Küresel hububat piyasalarında güçlü
üretim ve yüksek stoklar fiyatları baskı altında tutarken, çiftçi gelir
beklentisinin zayıflaması ekim desenini yağlı tohumlar lehine değiştiriyor.
Agrolino Grains ve Oil Seeds CEO’su Şaban Buttanrı, buğdayın 240 dolar/ton
bandına karşılık arpanın 260–270 dolar/tonla primli seyrettiğini, yağlı
tohumlarda ise fiyat makasının belirgin biçimde açıldığını vurguladı.
Buttanrı’ya göre 2026’ya girilirken “büyük bir şok” yaşanmadıkça tahıl
fiyatları stabil seyredebilir. Buna karşılık hububatta getirinin zayıflaması,
ayçiçeği ve soya gibi yağlı tohumlarda daha yüksek fiyat/gelir beklentisiyle
ekim kararlarını bu ürünler lehine hızlandırıyor.

Bloomberg HT’de yayınlanan Tarım Analiz programında İrfan Donat’ın konuğu olan Agrolino Grains ve Oil Seeds CEO’su Şaban Buttanrı, arpanın dünya fiyatlarında buğdayı geçecek şekilde primli seyretmesinin ekilişleri desteklediğini, buna karşılık yüksek üretim ve güçlü stokların hububatta fiyatları baskıladığını söyledi. Buttanrı, dünya buğday fiyatlarının 240 dolar/ton bandındayken arpa fiyatlarının 260–270 dolar/ton seviyelerinde görülebildiğini belirterek, “Normalde arpa fiyatları buğdayın yaklaşık %10 altında olmalı. Şu an bunun tersi bir tablo var ve bu da çiftçiyi motive ediyor,” dedi.
TÜRKİYE’DE ARPA EKİLİŞİ ARTIYOR
Türkiye’de ekilişlerin tamamlandığı buğday ve arpa için sahadan gelen sinyallerin ekim alanlarında artışa işaret ettiğini kaydeden Buttanrı, artışın iki ana gerekçesini kuraklık etkisi ve arpadaki fiyat cazibesi olarak özetledi. Bu eğilimin sadece Türkiye’ye özgü olmadığını vurgulayarak, “Sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada arpa üretiminin biraz daha artacağını bekliyorum,” değerlendirmesini yaptı.
YÜKSEK İCAR GİDERİ REKABETÇİLİĞİ
ZAYIFLATIYOR
Türkiye ve küresel hububat piyasalarını yakından izleyen deneyimli sektör temsilcisi Buttanrı’ya göre Türkiye’de hububat üretiminde ve nihai ürün ihracatında rekabetçiliği baskılayan ana başlıklardan biri, icar (tarla kiralama) maliyetleri. Buttanrı, bazı bölgelerde icar seviyelerinin Avrupa örneklerine göre belirgin biçimde ayrıştığını belirterek, “Şanlıurfa, Diyarbakır, Amasya gibi yerlerde icar fiyatları Almanya’dan iki kat daha pahalı olabiliyor,” dedi. Türkiye’de araziye yaklaşımın daha “duygusal”, yurt dışında ise daha “ticari” olduğuna dikkat çeken Buttanrı, bunun arazi ve icar fiyatlarına yansıdığını kaydetti.
Rekabet baskısını somut bir örnekle anlatan Buttanrı, Kanada’daki bir üreticinin maliyetlerini ve ihracat bağlantısını şöyle özetledi: “Kanada’da Saskatchewan’daki bir çiftçi buğdayını siloya teslim edip 200 dolara satabiliyor; ürünü Vancouver Limanı’na 60–70 dolar maliyetle götürüp sert buğdayını 300–310 dolara İtalya’ya satabiliyor,” dedi. Türkiye’de ise sert buğdayın 345–350 dolar/ton bandında olduğunu hatırlatan Buttanrı, bu maliyet farkının un ve makarna ihracatında rekabeti zorlaştırdığını söyledi.

TMO STOK YÖNETİMİ VE İÇ PİYASADA
DURGUNLUK
Stok tarafında “sorun görmediğini” ifade eden Buttanrı, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) stok yönetimini olumlu değerlendirerek, “TMO stokları çok doğru yönetiyor; sert buğdayı üreticilere ve tüccarlara açmış durumda. Buğdayda bir sıkıntı görmüyorum. Mısırda da benzer şekilde stok sorunu yok. Hatta fiyatlar düşmüş durumda ve elinde stok bulunanlar, envanter maliyetleri yüksek olmasına rağmen fiyatların artmamasından şikâyet ediyor,” dedi. “Piyasada bir durgunluk var diyebilir miyiz?” sorusu üzerine ise, “Evet, özellikle mısır ve buğday gibi ürünleri stoklayanlar için ciddi bir durgunluk var. İhracat tarafı da zayıf. Un ve makarna sanayinin geçen yıllardaki performansı yok; kur etkisi de burada önemli. Un ihracatında düşüş var; makarna ihracatı ise bu yılı yaklaşık 1,4 milyon tonla daha stabil kapatıyor. Yem tarafında da enflasyonu kontrol etmek adına TMO’nun son aylarda fiyatları sabit tutması piyasayı etkiliyor,” yorumunu yaptı.
MISIR VE SOYA ÜRETİMİ 25 YILDA KATLADI
Buttanrı’nın paylaştığı veriler, küresel hububat ve yağlı tohumlarda fiyatların neden uzun süre baskı altında kaldığını ortaya koyuyor. Buttanrı, 2000–2025 döneminde dünya nüfusunun yaklaşık %30 arttığını, buna karşın mısır üretiminin 25 yılda %218, soya fasulyesi üretiminin ise %237 yükseldiğini söyledi. Bu üretim artışının, stokları güçlendirerek fiyatları sınırladığını kaydeden Buttanrı, “Son 5 yılda dünya buğday fiyatları da, mısır fiyatları da benzer seviyelerde seyretti,” dedi.

YAĞLI TOHUMLARA KAYIŞ
Bölgesel gelişmeleri küresel arz–talep resmiyle birlikte değerlendiren Buttanrı, hububatta gelir beklentisinin zayıflamasıyla Avrupa ve Amerika’da çiftçinin yağlı tohumlara yöneldiğini belirtti. Fiyat makasını çarpıcı bir oranla anlatarak, “Geçmişte 1,8 ton buğday sattığınızda 1 ton ay çekirdeği alabiliyordunuz; bugün neredeyse 3 ton buğday 1 ton ay çekirdeğine denk geliyor,” diye konuştu. Çiftçi satış fiyatlarını da kıyaslayarak, “Dünyanın birçok yerinde çiftçi buğdayını tarlada 170–180 dolara satarken, çekirdeğini 580 dolara satabiliyor; soya fasulyesi de 350–360 dolar bandında,” bilgisini paylaştı.
TÜRKİYE’NİN YAĞLI TOHUM AÇIĞI
Türkiye’nin yağlı tohumlarda yapısal açığına dikkat çeken Buttanrı, açığın yalnızca bitkisel yağla sınırlı görülmemesi gerektiğini vurguladı. Buttanrı, “Türkiye’nin 3,5 milyon ton soya fasulyesi ithalatı var. Soyayı ithal edemezseniz sadece yağ değil; yem zinciri üzerinden yumurta ve tavuk eti ihracatı da etkilenir,” dedi. 2026 için yaklaşımını ise net bir mesajla özetledi: “Kesinlikle kendi yağımızla kavrulabilmeliyiz; ithalatın maliyeti artıyor ve her geçen gün zorlaşıyor,” dedi.
ÇİN FAKTÖRÜ
Küresel talep tarafında Çin’in belirleyici rolüne işaret eden Buttanrı, Çin’in hem üretimde hem ithalatta “akıllı” bir politika izlediğini söyledi. Buttanrı, “Dünyanın en büyük buğday üreticisi şu anda Çin. Yağlı tohumlarda da 100 milyon ton soya fasulyesi ithalatı var. Ama Çin aynı zamanda kendi tarımını geliştirmek için sistemli adımlar atıyor, ithalata dayalı politikaları da çok dikkatli yürütüyor,” dedi.

2026 ÖNGÖRÜSÜ: “BÜYÜK ŞOK OLMAZSA
FİYATLAR STABİL”
Şaban Buttanrı, 2026 tahıl piyasalarına dair temel senaryosunu da “sakin/stabil” fiyat görünümü üzerinden kurdu. Buttanrı, “Eğer politik riskler olmazsa; savaş, kuraklık ya da petrol fiyatlarında ciddi artış yaşanmazsa fiyatların stabil şekilde devam edeceğini düşünüyorum. Ciddi bir risk görmüyorum,” dedi. Kanatlı üretimde mısır ve soyanın, büyükbaşta ise ayçiçek küspesi ve arpanın kritik girdiler olduğuna işaret eden Buttanrı, bu ürünlerde arz tarafında genel bir sorun öngörmediğini belirtti.
İTHALATA BAĞIMLI ÜRÜNLERDE YOL HARİTASI
Şaban Buttanrı, Türkiye’nin özellikle ithalata bağımlı olduğu ürünlerde rekabetçi kalabilmesi içinse üretim deseninde daha cesur adımlar gerektiğini vurguladı. Çiftçinin bazı ürünleri yeterince tanımadığını belirten Buttanrı, “Örneğin soya fasulyesi hâlâ çiftçinin gündeminde yeterince değil; tanıtım ve bilgilendirme yapılmalı,” tavsiyesinde bulundu. Alım tarafında bir sorun beklemediğini ifade eden Buttanrı, “Çiftçimiz buğdayını, arpasını, soya fasulyesini, kanolasını, ay çekirdeğini satmada genel olarak sorun yaşamıyor. Alışık olmadığımız ürünleri ekmekten korkmamalıyız,” diye konuştu. Buttanrı’ya göre, ithalata bağlı kalemlerde çiftçinin daha fazla bilinçlendirilmesi ve ekimlerin teşvik edilmesi kritik: “Çiftçi bir-iki yıl eker, para kazandığını görürse diğer üreticiler de hızla bunu takip eder.”