BLOG

Beslenme, Güvenlik, Sürdürülebilirlik ve Nesnelerin İnterneti

14 Ekim 20167 dk okuma

Johannes WICK, Bühler AG: Modern teknoloji ile birlikte, değirmenlerimiz bugünkünden daha farklı çalışacaklar. Bu taleplere uyum sağlamamız gerekiyor. Yepyeni iş modellerinden bahsediyoruz: örneğin, değirmenciler, bize sipariş edilen makine başına ödemede bulunmayacaklar. Kesintisiz çalışma süresi, verim artışı veya fabrika üretimi bakımından performansımıza göre ödeme yapacaklar.”

54_82

Johannes Wick, 2016 yılının Nisan ayından bu yana Bühler’in Tahıl ve Gıda Birimi’nin CEO’su. Bühler’deki eski görevinde, ekibiyle birlikte Tahıl Değirmenciliği Birimi’nin başarılarını katlayan Wick, şimdi beslenme, gıda ve yem güveliği, sürdürülebilirlik ve nesnelerin interneti alanlarındaki fırsatlara odaklanmış durumda. Bu alanları, müşterileri için söz verilen inovasyonlara dönüştürmeyi hedeflediklerini söyleyen Wick, asıl soru “sınırlı kaynaklarla giderek artmakta olan dünya nüfusunu nasıl besleyeceğiz” sorusudur diyor ve Bühler’in pazar lideri olarak bu endüstriye öncülük etmek ve sürdürülebilir çözümlerinin ekolojik ve ekonomik yararlarını göstermek gibi bir görevi olduğunu ifade ediyor.

Johannes Wick ile Bühler’in gelecek hedeflerini, beslenme ve sürdürülebilirlik konuları ile birlikte firmanın tahıl endüstrisindeki mevcut zorlukları ve fırsatları nasıl değerlendirdiğini konuştuk.

Sayın Wick, 2014 yılında Bühler’e katıldınız ve Tahıl Değirmenciliği bölümünün yönetimini devraldınız. 1 Nisan 2016 tarihinden bu yana da, Tahıl & Gıda bölümünün CEO’susunuz. Tahıl değirmenciliğinde geride bıraktığınız görevinizde sizi en çok gururlandıran başarılarınız nelerdi? Tahıl değirmenciliği, Bühler Group bünyesindeki en büyük iş birimidir ve biz bu birimin daha da büyümesini sağladık. Bu birimde çalışmaya başlamak, tahıl işleme endüstrisinde çalışma azmimi kamçıladı. Daha da önemlisi, ekibimle birlikte, kurulum süresinin ve maliyetlerin düşürülmesi hususuna özel bir önem vererek büyük çaplı ve kompleks projeleri ne şekilde yönetebileceğimize odaklandık. Ortaya çıkan sonuçlar harikulade ve müşterilerimiz için çok önemli faydalar sağlayacağı da kesin! Çok önemli olan başka bir dönüm noktası ise, Bosch ile yapmış olduğumuz işbirliğidir. Bu işbirliği sayesinde öğütme valslerimiz daha akıllı bir hale gelecektir. Şimdi de Ralph Schuck ile birlikte, yani bu başarıyı devam ettirecek ve Bühler’in değirmencilik işini bir üst noktaya taşıyacak olan mükemmel biri ile işimize devam edeceğiz.

Bühler’in Tahıl ve Gıda bölümü CEO’su olarak, Bühler için hedeflerinizi okuyucularımızla paylaşabilir misiniz? “Tarladan sofraya” kadar tüm iş faaliyetlerimiz süresince, şu dört alanda çok büyük bir potansiyel görmekteyiz: beslenme, gıda ve yem güvenliği, sürdürülebilirlik ve Nesnelerin İnterneti. Çalışmalarımızı, bu alanların bize sunmuş olduğu fırsatları değerlendirmeye yoğunlaştırıyoruz. Bunları müşterilerimize söz verdiğimiz şeylere -daha iyi bir dünya için inovasyona- dönüştürmek amacındayız. Müşterilerin bütün bir değer zincirinde tam izlenebilirlik konusundaki yeni gereksinimleri endüstrimizi bir adım ileri taşıyacak.

Tahıl işleme endüstrisinin şu an yüz yüze olduğu mevcut zorluk ve fırsatlardan bahseder misiniz? Bühler, küresel gıda teknolojisinde lider konumunda olduğundan, bu zorluk ve fırsatlar hususunda Bühler’in planları nelerdir? Burada asıl önemli olan konu, sınırlı kaynaklara ve giderek artan tüketici beklentilerine sahip olan bir dünyada giderek artmakta olan bir nüfusu ne şekilde besleyeceğimizdir. Tüm insanların ve hayvanların, sağlıklı gıda ve yemeğe erişebilmesini arzu ediyoruz.

İnovatif çözümlerimizle buna katkıda bulunmaktan gurur duyuyoruz. Bu pazarın lideri olarak, bu endüstriye öncülük etmek ve sürdürülebilir çözümlerimizin, ne şekilde ekolojik ve ekonomik yararlar sağlayabileceğini göstermek gibi bir görevimiz ve olanağımız var. Her yıl, grup olarak ciromuzun yaklaşık %5’ini araştırma ve geliştirme çalışmalarına ayırıyor ve müşterilerimizin yararına olacak şekilde son teknoloji çözümler sunuyoruz. Ama şunu da unutmamak gerekir ki, bu husus, tek başına halledilebilecek bir mesele değil. Bu yüzden, endüstri, bilim ve bu alandaki yeni şirketlerin güçlerini birleştirmeleri gerekiyor. İşte tam da bu nedenlerle, bu yaz Uzwil’de Bühler Ağ Günleri’ni başlattık.

Bühler Ağ Günleri 2016, gerçekten de, katılımcılar arasında bilgi alışverişinde bulunulması ve deneyimlerin paylaşılması anlamında harikulade bir platform olarak ön plana çıktı. Bu organizasyonda, beslenme trendleri, gıda ve yem güvenliği, sürdürülebilirlik ve Nesnelerin İnterneti gibi anahtar konular üzerinde konuşuldu. Bunlar, Bühler için neden bu kadar önemli? Ve Bühler bu temel meselelere nasıl yaklaşıyor? Bu dört alan, ilgili zorluk ve fırsatları ile birlikte değerlendirildiğinde inovasyon çabalarımızın temel motoru konumundadır. İzninizle, tahıl işleme endüstrisinde ezberleri bozan gıda ve yem güvenliği konusu ile başlayayım. Ürünlerin geri çağrılması, ödemeler ve etkilenen ürünlerin itibarı bakımından oldukça maliyetli. Aynı zamanda, iklim değişikliği gibi nedenlerden dolayı da hammaddelerin, mantar, küf ve toksinler gibi sebeplerden dolayı kontaminasyonu artıyor. Müşterilerimizi desteklemek adına, tüm çabalarımızı, işleme ekipmanları için devrim yaratacak hijyen tasarım standartları kurmaya yoğunlaştırmaktayız. Temizleme konusunda gelişen şartlarla birlikte, son kullanıcılarımızın operasyonel maliyetlerini azaltacak çözümler yaratıyoruz. Ya da mikotoksin (mantar zehiri) gibi önemli kontaminasyon zorluklarını düşünün. Geniş portföyümüz ile tahıl değer zincirimiz boyunca bütüncül bir yaklaşım sergileyebiliriz; tahılı işlerken ve taşırken optimal kurutma, temizleme ve depolama sağlamak üzere bu alandaki en iyi uygulamalarla başlayabiliriz. Son olarak, temizleme ve işleme teknolojilerimiz, mikotoksin tehlikesi ile mücadelede önemli faktörlerdir. Örneğin, Hysis çözümümüzü kullanarak, yem endüstrisi için peletleme prosesini, güvenilir bir zehir öldürücü adımına dönüştürdük.

Çok ilgi çekici gerçekten! Besin ve sürdürülebilirlik alanlarındaki son trendlerle ilgili olarak neler söyleyebilirsiniz? Açlık, vitamin ve mineral eksikliği, kilo ile sonuçlanan aşırı şeker ve yağ tüketimi, günümüzün önemli sorunlarının başında geliyor. Bunun yanı sıra, gelecekte büyük bir protein eksikliğinin olacağını da biliyoruz. Gerçek şu ki, dünyanın giderek artan nüfusu, geleneksel et tüketimi ile karşılanamayacak olan ek proteinler gerektirecek. Günümüzden 2050 yılına kadar protein talebinin yüzde 50 oranında artması bekleniyor. Bunu nasıl başarabiliriz? Bu durumu, yosun veya böcekler gibi alternatif protein kaynakları için yeni çözümler ile ele alıyoruz. Kısa zaman sonra, başta hayvan ve deniz ürünleri yemleri olmak üzere bu tür ürünleri market raflarında görebileceğiz. Daha iyi bir besin dengesi için, yulaf ve bakliyat gibi geleneksel tahıl piyasasının daha da büyümesini bekliyoruz.

Sürdürülebilirlik alanındaki amacımız, müşterilerimiz için ekonomik ve çevresel avantajlar yaratmaktır. Size bu konuda şu iki örneği verebilirim: Ecothermatic makarna kurutucusu, inovatif bir ısı değişim konsepti sayesinde, yüzde 40 daha az termal enerji gerektiriyor ve son jenerasyon yüksek hassasiyetli skalamız Tubex ise yüzde 90 daha az enerji gerektiriyor. Genel olarak, 2020 yılına kadar, enerji, su ve kaynaklar bakımından yüzde 30 oranında bir düşüş hedefliyoruz. Tarladan sofraya kadar olan süreçte tahıl ve gıda kayıplarının elimine edilmesi temel bir katkı unsuru olacaktır.

Bühler Ağ Günleri 2016 organizasyonunda tartışılan konulardan bir tanesi de Nesnelerin İnternetiydi. Nesnelerin İnterneti, değirmen endüstrisini nasıl etkiliyor? Nesnelerin İnternetinin etkisi, değirmen endüstrisi için de akıllara durgunluk veren cinsten olacak. Sadece, AirBnB ve Uber gibi kuruluşların, dijital iş modellerine sahip endüstrilerde ne gibi değişimlere neden olduğunu düşünün. Bizler, gıda endüstrisinde de benzer bir olguyu yaşamak üzereyiz. Bühler olarak bu trendin devam edeceğini bekliyoruz ve sonuç olarak, tüm çözümlerimizi sensörlerle donatmaya başladık. Bosch ile yapmış olduğumuz işbirliği sayesinde, Bosch’un Nesnelerin İnterneti alanında sahip olduğu tecrübe ile gıda işleme alanındaki teknik bilgilerimizi birleştirdik. Geleneksel öğütme silindirlerimizi, sıcaklık ve titreşimleri ölçen son teknoloji sensörler ile değiştiriyoruz ve ilk ürünleri 2017 yılına kadar almayı umut ediyoruz. Yeni teknoloji, bütün makine sistemimiz hakkında gerçek zamanlı olarak üretilen verileri analiz etmemize yarıyor. Ayrıca, reaktif bakımdan önleyici bakıma geçmeyi amaçlıyoruz. Bu durum, müşterilerimiz için daha iyi bakım fırsatları ve daha yüksek ürün kalitesi sayesinde daha az zaman kaybı anlamına gelecek. Bundan daha da radikal bir şey söyleyeyim: değer zincirinin sürekli olarak izlenmesi için büyük fırsatlar görüyoruz. Bir kişinin, tam başlangıç noktasından itibaren, en üst kalitede, istikrarlı ve kontaminasyona uğramamış hammadde sağlamak üzere her bir tahılın orijinini izlemesini hayal ediniz. Bazıları için bu, imkânsız bir düş gibi görünebilir. Ancak, izlenebilirlik, büyük bir tüketici beklentisi haline geldi. Ve biz, bunu gerçekleştirmek üzere çalışıyoruz.

Yukarıda bahsetmiş olduğunuz temel hususlardan başka, özel olarak ele alınması gereken başka bir alan olduğunu düşünüyor musunuz? Bu dört alan, gıda işleme endüstrisi için hem zorluk hem de fırsatlar sunuyor. Bu piyasanın lideri olarak, bu alanların da öncüsü olmak istiyoruz. Ayrıca, bu yeni dünyada başarılı olabilmek için yeni beceri ve yaklaşımlara ihtiyacımız var. Bu sebepten dolayı, çalışanlarımız, müşterilerimiz ve ortaklarımıza sunduğumuz okul ve eğitimlere yatırım yapmaya devam ediyoruz.

Son zamanlarda tüm gözler gıda güvenliği, enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve otomasyon üzerine odaklanmış durumda. Değirmencilik endüstrisinin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Örneğin, gelecek beş yıl içerisinde neleri konuşuyor olacağız? Otomasyon ve Nesnelerin İnternetine ilişkin fırsatlar, endüstrimiz üzerinde önemli bir etkiye sahip olmaya devam edecek. Modern teknoloji ile birlikte, değirmenlerimiz bugünkünden daha farklı çalışmaya başlayacaklar. Bu taleplere uyum sağlamamız gerekiyor. Tamamen yeni iş modellerinden bahsediyoruz: örneğin, değirmenciler, bize sipariş edilen makine başına ödemede bulunmayacaklar. Kesintisiz çalışma süresi, verim gelişimi veya fabrika üretimi bakımından performansımıza göre ödemelerde bulunacaklar. Bu girişimci ve inovatif ruhu anlayabilmek adına bu işte yeni olan birkaç şirket ile birlikte çalışıyoruz.

Son olarak, gelecekte dünyanın farklı bölgelerinde yaşanacak büyüme konusunda neler düşünüyorsunuz? Size göre, hangi bölgelerde yüksek bir potansiyel var? Bühler olarak, müşterilerimizin bulundukları yerde olmak istiyoruz. Bizim işimiz yerel bir iştir. Bundan dolayı 100’ün üzerinde servis hizmeti ve fabrikasından oluşan dünya çapındaki ağımızı güçlendirmeye devam ediyoruz. Şu anda, Asya dünyası en hızlı büyüme gösteren bölge konumunda. Bunda dolayı, Eylül ayının sonunda, çeltik işleme endüstrisi için yeni bir fabrika açtık. Bu fabrika, azimli Vietnamlı pirinç üreticilerinin, ihraç standartlarını karşılayabilmelerine yardımcı olacak.

Çalışmalarımızın temelinde hep şu ilke yatıyor: müşterinin başarısının mühendisliğini yapmak. Afrika’nın yüksek nüfus artışı ile birlikte, bu bölgede de iş artışı bekliyoruz. Sonuç olarak, 2015 yılında Afrika Değirmencilik Okulu’nu kurduk.

Etiketler
#vals
Teknoloji Platformu Kategorisindeki Yazılar
07 Nisan 20179 dk okuma

Uğur Makina’nın değirmencilik sektöründeki başarısı: “62 YIL, 98 ÜLKE, 600’Ü AŞKIN TESİS”

Okçul BARLIK, Uğur Makina: “Firmamız, kuruluşunun 60. yılında, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (...

13 Eylül 20177 dk okuma

Golfetto Sangati, değirmencilik sektöründe ilkleri yaşattı

Claudio Zavatta, Golfetto Sangati: “Golfetto Sangati, değirmencilik sektörünün lideri olarak, piy...

07 Nisan 20175 dk okuma

Vals Toplarında Güvenilir Ve Yenilikçi Bir Paydaş: YENAR

Bekir YEĞİN, Yenar Döküm Sanayi ve Ticaret A.Ş.: “Yenar Döküm A.Ş., 20 yıllık bir maziye ama 100 ...