BLOG

Küresel tarım piyasalarına gelişmekte olan ülkeler yön verecek

10 Temmuz 20245 dk okuma

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yayınlanan yeni bir rapora göre, gelişmekte olan ülkeler son 20 yılda küresel tarım piyasasındaki gelişmelere giderek daha fazla yön verdi. Bu ülkelerin, önümüzdeki on yıl içinde de bu eğilimi sürdürmesi bekleniyor. Ancak bu durum, değişen demografi ve yeni ekonomik refahla bağlantılı bölgesel değişimlerle birlikte gerçekleşecek.

OECD ve FAO, tarımsal emtia piyasalarına ilişkin orta vadeli beklentiler için temel küresel başvuru kaynağı niteliğinde olan Tarımsal Görünüm 2024-2033 Raporu’nu temmuz ayı başında açıkladı. Rapor, tarımsal emtia arz ve talebinin demografik ve ekonomik itici güçlerindeki eğilimleri analiz ediyor, üretim ve tüketim yerlerindeki değişimleri öngörüyor, uluslararası tarımsal ticaret modellerinde ortaya çıkan değişiklikleri değerlendiriyor.

Rapora göre önümüzdeki on yılda Hindistan, Güneydoğu Asya ve Sahra Altı Afrika'nın tarımsal emtia piyasalarındaki rolü artacak, Çin'in payı ise azalacak. Geçtiğimiz on yılda Çin, küresel tarım ve su ürünleri tüketimindeki büyümenin yüzde 28'ini oluştururken, önümüzdeki on yılda Çin'in toplam talepteki payının yüzde 11'e düşeceği tahmin ediliyor. Bu durum sadece Çin’in azalan nüfus ve daha yavaş gelir artışına değil, aynı zamanda bu ülkede beslenme alışkanlıklarının istikrara kavuşmasına da bağlanıyor.

Hindistan ve Güneydoğu Asya ülkelerinin, büyüyen kentsel nüfusları ve artan refah düzeyleri nedeniyle 2033 yılına kadar dünya tarımsal gıda tüketim artışının yüzde 31'ini oluşturacağı tahmin ediliyor. Ağırlıklı olarak düşük gelirli bölgeler arasında Sahra Altı Afrika'nın, özellikle nüfus artışına bağlı gıda talebi nedeniyle, küresel tüketimdeki artışın önemli bir bölümüne (yüzde 18) katkıda bulunması bekleniyor.

Toplam tarım ve su ürünleri tüketiminin (gıda, yem, yakıt ve diğer endüstriyel hammaddeler olarak) önümüzdeki on yılda yıllık yüzde 1,1 oranında artması ve yeni tüketim artışının neredeyse tamamının düşük ve orta gelirli ülkelerde gerçekleşmesi öngörülüyor. Orta gelirli ülkelerde gıda kalori alımının, büyük ölçüde temel gıda maddeleri, hayvancılık ürünleri ve yağların daha fazla tüketilmesi nedeniyle yüzde 7 oranında artması bekleniyor. Düşük gelirli ülkelerdeki kalori alımının yüzde 4 oranında artması bekleniyor ki bu da BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi olan 2030 yılına kadar sıfır açlık hedefine ulaşmak için çok yavaş bir artış anlamına geliyor.

Rapordaki bulguları değerlendiren FAO Genel Direktörü QU Dongyu, “Rapor, düşük ve orta gelirli ülkelerde yerel üretimi artırmak ve çiftçilerin gelirlerini yükseltmek için verimlilik konusundaki açıkları kapatacak stratejilerin uygulanması ihtiyacını ortaya koyuyor. Bu Genel Görünüm, tarımsal emtia piyasalarına yönelik orta vadeli beklentiler için sağlam bir veri tabanı sağlayarak politika planlaması için değerli bir referans görevi görüyor. Önümüzdeki on yıl boyunca, küresel olarak ticareti yapılan tarımsal emtia hacminin net ihracatçı bölgeler ile net ithalatçı bölgeler arasında artması, ancak Hindistan ve Güneydoğu Asya bölgelerindeki artan küresel tüketimi yansıtan bölgesel değişimler yaşanması bekleniyor. İyi işleyen tarımsal piyasalar, gıda kaybı ve israfının azaltılması, daha verimli ve daha az çevre kirliliğine yol açan üretim modelleri, küresel gıda güvenliği ve kırsal geçim kaynaklarının küresel tarımsal gıda değer zincirlerinden yararlanabilmesini sağlamak için kritik önem taşımaya devam edecektir.” diye konuştu.

ÜRETİMDEKİ BÜYÜMEYE VERİMLİLİK ARTIŞI ÖNCÜLÜK EDECEK

Rapora göre önümüzdeki 10 yılda tarımsal üretimdeki büyüme, ekili alanların genişlemesinden ziyade mevcut arazilerdeki verimlilik artışlarından kaynaklanacak. Benzer şekilde, hayvancılık ve su ürünleri üretimindeki büyümenin önemli bir kısmı da verimlilik artışlarından gelecek. Ancak hayvan varlığındaki büyüme de üretim artışına katkıda bulunacak. Bu nedenle tarımdan kaynaklanan doğrudan emisyonların öngörülen dönem boyunca yüzde 5 oranında artacağı tahmin ediliyor. 

Beklenen üretim iyileştirmelerine rağmen, özellikle Afrika ve Asya'daki en az verimliliğe sahip ülkelerde, çiftlik gelirlerini ve gıda güvenliğini zorlayan, ülkelerin gıda ithalatına olan gereksinimlerini artıran önemli verim farklılıklarının devam edeceği öngörülüyor. Teknolojik eksiklikler, sınırlı girdi kullanımı ve doğal iklim koşulları, tarımsal verimlilikteki eşitsizlikleri belirleyen temel faktörlerden bazıları olmaya devam edecek.

İyi işleyen uluslararası tarımsal emtia piyasaları, küresel gıda güvenliği için önemli olmaya devam edecek. Zira gıda tüketiminin yüzde 20'si ticarete konu olmakta ve kırsal geçim unsurları piyasalara ve küresel tarımsal gıda değer zincirlerine katılımdan fayda sağlıyor.

Rapora göre uluslararası tarım fiyatlarında 2022 yılında yaşanan zirvelerin altında yatan nedenler azalıyor ve ana tarımsal emtialar için reel uluslararası referans fiyatlar önümüzdeki 10 yıl içinde hafif düşüş eğilimine devam edecek. Ancak rapor bu durumun yerel perakende gıda fiyatlarına yansımayabileceğini belirtiyor.

Bu yılki Genel Görünüm Raporu, 2030 yılına kadar tedarik zincirlerindeki gıda kayıplarının, perakende ve tüketici düzeyindeki gıda israfının yarıya indirilmesinin etkisini simüle eden bir senaryoyu da içeriyor. Senaryo, 2030 yılına kadar küresel tarımsal sera gazı emisyonlarında, gelir düzeylerine bakılmaksızın ülkeler arasında nispeten eşit bir şekilde dağıtılan potansiyel yüzde 4'lük bir azalma öngörüyor. Ayrıca gıda fiyatlarının düşeceği ve bunun sonucunda düşük ve alt orta gelirli ülkelerde gıda alımının sırasıyla yüzde 10 ve yüzde 6 oranında artacağı ve 2030 yılına kadar yetersiz beslenen insan sayısının 153 milyon (yüzde -26) azalacağı tahmin ediliyor. 

KÜRESEL TARIM ÜRÜNLERİNDEKİ ÖNE ÇIKAN EĞİLİMLER

Raporda tahıllar, yağlı tohumlar, bitkisel yağlar, şeker, et, balık ve süt ürünlerinin yanı sıra pamuk, yumru ve kök bitkiler, bakliyat, tropikal meyveler ve biyoyakıtlar için on yıllık projeksiyonlar da sunuluyor. Raporda öne çıkan hususlar şu şekilde:

Dünya tahıl talebine gıda kullanımı öncülük etmeye devam edecek ve bunu yem kullanımı izleyecek. 2033 yılında tahılların yüzde 41'i doğrudan insanlar tarafından tüketilecek, yüzde 36'sı hayvan yemi olarak kullanılacak, geri kalanı ise biyoyakıt ve diğer endüstriyel ürünlere dönüştürülecek.

Palm yağı için Endonezya ve Malezya, kolza tohumu için Avrupa Birliği ve Kanada başta olmak üzere başlıca üreticilerin yavaş büyüme ya da verim düşüşü yaşamasıyla birlikte yağlı tohumlarda verim zorlukları devam edecek.

Kanatlı et, öncelikle nispeten uygun fiyatlı olması ve beslenme açısından sağladığı avantajlardan dolayı et sektöründeki büyümeyi domine edecek. Kanatlı sektörünün 2033 yılına kadar tüketilen toplam proteinin yüzde 43'ünü oluşturacağı hesaplanıyor.

Dünya süt üretiminin önümüzdeki on yıl boyunca yılda yüzde 1,6 ile diğer önemli tarımsal ürünlerden daha hızlı büyümesi bekleniyor. Bu büyümenin çoğu Hindistan ve Pakistan’dan kaynaklanacak.

Öngörülen yeni su ürünleri üretiminin yüzde 85'inden fazlası kültür balıkçılığından kaynaklanacak ve böylece kültür balıkçılığının küresel su ürünleri üretimindeki payı 2033 yılına kadar yüzde 55'e çıkacak.

Haberler Kategorisindeki Yazılar
25 Temmuz 20191 dk okuma

Hollandalı Dinnissen fabrikasını büyütüyor

Hollanda merkezli Dinnissen büyümesini devam ettirmek için mevcut fabrikasını genişletiyor. Şirket,...

04 Kasım 20151 dk okuma

İstanbullu hububat ve bakliyatçılardan 75. yıl kutlaması

Türkiye’nin en eski ihracatçı birliklerinden biri olan İstanbul Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar v...

08 Ekim 20181 dk okuma

DSM, sürdürülebilirlik endeksinde yine bir numara

Beslenme, sağlık ve sürdürülebilir yaşam alanlarında faaliyet gösteren bilimsel temelli Royal DSM ş...