Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinin
(MENA) en büyük tahıl ithalatçıları artık sadece dünya fiyatlarına tepki veren
değil, fiyat oluşumunu bizzat etkileyen aktörler hâline geliyor. Vadeli
piyasaları hareketlendiren kamu ihaleleri, büyüyen stratejik rezervler, devlet
fonlarının değer zinciri boyunca yaptığı yatırımlar ve yeni ortaya çıkan
dijital tahıl merkezleri gibi bir dizi yapısal değişimin, MENA bölgesini
küresel tahıl piyasalarında ‘fiyat belirleyici aktör’ konumana taşıdığı ifade
ediliyor.
Grain Academy konferansı, Balkanlar ve Karadeniz bölgesinin önde gelen tahıl ve yağlı tohum platformu olarak, 30 Ekim 2025’te Varna’da dokuzuncu kez düzenlendi. 19 ülkeden yaklaşık 300 üretici, tüccar, analist, lojistik uzmanı ve sektör temsilcisini bir araya getiren etkinlikte; MENA bölgesinin fiyat oluşumundaki artan rolünden Romanya’nın ihracat direncine, Türkiye’nin değişen ithalat sepetinden Yunanistan’ın buğday dengesine kadar birçok başlık ele alındı. Konuşmalar, yüzeyde “istikrarlı” görünen bir piyasanın perde arkasında adım adım yeniden kurgulandığını ortaya koydu.
Etkinliğin medya partneri olan Değirmenci Dergisi, Varna’daki tartışmaları yakından takip ederek, 2025/26 sezonunu şekillendiren kritik veri ve görüşleri derledi.
Ürdün merkezli Golden Wheat for Grain Trading CEO’su Malak Al Akiely, konferanstaki konuşmasında, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın artık sadece dünya tahıl üretiminin önemli bir bölümünü ithal eden bir “talep merkezi” olmaktan çıktığını, giderek fiyat oluşumunu da şekillendiren bir güç hâline geldiğini vurguladı. “MENA artık küresel tahıl piyasalarında fiyat alan değil, fiyat belirleyici bir aktör,” dedi. Akiely, bu tezini de bölgenin konumunu kalıcı biçimde değiştiren birkaç yapısal dönüşümle temellendirdi:
• Piyasayı hareket ettiren ihale gücü
Mısır’ın GASC’ı, Suudi Arabistan’ın SAGO’su ve Ürdün gibi büyük alıcıların açtığı ithalat ihaleleri, artık Chicago ve Paris’teki vadeli işlemler piyasalarında anında fiyat hareketleri yaratıyor. MENA ihaleleri açıklandığında ya da ertelendiğinde, ihracatçı ve tüccarlar hızla pozisyon değiştiriyor. Böylece, “ithalat bağımlılığı” kısa vadeli fiyat dinamikleri üzerinde gerçek bir pazarlık gücüne dönüşüyor.
• Tampon işlevi gören stratejik
rezervler
Ürdün, Mısır ve Suudi Arabistan gibi ülkeler, buğday ve iri taneli tahıllarda 6–12 aylık stratejik stoklar oluşturuyor, alım stratejilerini birbirine yaklaştırıyor. Alımları zamanlamadaki bu esneklik sayesinde fiyatları kovalamak yerine fiyat sıçramalarına karşı “karşı ağırlık” oluşturabiliyor, pasif alıcı değil piyasa dengeleyici aktörler hâline geliyorlar.
• Dijital ve yapay zekâ destekli tedarik
sistemleri
Bazı Körfez ülkeleri, dijital tahıl borsaları ve yapay zekâ destekli ihale platformları üzerinde çalışıyor. Bu tür sistemler, mevcut Batılı göstergelerle rekabet edebilecek bölgesel dijital tahıl merkezlerinin temelini atabilir. Kim bu alanda başarıya ulaşırsa, küresel gıda akışının önemli bir bölümü için referans fiyatların oluşumunda da söz sahibi olacak.
• Tahıl tedarik zinciri boyunca
yatırımlar
PIF ve ADQ gibi fonlar, tahıl ticaret ve lojistik varlıklarına ortak olarak MENA’ya sadece alım gücü değil, aynı zamanda sahiplik ve şeffaflık kazandırıyor. Bu sayede bölge, tahılın tarladan limana, limandan nihai kullanıcıya uzanan zincirinde daha görünür ve etkili bir oyuncu hâline geliyor.
• Jeopolitik ve lojistiğin kalıcı
maliyet unsuru hâline gelmesi
Kızıldeniz ve Akdeniz’de sigorta, navlun ve güvenlik risk primleri artık geçici değil, kalıcı maliyet kalemleri olarak fiyatların içine işleniyor. Bu durum MENA’yı sadece lojistik bir kavşak değil, aynı zamanda tahıllar için jeopolitik bir fiyat merkezi konumuna da taşıyor.
Malak Al Akiely, Golden
Wheat for Grain Trading CEO
KÜRESEL HAVA KOŞULLARI VE REKOLTE
GÖRÜNÜMÜ
İngiltere merkezli Aura Commodities’ten Isabelle Tranter ise konferansta küresel hava koşulları ve ürün verimlerine odaklanan sunumunda, buğday, mısır ve soya piyasalarına dair ayrıntılı bir tablo çizdi.
Buğday: Küresel buğday üretiminin yıllık bazda yaklaşık %2 artması bekleniyor. AB, Rusya ve Kanada’da daha büyük ürünler devreye girerken, mevcut gidişat korunduğunda dünya buğday dengesinin rahat bir görünüm arz ettiği, ufukta fiyatları sert biçimde yukarı çekecek büyük bir hava riski bulunmadığı ifade edildi.
Belirsizliklerden biri Çin. Ekim döneminde görülen yoğun yağışlar ekim alanlarını bir miktar daraltabilir; ancak Tranter’e göre bu daralma, küresel dengeyi bozacak ölçekte değil.
Mısır: ABD’de ekim alanlarındaki %8,5’lik artış ve iyi verim sayesinde, tarihin en yüksek mısır hasatlarından biri yolda. Buna Ukrayna’daki toparlanan mısır rekoltesi de eklenince, geçen sezonun “sıkışık” mısır piyasası yerini daha rahat bir fazla görünümüne bırakıyor; bu da fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskıyı güçlendiriyor.
Ancak bu olumlu tablo kırılgan: La Niña gelecek yılın başında Arjantin’de kuraklığa yol açarsa, bugün görülen mısır fazlası çok hızlı biçimde eriyebilir. Tranter, ayrıca ABD verim tahminlerinin şu an bir miktar abartılı olabileceği uyarısında bulunarak, aşağı yönlü bir revizyonun küresel dengeleri yeniden sıkılaştırabileceğini söyledi.
Soya fasulyesi: Soya tarafında tablo daha sıkışık. Küresel soya fazlası, yaklaşık 2 milyon ton ile son dört yılın en düşük seviyesinde. Bu da hata payını oldukça daraltıyor: Brezilya veya Arjantin’de yaşanacak ciddi bir üretim sıkıntısı, piyasayı 2021/22’den bu yana ilk kez yeniden açığa çevirebilir ve fiyatlara belirgin yukarı yönlü destek verebilir.
Isabelle Tranter, Aura
Commodities Meteorolog
KARADENİZ TAHIL DENGESİ
ASAP Agri CEO’su Christina Serebriakova, 2025/26 dönemi için Karadeniz tahıl görünümünü verilerle ortaya koyan sunumunda, güçlü üretimle birlikte ticaret akışlarında yaşanan değişimleri öne çıkardı:
- Ukrayna, devam eden lojistik ve politika kısıtlarına rağmen, yaklaşık 23 milyon ton buğday ve 31–33 milyon ton mısır üretimiyle bölgedeki ana oyunculardan biri olma konumunu koruyor.
- Rusya, 85 milyon tonun üzerinde beklenen yeni bir büyük buğday rekoltesiyle bölgesel büyümeyi sürüklüyor ve dominant ihracatçı rolünü pekiştiriyor.
- Romanya ve Bulgaristan, hem buğday hem mısırda rekor ürün ve ihracat rakamlarına ulaşıyor; bu da AB’nin küresel tahıl ticaretindeki payını güçlendiriyor.
Politika tarafında ise, AB’nin ithalat kotaları ve tarifeleri, Ukrayna buğdayının Avrupa’ya girişini ciddi şekilde sınırlıyor. Bu düzenlemeler, Avrupa pazarından 3–3,5 milyon tonluk Ukrayna buğdayını dışarı iterek, bu ürünün Kuzey Afrika ve Asya pazarlarında alıcı aramak zorunda kalmasına yol açıyor. Bu kayma, söz konusu pazarlarda Rus buğdayıyla rekabeti daha da kızıştırıyor.
Mısırda, Karadeniz bölgesi toplamda yaklaşık 56 milyon tonluk bir üretime ilerliyor. Bu rakamın ana aktörleri, yaklaşık 30,9 milyon tonla Ukrayna ve 14–15 milyon tonla Rusya.
Türkiye, Ukrayna mısırında en hızlı büyüyen alıcılardan biri olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin Ukrayna’dan mısır ithalatı 3,2 milyon tondan 5,6 milyon tona yükselmiş durumda ve artık toplam mısır ithalatının yaklaşık %75’ini karşılıyor.
Buna karşılık, Çin’in Ukrayna’dan mısır ithalatı neredeyse sıfırlanmış durumda: 2020/21 sezonunda 8,6 milyon ton olan alım, 2024/25’te yalnızca 370 bin ton seviyesine gerilemiş bulunuyor. Boşalan alanı ise Brezilya ve Rusya mısırı dolduruyor.
Christina Serebriakova, ASAP Agri CEO
ROMANYA: KONSTANTA LİMANIYLA GÜVENİLİR
TEDARİKÇİ
Konfetansta, COMCEREAL
Vrancea Ticaret Direktörü Felicia Ion da Romanya tahıl sektörünün son yıllardaki seyrini özetledi. Ülke, 2021’de yaklaşık 14 milyon ton mısır ve 13,5–14 milyon ton buğday üretimiyle zirveye çıkmıştı. Ancak takip eden sezonlarda yaşanan kuraklık, mısır rekoltesini 7–10 milyon ton bandına çekti. Çiftçiler, bu baskı ortamında ilkbahar ekimlerinden kışlık ürünlere doğru kayarken, daha elverişli yağış koşulları da 2025/26 öncesinde bir toparlanmayı destekliyor.
Romanya, hâlâ büyük ve güvenilir bir ihracatçı. Toplam tahıl üretiminin yaklaşık %68’i ihraç ediliyor. Buğday ihracatı 9–9,4 milyon ton aralığında seyrederken, mısır giderek daha fazla iç piyasada değerlendiriliyor.
Yıllık 35 milyon ton işleme kapasitesine sahip Köstence Limanı, Romanya’yı Karadeniz tahıl lojistiğinin kritik bir merkezi hâline getiriyor. Sektör, aynı zamanda AB’nin sürdürülebilirlik kuralları, iklim baskıları, maliyet artışları ve vergi yükleri gibi unsurlarla başa çıkmaya çalışıyor.

TÜRKİYE: AYÇİÇEĞİ, SOYA, BUĞDAY VE
MISIRDA BÖLGESEL TALEP MERKEZİ
Rotel’den İren
Akyüz ise Türkiye’nin ayçiçeği, soya, buğday ve mısırda artan ithalat ihtiyacının, bölgesel ticaret ve fiyat oluşumunda temel bir talep merkezi / referans pazar işlevi gördüğünü anlattı. Türkiye, ayçiçeğinde ekim alanlarını yaklaşık 850 bin hektara çıkarmış olsa da, kuraklık nedeniyle üretim 1,1–1,2 milyon ton seviyesinde sınırlanmış durumda. Bu da ithalatı 1 milyon ton civarında tutuyor. Hükümet, bu açığı yönetmek için gümrüksüz kotalar açarken, referans ithalat fiyatını da ton başına 700 dolardan 580 dolara çekti.
Türkiye, ham ayçiçeği yağı alımlarında kilit bir ithalatçı olmayı sürdürürken, rafine yağ ihracatında özellikle Afrika pazarlarına giderek daha fazla odaklanıyor.
Soya fasulyesinde, Türkiye’nin ithalatı son on yılda ikiye katlanarak yaklaşık 4 milyon ton düzeyine çıktı. Başlıca tedarikçiler Brezilya, ABD ve Ukrayna. Bu artışı, özellikle beyaz et ve kırmızı et sektörü ile yem sanayisinin büyüyen talebi besliyor.
2024/25 sezonunda Türkiye’nin buğday rekoltesi 17,9 milyon tona düşürüldü. Bu nedenle Türkiye, un ve makarna ihracatını desteklemek amacıyla buğday ithalatına devam ediyor. İhracat pazarlarında Irak’ın payı kademeli olarak düşerken; Suriye, Afrika ülkeleri ve Endonezya daha fazla önem kazanıyor.
Mısırda ise tablo şöyle: Türkiye’nin mısır üretimi 8,5 milyon ton, iç kullanım ise 9,5–10 milyon ton bandında. Bu fark, yapısal bir ithalat açığı yaratıyor. 2025’in ilk sekiz ayında Türkiye yaklaşık 4 milyon ton mısır ithal etti; bunun 3 milyon tonu Ukrayna kaynaklı. Ürün yılı toplam ithalatı ise 5,3 milyon ton seviyesinde öngörülüyor.

YUNANİSTAN: DURUM İHRACATÇISI, EKMEKLİK
BUĞDAY İTHALATÇISI
Konferansta Yunanistan’ın en büyük değirmencisi Loulis Food Ingredients Satın Alma
Direktörü Anastasios Thanos ise Yunan buğday sektörünün yapısına ışık tuttu. 2025 yılında Yunanistan’ın toplam buğday üretimi 1,66 milyon ton olarak gerçekleşti. Bunun 1,3 milyon tonu durum, 360 bin tonu ekmeklik buğday. Yumuşak buğday, toplam üretimin yaklaşık %22’sini oluşturuyor ve bunun yaklaşık %70’i yem olarak değerlendiriliyor.
Dış ticaret tarafında, 2024’te Yunanistan’ın ekmeklik buğday ithalatı 1,25 milyon ton, durum buğdayı ithalatı ise 48 bin ton olarak gerçekleşti. Bu, 2020’ye göre %31,5’lik bir artış anlamına geliyor. Başlıca tedarikçiler Bulgaristan, Ukrayna, Rusya, Moldova, Romanya, Fransa ve Kanada.
Aynı dönemde durum buğdayı ihracatı da güçlü bir ivme yakaladı: Yunanistan’ın durum ihracatı 635 bin tona yükselerek 2020’ye göre %123 artış kaydetti. Bu artışı, yüksek kaliteli Yunan irmiğine yönelik, özellikle premium makarna üretimindeki güçlü talep destekliyor.