday ithalatçıları arasında yer alan Mısır, aynı zamanda en büyük un tüketicilerinden biridir.

Buna ek olarak, ülkede una dayalı sanayiler güçlüdür. Makarna üretimi bunların başında gelir ve Mısır bu alanda önemli bir ihracat konumu yakalamıştır. Pirinç üretiminin su tüketimi yüksek olduğu için ekim alanlarının daralması ve üretimde yaşanan zorluklar, makarnayı özellikle maliyet açısından pirince kıyasla daha avantajlı bir alternatif hâline getirdi. Sonuç olarak makarnaya yönelim arttı ve bu da un tüketimini yükseltti.

Yerel şirketlerin yanı sıra Mısır’da faaliyet gösteren çok uluslu firmaların yatırımlarıyla bisküvi ve fırıncılık sektörlerinde de kayda değer bir genişleme görüldü. Bu gelişmeler, una olan talebi daha da güçlendirerek pazarı en cazip alanlardan biri hâline getiriyor.

Peki yakında dönemde un piyasasında önemli yapısal değişimler yaşandı mı?
Şu ana kadar Mısır un piyasasında radikal yapısal dönüşümler yaşanmadı. Bu durumun kendisi bir fırsat olarak değerlendirilebilir; uzun süre büyük bir modernizasyon geçirmeyen pazarlar, çoğu zaman ciddi bir büyüme potansiyeli barındırır. Pazar hâlâ parçalı bir yapıda ve ülke genelinde tek bir pazar lideri bulunmuyor. Belirli segmentlerde veya bölgelerde güçlü oyuncular olsa da, ülke çapında belirleyici tek bir dominant oyuncu yok.

Sektörün bugün karşı karşıya olduğu temel zorluklar neler?
Birinci zorluk, piyasaya giren değirmen sayısının artmasıyla rekabetin aşırı sertleşmesi. Bu durum, zaman zaman yeterince analiz edilmemiş fiyatlamalara ve kârlılığı aşındıran fiyat savaşlarına yol açabiliyor.
İkinci zorluk, yan ürünlerle ilgili; özellikle kepek fiyatları bazı dönemlerde optimum seviyelere ulaşamıyor ve bu da değirmencilik operasyonlarının ekonomik sürdürülebilirliğini olumsuz etkiliyor.

Üçüncü zorluk talep tarafında ortaya çıkıyor: tüketicinin satın alma gücündeki gerileme, talebi zayıflatıyor ve satış hacimlerini doğrudan etkiliyor.

Küresel buğday piyasasındaki oynaklık da önemli bir risk başlığı. Özellikle Karadeniz bölgesinde—Mısır’ın başlıca tedarik kaynaklarından olan Rusya ve Ukrayna arasında—olası krizler, fiyat ve tedarik riskini artırıyor.

Peki tüketici davranışı son dönemde nasıl değişti?
En belirgin değişim, satın alma gücündeki gerileme oldu. Bu durum tüketicileri daha ucuz seçeneklere yöneltti. Makarna tüketimi, pirince kıyasla daha düşük maliyetli bir alternatif olarak arttı. Ekmek, pirinç ve makarna bir ölçüde birbirinin ikamesidir; fiyatlar yükseldikçe tüketiciler daha erişilebilir seçeneklere kayar.

Bu dönüşüm, değirmenleri; ABD veya Avustralya gibi daha yüksek maliyetli buğdayları ithal etmek yerine, kaliteyi un katkılarıyla yönetmeye daha fazla yöneltti. Böylece Karadeniz buğdayına bağımlılık artarken, nihai un performansını yükseltmek için enzimler, emülgatörler ve diğer katkıların kullanımı yaygınlaştı.

MISIR’IN UN İHRACAT ROTASI

Mısır’ın un ihracatında güncel tablo nedir, başlıca hedef pazarlar hangileri?
Mısır, yılda yaklaşık 1,2 milyon ton un ihraç ediyor ve 70’ten fazla ülkeye satış yapıyor. Başlıca pazarlar arasında Somali, Cibuti, Madagaskar, Sudan, Yemen, Filistin, Suriye, Eritre ve Suudi Arabistan öne çıkıyor. Doğu Afrika pazarları, COMESA ((Doğu ve Güney Afrika Ortak Pazarı) gibi uluslararası anlaşmaların sağladığı avantajlarla Mısır un ihracatının en önemli hedefleri arasında yer alıyor.

Mısır, coğrafi konumu ve bölgesel koşullardan da faydalanıyor. İç savaş döneminde Sudan’a un sevkiyatları artarken, Libya’ya ihracat da önemini korudu. Ayrıca Filistin ve Gazze’ye, Dünya Gıda Programı (WFP) gibi uluslararası kuruluşlar aracılığıyla yapılan sevkiyatlar da ihracat kanallarını destekleyen unsurlar arasında bulunuyor.


Mısır limanlarının un ihracatını destekleme performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bazı algıların aksine, Mısır limanları bugün itibarıyla akıcı ve hızlı şekilde çalışıyor. İhracat hareketlerini etkin biçimde karşılayabiliyorlar. Performans ve prosedürlerde de gözle görülür iyileşmeler var.

Mısır ununun bölgedeki başlıca rakipleri kim?
Bölgedeki başlıca rakip, Türk unu. Mısır’ın rekabet avantajı; işçilik, enerji ve finansman dâhil olmak üzere işletme maliyetlerini aşağı çekebilme kabiliyetinden geliyor. Buğday küresel bir emtia ve dünya genelinde fiyatları birbirine yakın; gerçek fark, tedarik zincirini iyi yönetmekte ve işletme maliyetlerini azaltmakta ortaya çıkıyor.

Mısır, dünyanın başlıca un ihracatçılarından biri olabilir mi?
Hiçbir şey imkânsız değil. Mısır’ın son iki-üç yılda un ihracatında kaydettiği belirgin ilerleme bunu zaten kanıtlıyor. Ülkenin yüksek öğütme kapasitesi var; mevcut değirmen altyapısı güçlü; buğday ithalatı istikrarlı ve tedariki aksatacak bir kriz de söz konusu değil.
Özellikle Afrika’da genişleyen uluslararası anlaşmalar ve içeride büyük bir engelin bulunmaması sayesinde Mısır çok ileri bir konuma ulaşabilir; un ve una dayalı ürünlerde bölgenin lider ihracatçılarından biri hâline gelebilir.

Buğday tedarik sistemindeki son değişiklikler arzı nasıl etkiledi?
Son değişiklik, buğday arzını hiçbir şekilde etkilemedi. Yapılan şey, tedarik yetkisinin Genel Emtia Tedarik Kurumu’ndan (GASC) Mostaqbal Misr kurumuna devredilmesinden ibaret.
Strateji değişmedi; yalnızca uygulama mekanizması değişti. Devlet kendi ihtiyacını satın alıyor, özel sektör de kendi ihtiyacı için alım yapıyor ve arz tarafında herhangi bir sorun yaşanmıyor. Aksine, yerli buğday ekiminin artması, devletin ithal buğdaya bağımlılığını azaltmış durumda. Sistem sorunsuz işliyor; piyasada herhangi bir arz açığı yok.

Son olarak, 2026 için sektöre vermek istediğiniz temel mesaj nedir?
Gıda güvenliği açısından vazgeçilmez, stratejik bir ürün grubunda faaliyet gösteriyoruz; her pazarda ve her segmentte ihtiyaç duyulan bir alan bu. Bu doğrultuda, bu önemli sektördeki konumumuzu korumak için rekabetçi fiyatlarla yüksek kaliteli un sunma kararlılığımızı sürdürüyoruz. 

Ülke Profili Kategorisindeki Yazılar
29 Mayıs 20205 dk okuma

COVID-19 kısıtlamaları Kazak değirmencileri endişelendiriyor

Kazakistan, koronavirüs salgını sırasında iç piyasada arz sıkıntısı meydana gelmemesi için buğday...

08 Aralık 201511 dk okuma

Endonezya ve Filipinler'de Tahıl ve Un Pazarı

Endonezya ve Filipinler’de tahıl ürünlerinde, ithalat ağırlıklı bir ticaret söz konusudur. Her iki ...