BLOG

‘Unda standart kalite yakalamak için laboratuvar şart’

15 Mart 20217 dk okuma

Metin Özbal

Metin Özbal Genel Koordinatör Özbal Un

“Buğday unu üretimi Türkiye’de artık 1990’lı yıllardaki gibi kara düzen değil. Müşterilerin bizlerden talepleri daha fazla. Un üretiminde çeşitlilik her gün daha da artmakta. Kaliteyi ise doğru buğday seçimi, üretilecek ürüne uygun üretim prosesleri ve son ürün standardizasyonu belirliyor. Çok sayıda firmanın rekabet ettiği bir piyasada, istenilen ürünü standart kalitede üretemediğiniz takdirde barınmanız çok zor. Laboratuvar, bu noktada bize büyük katkı sağlıyor.”

Değirmencilik sektöründe birçok şirket rekabet halinde. Bu rekabette, nihai ürünlerinin kalitesini artırmak ve müşteri beklentilerini karşılamak için kalite kontrol departmanlarına yatırım yapan şirketler, pazarda önemli bir yer kazanmalarını sağlayacak mükemmel bir profile sahip oluyor. Tüketici farkındalığının artmasıyla birlikte, üreticiler de müşterilerinin her zaman beklediği en iyi kaliteyi sunma da daha tutarlı olmaya çaba sarf ediyor. Bu nokta da kalite kontrol laboratuvarlarına önemli görev düşüyor.

Dünya un ihracat lideri Türkiye ve Bu alandaki bölge üssü konumunda olan Gaziantep merkezli Özbal Un’un Genel Koordinatörü Metin Özbal bey ile kapak konumuz ‘Un kalitesinde istikrar’ üzerine konuştuk. Özbal, elde edilen ürünün kalitesinin standart olmasının sektörde başarı için şart olduğunu belirtirken, “Bu açıdan kalite kontrol laboratuvarları kesinlikle un üreten firmaların olmazsa olmazıdır.” diyor.

Metin bey, öncelikle firmanızın kuruluş hikâyesi ve bugünlere gelme sürecini bizimle paylaşabilir misiniz? Firmamız 1991 yılında Gaziantep’te 80 ton/gün buğday kırma kapasitesiyle kuruldu. Ancak geride bıraktığımız 30 yıl içinde tüm ürünlerimizde kaliteyi ve istikrarlı üretimi kendimize ilke edinerek üretim kapasitemizi sürekli artırdık. 1991-1998 yılları arasında sadece ekmeklik grubu un üretimi yaptık. 1998’de ürün gamına tatlıcılık grubu ürünlerini de dahil ettik. 2008’de ise kapasitemizi 120 ton/gün buğday kırma kapasitesine yükselttik ve ürün gamına pastacılık grubu ürünlerini ekledik. Temmuz 2021’de faaliyete girmesi planlanan Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’ndeki yeni fabrikamız ile günlük üretimimiz 400 tona ulaşacak.

Ürün kalitesinde öncelikle müşteri beklentilerini karşılamak, pazarın ihtiyaçlarını takip ederek sürekli ürün geliştirme çalışmalarını devam ettirmek. Piyasa güvenini kazanmanın temel prensipleridir. Üretimimize bu prensiplerle, hep aynı ciddiyet ve özveriyle devam ediyoruz.

Üretim tesisleriniz ve kullandığınız teknoloji hakkında bize bilgi verir misiniz? Mevcut tesisimizde şu an yarı otomasyon ile çalışıyoruz. Ancak temmuz ayında devreye alacağımız yeni ünitemizde yapay zeka ile buğday unu üretiminin temelini oluşturmayı planlıyoruz. Ürün kabul, kalite kontrol ve Ar-Ge laboratuvarlarımızda en son teknoloji cihazları kullanmaktayız.

Hammaddenizi nereden karşılıyorsunuz? Hammadde alımlarımız kullanım alanına göre ülkemizin farklı bölgelerinden ve yurt dışından karşılıyoruz.

Hangi pazarlara yönelik çalışıyorsunuz? Firmamız, yurt içinde 49 ilde bayilik ağı oluşturmuştur. Yurt dışında ise AB ülkeleri, İngiltere, Irak, Suriye ile kısmi olarak çalışmaktayız.

Tesis yatırımı dışında Ar-Ge çalışmalarınızdan da söz eder misiniz? Kalite kontrol laboratuvarınızda ne tür çalışmalar yapıyorsunuz? Az önce belirttiğim gibi çeşitli gruplarda buğday unu üretimi yapıyoruz. Bu farklı gruplara yönelik ürettiğimiz unumuz için belirlediğimiz kriterler ve buğday çeşitleri var. Her bölgeden buğday almasak dahi veri ağı oluşturmak için ülkemizdeki buğday çeşitlerinin fiziksel, kimyasal ve reolojik analizlerini yapıyoruz. Alınan buğday numunesini, yetiştiği mevsim şartları ve konumun rakımına kadar kayda alıyoruz.

Ar-Ge çalışmalarımızda şikayetleri, talepleri ve piyasanın bizden beklentilerini değerlendiriyoruz. Buğdayda uyguladığımız veri ağı, Ar-Ge bölümü için de geçerli. Ar-Ge’si tanımlanan ürün ilk önce kendi mutfaklarımızda deneniyor. Sonra uygun bulduğumuz ürünler ikinci aşamada işinde uzman ustalarımızın değerlendirmesine sunuluyor. Buradan da olumlu netice alındıktan sonra ise seri üretime geçiyoruz. Bu veri ağları ile en iyi ürünü, en standart şekilde üretebilmeyi hedefliyoruz.

“TEKRARLANABİLİRLİKTE AYNI SONUÇLARI ALABİLDİĞİMİZ FİRMA ABP OLDU”

Laboratuvar kurulumu için hangi firmayı tercih ettiniz? Laboratuvarda olmazsa olmalardan biri, cihazların testleri aynı standart normlar üzerinden yapabilmesidir. Bir çok firma ile çalıştık, fakat aldığımız cihazlar birkaç kullanımdan sonra standart şekilde çalışmadı. Tekrarlanabilirlikte aynı sonuçları yakalayamadık. Verdiği cihazın arkasında duran ve tekrarlanabilirlikte aynı sonuçları alabildiğimiz firma ABP oldu.

Kalite kontrol süreçlerinizi nasıl yönetiyorsunuz? 2006 yılında, birçok farklı ürünü değerlendirdikten sonra ABP Gıda firmasının tanıtımları sonrası Chopin Alveograph MA cihazının alımını yaptık. 2015’te de yenilenen AlveoLab cihazını, analiz prosedür sürecinin kısa olması, eski modellere oranla sonuçları otomatik hesaplayıp vermesi, hafızasının yüksek olması ve irmik testlerinin iyi olması sebebiyle tercih ettik. Mevcut Chopin SD Matic ve Mixolab cihazlarının yanına aldığımız AlveoLab’ı, buğday ve un kalite kontrolünde günlük olarak yaklaşık 10 test ile kullanmaya devam ediyoruz.

Üretimimiz doğrultusunda irmik ve un ya da bu iki üründe tüm bu cihazlar kullanılıyor. Buğdayların yapısı, oluşturulacak ürünlerdeki tepkisi ölçülüyor. Durum buğdaylarında yapıları test ediliyor. Buğday, tesisimize ilk geldiğinde AlveoLab cihazında çalışmaları için belli kıstaslar oluşturulup alınan sonuçlara göre işlem yapılıyor. Yine belli sonuçlar doğrultusunda üretime yön veriliyor. Mixolab cihazı ile kendimize özel protokoller tasarlayarak süne tahribatını belirliyor, buğday ve un paçalları optimizasyonu sağlıyor, katkı maddelerinin etkilerini tespit ediyoruz. Buna göre de ürün geliştirme ve katkı çalışmalarını yapıyoruz.

Değirmencilikte kalite kontrol neden önemli? Kalite kontrol ve laboratuvar, firmalara ne kazandırır? Buğday unu üretimi Türkiye’de artık 1990’lı yıllardaki gibi kara düzen değil. Buğday çeşitliliği çok fazla. Müşterilerin bizlerden talepleri daha fazla. Un üretiminde çeşitlilik her gün daha da artmakta.

Kaliteyi ise doğru buğday seçimi, üretilecek ürüne uygun üretim prosesleri ve son ürün standardizasyonu belirliyor.

Ülkemizde atıl kapasite çok olduğundan birçok firma son şans olarak çeşitli ürün gruplarını üretmek için çabalıyor. Ama bu özel ürün gruplarını üretmek o kadar da kolay değil. En başta ne üretmek istediğinizi bilmeniz lazım. Elinizde çok fazla buğday ve bunlarla ilgili veri olmalı. Üreteceğiniz ürünün proteini ne olmalı? Nişasta zedelenme değerlerini ne yapmalıyım? Bunlar gibi bir çok kriter etraflıca düşünülmeli. En önemlisi, çıkardığınız ürün her zaman standart olmalı. Bu açıdan da kalite kontrol laboratuvarları kesinlikle un üreten firmaların olmazsa olmazıdır. Çok sayıda firmanın rekabet ettiği bir piyasada istenilen ürünü standart kalitede üretemediğiniz takdirde barınmanız çok zor. Laboratuvar, bu noktada bize büyük katkı sağlıyor.

Covid-19 sürecinde tüm sektörler hem çalışanların hem tüketicilerin sağlığını korumak için tedbirler aldı. Sofralarımızda çok önemli bir paya sahip unu üreten un sanayi, pandemi sürecinde ne gibi tedbirler aldı? Tüm dünya ne yazık ki adeta Covid-19 virüsünün esiri oldu. Bu virüsün yayılmasını önlemek adına hijyen kuralları ve gıda güvenliği daha da önem kazandı. Un üreticisi olarak bizler de her zaman özen göstermiş olduğumuz hijyen kurallarına bazı eklemeler yaptık. Örneğin çalışma arkadaşlarımızın düzenli olarak ateş ölçümü yapılıyor. Herhangi rahatsızlık belirtisi olan çalışanımız işyerine alınmıyor.

Herhangi bir sağlık problemi olmayan arkadaşlarımız ise tüm hijyen kurallarını uygulayarak ve en son dezenfektan kabininden geçerek çalışma ekipmanları ile üretim yerine giriş yapıyor. Yemekhane ve dinlenme bölümlerinde de sosyal mesafeye dikkat ediyoruz. Ayrıca yıllık izin kullanan personelden izin dönüşü Covid-19 test sonucu talep ediyoruz.

Güneydoğu menşeili bir firma olmanızın size sağladığı avantaj ve dezavantajlar nelerdir? Güneydoğu bölgesinde olmamızın, hammadde ve lojistik açısından avantajları ve dezavantajları var. Güneydoğu Anadolu bölgesinde dünya standartlarının üzerinde proteinli buğdaylar yetişmekte. Durum buğday unu üretimimizde, bu bölgenin verdiği kimyasal ve fiziksel değerleri hiçbir bölgede göremedik. Diğer yandan, lojistik olarak ise nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu şehirlere uzak oluşu ve buna bağlı olarak navlun ödemelerinin yüksek olması bölge sanayicilerini zorluyor.

Sizce un sanayicisinin karşılaştığı en büyük sorunlar neler? Un sanayisi ülkemizde yıllarca bilinçsiz ve hesapsız şekilde gelişti. Ülkemizin ihtiyacından ve ihracatından çok daha fazla atıl kapasite var. Firma sayısının çok fazla olması, sanayiciyi kârsız rekabetlere itmekte. Özellikle bölgesel teşvikler biz un sanayicilerini zor duruma düşürmekte. Temel gıda maddesi olan ve nimet olarak bize verilen buğdayı, rekabet neticesinde değersiz bir ürünmüş gibi işleyen firmaların sektörü zora soktuğu aşikar. Bu rekabetten doğan düşük kârdan dolayı bir çok köklü firma sektöre yatırım yapamamakta. Oysa ki sektör bu durumdayken yeni başlayacak olan firmalara değil de işinde tecrübeli, profesyonel sanayicilerimize teknoloji yenileme gibi teşviklerin verilmesinin uygun olacağını düşünüyorum.

Değirmencilik sektörüne makine ve teknoloji sunan tedarikçilerden neler bekliyorsunuz? Hangi alanlarda yenilikçi çözümlere ihtiyaç duyuyorsunuz? Ülkemizde son 5 yıldır endüstri 4.0 adı altında tesisler kuruluyor. Bu yatırımlar gerçekten onur verici. Endüstri 4.0 ile çalışan firmalar tamamen insan kaynaklı hataları azaltmak, düşük enerji tüketimi sağlamak ve minimum iş gücü ilkesiyle kuruluyor. Lakin un, buğdaydan çıkar. Üretim aşaması kolaylaşıyor ama nasıl bir formülasyon ve proses uygulayacağını bilmeyen tesisler kuruluyor.

Yeni nesil değirmen makine üreticileri sadece tesis kurmuyorlar. Ne tür prosesler ile üretim yapıldığını, gıda güvenliği kültürüne de önem veriyorlar. Ülkemizdeki çoğu makine üreticisi en iyi cihazı üretmek için çalışıyor, yapıyorlar da. Ama artık bu tedarikçilerin de buğday unu nasıl üretilir, ne tür prosesler ile çalışılmalı, gıda güvenliği en iyi nasıl sağlanır gibi konulara da önem göstermeli. Son zamanlarda yeni nesil makine üreticilerinin, üretim süreçlerinin üzerine düştüklerine ve bunun üzerine çeşitli eğitim kurumlarıyla çalıştıklarına tanık oluyorum.

Geleceğe dönük ne gibi yatırım planlarınız var? Bizim en büyük amacımız çok yüksek kapasiteli tesisler değil, piyasanın taleplerine cevap verebilecek ve insanlara en iyi şekilde hizmet edebilecek tesisler kurmak.

Özellikle eklemek istediğiniz, okuyucularımızla paylaşmak istediğiniz bir husus var mı? Röportajımızı okuyanlara tavsiyem, işinizin en iyisini yapmak için çalışın. İnanın yapmak istedikten sonra imkansız diye bir şey yok.
Teknoloji Platformu Kategorisindeki Yazılar
30 Mayıs 20165 dk okuma

Depolama çözümlerinde iddialı yeni bir isim: AĞAÇLI SİLO

“Müşterilerimizin beklediği kalite standardını, söz verilen zamanda, eksiksiz ve ekonomik olarak ul...

16 Eylül 20196 dk okuma

‘InfoTech güvenli tahıl depolama için komple çözüm sunuyor’

Ivan Boradjiev, Infotech Group: “Tahıl depolama işlemi ve teknolojilerinde derin bilgiye ve büyük d...