BLOG

Dr. Ulusoy: Bu yıl un ihracatımız 2,7 milyon ton seviyesinde gerçekleşir

09 Eylül 20254 dk okuma

İstanbul’da düzenlenen IAOM Eurasia Conference & Expo 2025’te konuşan IAOM Avrasya Başkanı ve Ulusoy Un Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Eren Günhan Ulusoy, dünya un ticaretinin güncel görünümünü, Türkiye’nin sektördeki küresel liderliğini, Almanya ve Pakistan örneklerinden çıkarılacak dersleri ve geleceğe dair kritik mesajları paylaştı. Ulusoy, Türkiye’nin 2025/26 sezonu un ihracat tahminini de 2,7 milyon ton seviyesinde açıkladı.

Uluslararası Tahıl Konseyi’nin (IGC) son tahminine göre dünya un ticareti bu yıl 17,4 milyon ton (buğday eşdeğeri) seviyesinde olacak. Bu, dünya buğday ticaretinin yaklaşık %8,5’una karşılık geliyor. Küresel un ticaretinin değeri ise 6 milyar dolar civarında. Dr. Ulusoy, dünya un ticaretindeki uzun vadeli eğilime dikkat çekerek, geçmişten bugüne oransal istikrarın korunduğunu hatırlattı. Dünya buğday ticareti 130 milyon ton civarındayken un ticareti yaklaşık 10 milyon tondu ve pay yine %8 seviyesindeydi. Bugün buğday ticareti 200 milyon tonların üzerine çıktı ve un ticareti de 17 milyon tonun üzerinde seyrediyor. Ulusoy bu tabloya atıfla, “Eğer küresel buğday ticareti 300 milyon tona yükselirse, un ticaretinin de 25 milyon ton seviyelerine ulaşacağına inanıyorum. Tarihsel eğilim bize bunu gösteriyor,” dedi.

Un fiyatlarının genellikle buğday fiyatlarını takip ettiğini belirten Ulusoy, hızlı artışlarda un fiyatlarının gecikmeli tepki verdiğini, düşüşlerde ise yine yavaşladığını vurguladı.

TÜRKİYE’NİN LİDERLİĞİ VE SEKTÖRÜN YAPISI

Türkiye, 2014/15 sezonundan bu yana dünya un ticaretinin adeta bir yansıması. Dünya un ticareti arttığında Türkiye de büyüyor, düştüğünde Türkiye de aynı yönde etkileniyor. Bu tablo, Türkiye’nin dünya pazarlarına güçlü şekilde nüfuz ettiğini gösteriyor. IGC, 2025/26 sezonunda dünya un ticaretini 17,5 milyon ton (buğday eşdeğer), Türkiye’nin payını ise 5,3 milyon ton olarak öngörüyor. Ancak Ulusoy, Türkiye’nin un ihracatında bu kadar güçlü bir toparlanma beklemediğini belirterek, kendi un ihracat tahminini 2,7 milyon ton seviyesinde açıkladı.


Uzun yıllar Türkiye’nin en büyük pazarı olan Irak’ta ihracat dramatik biçimde düşerken, bu yıl ilk kez Suriye’nin Türkiye’nin en büyük pazarı konumuna yükselmesi dikkat çekti. Somali, Sudan ve Yemen de öne çıkan pazarlar arasında.

Ulusoy’un verdiği bilgilere göre Türkiye’nin değirmencilik sektörüne bakıldığında ise çarpıcı bir konsolidasyon göze çarpıyor. 2000’lerin başında 1.250 olan un fabrikası sayısı, bugün 400’ün altına gerilemiş durumda. Kurulu kapasite 30 milyon ton olmasına rağmen, ihracat dâhil yıllık kullanım 13 milyon ton civarında, yani %42 kapasite kullanım oranı söz konusu.


ALMANYA ÖRNEĞİ: İSTİKRARLI TARIM, GÜÇLÜ SANAYİ

Ulusoy, Türkiye’nin karşılaştırma yapabileceği önemli bir örnek olarak Almanya’yı ele aldı. Almanya’da yıllık 8–9 milyon ton kapasite bulunuyor, bunun %95’i yerli buğdaydan sağlanıyor. Kişi başına un tüketimi 85 kg ile sabit. Almanya’nın ihracatı ise her yıl yaklaşık 50 bin ton artarak bugün 1,2 milyon ton seviyesine ulaştı.

En dikkat çekici gelişme ise değirmen sayısındaki konsolidasyon: 1920’lerde 3.000 olan değirmen sayısı, 2000’lerde 300’e, bugün ise yalnızca 176’ya kadar düştü.

Buna rağmen üretim istikrarlı, ihracat artıyor ve büyük ölçekli firmalar pazarın %55’ini kontrol ediyor. Almanya örneği, istikrarlı tarımın güçlü un sanayisini, onun da güçlü unlu mamuller sektörünü doğurduğunu gösteriyor.


PAKİSTAN’DAN ÇIKARILACAK DERSLER 

Ulusoy, Pakistan’ın ise bambaşka bir tablo sergilediğine işaret etti. Yıllık 25–27 milyon ton buğday üretimine rağmen hızlı nüfus artışı ithalat ihtiyacını artırıyor. Döviz problemleri ve sübvansiyonlu piyasa nedeniyle sık sık un krizleri yaşanıyor. Ülkede 1.400’den fazla un fabrikası olmasına karşın kapasite kullanım oranı sadece %38. 2009–2020 arasında önemli bir ihracatçı olan Pakistan, 2020’den itibaren iç piyasadaki yetersizlik nedeniyle un ihracatından çekilmiş durumda. Ulusoy, bu örneğin Türkiye için bir uyarı olduğunu, “istikrarlı tarım olmadan un sanayisinin de sürdürülebilir olamayacağını” belirtti.


UN SEKTÖRÜNDE KÜRESEL TRENDLER

Küresel un pazarının büyüklüğü bugün 350 milyar dolar. Bunun %70’i geleneksel unlardan oluşuyor. Ancak 2030’a kadar bu payın %54–55’e gerilemesi, fonksiyonel un pazarının ise 97 milyar dolardan 219 milyar dolara çıkması bekleniyor.

Fonksiyonel unlar; glutensiz, tam tahıllı veya özel amaçlı, endüstriyel kullanıma uygun katma değerli ürünleri kapsıyor. Günhan Ulusoy’un sunumda paylaştığı araştırmaya göre küresel fırıncılık pazarı da yıllık %4,5 büyüme ile 2035’te 750–800 milyar dolar seviyesine ulaşacak.

Dr. Ulusoy, sunumunun sonunda şu mesajı vurguladı: “Un ihracatı yalnızca ticaret değil, gıda güvenliği için stratejik bir araçtır. Güçlü tarım = güçlü un sanayisi = güçlü unlu mamuller sektörü. Fonksiyonel unlar, geleceğin yönünü belirleyecek. Un hayat kurtarır. Savaş ve felaket bölgelerinde ilk yardım malzemesi olarak öne çıkması bunun en somut göstergesidir. Güçlü bir un sanayisi, küresel şoklara karşı daha dayanıklı bir tedarik zinciri demektir.”

Haberler Kategorisindeki Yazılar
09 Nisan 20182 dk okuma

2. Duayenler Buluşması’na hazırlanan TABADER altı kategoride ödül verecek

Tahıl ve bakliyat işleme teknolojileri, depolama ve analiz sistemleri sektöründe faaliyet gösteren ...

15 Haziran 20232 dk okuma

Putin: Tahıl anlaşmasından çekilmeyi düşünüyoruz